Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ARTIK TÜRKİYE BEŞİNCİ KOL FAALİYETİ YÜRÜTÜLECEK BİR ÜLKE DEĞİL 18.10.2018 Perşembe-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Türkiye’de beşinci kol faaliyetleri Osmanlının son yıllarında yapılmaya devam edilmiştir. Birçok rahip ve papaz din adamı ve doktor kılığında gelip ülkemizdeki etnik yapıların ortaya çıkmasını sağlamışlardır.

Fazla geriye gitmeye gerek olmadan Bülent Ecevit zamanında yaşanmış şöyle bir olayı yazarak yazıma devam etmek istiyorum. Bülent Ecevit’in azınlık hükümetinde Hasan Fehmi Güneş İç İşleri bakanıydı. O zaman istihbarat elemanları Adana Karataş"ta

MOSSAD Ajanlarının bir teknenin içinde üç tane şüpheli şahsı yakaladıktan sonra sorguya çekmek istiyorlar. Yakalananlar İsrail ajanı olduklarını ve kendilerinin sorguya çekemeyeceklerini; ille de sorguya çekmek istiyorsanız İç İşleri bakanı veya Başbakanı arayın” diyorlar. İlgililer önce İç İşleri bakanı Hasan Fehmi Güneş’i arıyorlar. Bakan; “Sakın bırakmayın hemen sorguya alın” diye talimat veriyor. Arkada birileri Başbakan Bülent Ecevit’e ulaşıyor ve Bülent Ecevit Hasan Fehmi Güneş’e onları bırakma talimatı veriyor. Arkasında da aynı MOSSAD Hasan Fehmi Güneş’in başına bir bayanı bela ediyor ve Hasan Fehmi Güneş istifa ettiriyor.

Daha sonraki yıllarda Çekiç gücün askerleri Ardahan ilçeyken Kaymakamı dövmüşlerdi. Türkiye bu olaya tepki bile vermemişti.

DOĞRUYOL-DSP koalisyonun zamanında bakan Sayın Yıldırım Aktuna bakan olarak Atina’yı ziyaret ettiğinde Yunanlı gençler tarafında öldüresiye dövülmüştü, Eli, yüzü ve elbiseleri kan içinde iken Sayın Yıldırım AKTUNA Televizyonda canlı yayında “onlara kızmadığını, bunun normal olduğunu” söyledi.

Sayın Mesut YILMAZ Başbakan iken Avrupa’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Birde duyduk ki Almanya’da burnunu kırmışlar. Sayın Yılmaz 14-15 yıl geçmesine rağmen hala burnunu kimin niçin kırdığı ile ilgili bir bilgi bize vermedi. Türkiye Cumhuriyetinin Başbakan’ının burnunu kırmak böyle kolay bir iş olmaması gerekir.

Aynı şekilde yine Bülent Ecevit Başbakan, Sayın Devlet Bahçeliyle Mesut Yılmaz Başbakan yardımcısıyken IMF’nin çok yüksek faizlerle memur maaşlarını ödemek için bize verdiği 10 milyar dolar borç için amerikaya yazılan teşekkür mektubunu hatırlayınca oldukça moralim bozuldu.

Bilmem bilir misiniz Rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil uzum yıllar Dış İşleri bakanlığı yapmıştı. Bakanlık yıllarıyla ilgili olarak yaptığı bir açıklamasında; “Ben Dış İşleri Bakanıyken konum olarak gelişmemiş ülkelerin yetkililerini görünce onlara hürmeten ayağa kalkar önümü düğümler selamlaşırdım. Ama konum olarak bizden daha yukarıda olan gelişmiş ülke yetkilileriyle karşılaştığımda elimi cebime koyar göz ucuyla onlarla merhabalaşırdım” demişti.

İşte 15 sene önce Türkiye cumhuriyetinin Başbakanı amerika başkanı karşısındaki o ezik duruşuyla G20 zirvesinde Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği performansı karşılaştırma yapılmayacak kadar açık bir şekilde bize yakışanlar Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından fazlasıyla yerine getirildiğini görüyoruz.

Daha sonraki yıllarda Mesut Yılmaz Başbakan ilen kim tarafından dövüldüğü belli olmayan ama burnu kırılmış ve sarılmış bir vaziyette ülkeye dönmüştü.

O da yetmemiş gibi NATO tatbikatında Amerikalı subaylar bilerek bizim muavenet gemimize roketle saldırmışları. İlk açıklama kazara olarak açıklanmıştı ama aradan yedi sene geçtikten sonra olayın kazara değil kasten yapıldığı ortaya çıkmıştı. Ama her ne hikmetse bununla ilgili hiçbir işlem yapılmamıştı.

Daha sonra 22 Nisan 2003 günü Türk özel kuvvetleri komutanlığı üyelerinin Türkiye' den giden insani yardıma eşlik ettikleri sırada gözaltına alınarak sınır dışı edilmelerinin ardından 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye' de gerçekleşen olay...

Türkiye ile amerikanın ortak kullandığı büroyu Amerikalı askerler basarak Türk özel kuvvetleri üyesi 3 subay ve 8 astsubay, karargâhları basılarak, gözaltına alınırlar. Başlarına çuval geçirilerek tutuklanırlar. O zaman AK Parti iktidarı zamanında hemen diploması harekete geçer ve amerikalılar özür dileyerek olayı kapatırlar.

Kendini bağımsız sayan birçok ülkede devletin en hayati öneme haiz kuruluşları başka ülkelere peşkeş çekilmişken devletin yönetenlerin çoğunun bunda haberi bile yok. Türkiye’de yakın zamana kadar hazinesi ve ekonomisi başkaları tarafından denetlenir raporlar hazırlanır. Hükümetler bu raporlar doğrultusunda ülkeyi idare ederlerdi.

Mesela ANASOL-D koalisyonu zamanında eğitimi kesintisiz 8 yıla çıkarılması gündeme gelmişti. Hem milletimiz hem de o zaman mecliste olan muhalefet partileri eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılmasına karşı çıkıyordu. Koalisyonun ANAP genel başbakanı ve Başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarmasının şart olduğunu; eğer 8 yıla çıkarılmayacaksa koalisyon ortaklığından çekileceğini söylemişti. Gerekçe olarak da OECD ülkelerinin bunu istediğini ileri sürmüştü. Aynı yıllarda çalışanların maaşlarındaki artış IMF raportörlerinin hazırladığı rapor dahilinde yapılırdı.

Geride bıraktığımız 15 seneden beri Türkiye kendine yetecek seviyeye geldi ve artık kimse 2003 öncesinde olduğu gibi Türkiye’ye operasyon çekemez.

İşte küresel sermayenin arabasının önüne taş koyanları çoğu zaman bu kadar uğraşmadan hemen varlığına son verdiriyor. İşte 1876 yılında Sadrazam Mahmut Paşa faizlerde % 50 indirime gittiğini ve bundan sonra Galata bankerlerinin borçlarını böyle ödeyeceğini söyleyince hemen yerli piyonlar harekete geçirilerek 3 saat sonra Mahmut Paşanın Sadrazamlık görevini sona erdiriyorlar. Ondan önce veya ondan sonra nice Osmanlı padişahları Yedi kule zindanlarından bizzat yeniçeri askerleri tarafından boyunları kırılarak öldürülmedi mi? Şimdi geçmişte bize “ONE MİNUTE= BİR DAKİKA” diyenlere şimdi biz “ONE MİNUTE= BİR DAKİKA” diyoruz.

Türkiye ilk defa bir rahip kılıklı CIA ajanını tutuklayıp yargılamış ve ceza vermiştir. Gerek muhalefet gerekse mevcut iktidarın karşıtları önce Rahip Brunson’un tutuklanmasına karşı çıkmışlardı. Şimdi de cezasını yatıp çıktı diye “Niye tutuklamıyorsunuz?” Diye karşı çıkıyor.

Sözde eli kalem tutan herkes bir şeyler yazdı, ağzı laf yapan herkes bir şeyler söyledi. Ama herkes Rahip Brunson’ın serbest kalması ile ilgilendi. Bir kaç yüz yıl boyunca, bu ülkede Rahipler ya da  Brunson’lar hiç eksik olmadı.  Belki tarihin derinliklerinde de bulmak mümkün, ama özellikle Osmanlı'nın zayıflama  dönemi ile Cumhuriyet döneminde Rahip Brunson’lar maalesef bu topraklarda hep vardı. Hem de çok çok etkili bir şekilde vardı. O kadar ki çoğu zaman devletimiz üzerinde bir güç olarak bu topraklarda bulundular. Aslında Rahip Brunson’lar bu ülkede birilerinin sözde valisi pozisyonunda bulunmaya devam ettiler. 

Herkes şikâyet etti ama  bunlarla bu boyutta  mücadeleye şimdiye kadar cesaret gösterebilen olmadı. Ey ülkemin ferasetli halkı ve aydın geçinen yazarçizerlerimiz, neden hepimiz Rahip Brunson’ın serbest kaldığı güne kilitleniyoruz. Bu  ülkenin tarihindeki en önemli olaylardan birini lütfen atlamayalım. o önemli olay Sözde Rahibin serbest kaldığı gün değil, TUTUKLANDIĞI GÜNDÜR. Bir kaç yüz yıldır dokunulamayan Rahip Brunson’lara Dokunan, gözaltına alan, tutuklayıp hapis yatıran bu  ülke BAĞIMSIZLIK YOLUNDA önemli bir eşiği daha geçmiştir.  Onun için Rahip Brunson’ın TUTUKLANDIĞI günün tarihteki önemli günlerden biri olduğunu asla unutmayalım. Serbest kaldığı günü gereğinden fazla önemsemeyelim. Bu durum olayın özünü kaçırmamıza ve Bağımsızlık mücadelemizde kaydettiğimiz mesafenin gölgelenmesine yol acar. Birine bir tokat atıldı. Bu Tokat'ın sayısı çok önemli değil, verdiğiniz mesaj önemli... Bir kaç yüz yıldır, okyanus ötelerinden gönderilen  sözde valiyi 22 ay tutuklayan iradeyi tebrik ediyor, Bağımsız Türkiye'nin bundan böyle sözde vali istemediğini dünyaya ilan eden anlayışın zaferine minnet duyuyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız dik duruşu sayesinde gerek bu millet gerekse dünyadaki ezilmiş milletler tarafından seviliyor. 15 sene önce bize 10 milyar dolar borç verdi diye amerikaya teşekkür mektubu yazan bir Türkiye cumhuriyetinden 15 sene sonra IMF’ye 5 milyar dolar borç veren bir Türkiye’ye geldik. Daha önce TÜRKİYE DURMADAN ÖZÜR DİLEYEN BİR ÜLKE İKEN ŞİMDİ ÖZÜR DİLETEN BİR ÜLKE HALİNE GELDİ. Kimse kusura bakmasın bütün bunlar AK Parti ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan sayesinde oldu. SELAM VE DUA İLE