Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BUGÜN SÖZDE ÖĞRETMENLER GÜNÜ (!!!) 24.11.2018 Cumartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Bu gününün anısına öğretmenlik yaparken Şehid olanlara Allah’tan rahmet dilerken geride kalan kederli ailelerine Sabr-ı Cemil dilerim. Aynı şekilde öğretmenlik yaparken vurulup yaralanıp Gazi olanlara da Allah’tan en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmalarını niyaz ederim. Ayrıca hala

görevlerinin başında çalışanların da “ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ” kutlarım.

“ÖĞRETMENLER GÜNÜ dolayısıyla ben de Hz. Ömer (ra) Hazretlerinin Sıbyan mekteplerine devam öğrenciler için hazırladığı müfredat ile daha sonraki yıllarda Sultanların öğretmenlere yazdığı mektuplardan birkaçını yazdıktan sonra öğretmenin verdiği cevapları yazarak yazıma son vereceğim.

İşte Halife Hz. Ömer (ra) kaleme almış ve diğer memleket sakinlerine gönderdiği Programın metni şöyledir: “Çocukların öğretimi için tespit edilen ilk program ise, “çocuklarınıza yüzmeyi ve ata binmeyi öğretiniz. Onlara, yaygın halde olan darb-ı meselleri (Atasözlerini) ve güzel şiirleri de rivayet ediniz.”(Ebu Bekir Muhammed b.Sabit El-Hücendi Ölüm Tarihi:483/1090 İbn’ül-Esir 10/251)

Daha sonraki yıllarda Abdülmelik b.Mervan’ın çocuğun müeddibine (öğretmenine) yaptığı tavsiye şöyledir: “Onlara Kur’an-ı Kerimi öğrettiğin gibi, doğruluğu da öğret. Yine onları düşük karakterli kimselerden uzak tut. Zira onlar patavatsız ve edebi kıt kimselerdir. Hizmetçilerden de uzak tut. Onlar da çocukların ahlakını bozarlar. Saçlarını kestir, boyunları kalınlaşsın. Sık sık et yemeği yedir ki kuvvetlensinler. Dişlerini misvakla iyice yıkamalarını tembih et. Suyu yavaş yavaş içsinler, bir nefeste içmesinler.”(İbn Kuteybe, Uyun’ul-Ahbar 2/167)

Amr b. Utbe, çocuğun müeddibine şöyle der: “çocuğumu terbiye ederken, her şeyden önce,kendi nefsini ıslah etmekle işe başla.Zira onların gözleri sana dikilmiştir.Senin yaptığın her şey onlara güzel,terk ettiğin şey ise onlara göre çirkindir.Onlara Allah’ın kitabını öğret.Fakat usandırma:yoksa vazgeçerler.Kendi hallerine de bırakma: o zaman da tamamen terk ederler.Hadis-i şerif ve iffetli şiirlerden bir kısmını onlara rivayet et.İyice pekiştirinceye kadar,bir ilimden diğerine atlama.Zira kafadaki söz kalabalığı,anlayışa engel olur.Onlara,hakimlerin yaşayış tarzlarını öğret ve onları kadınların dedikodularından uzak tut.Benden,sana karşı bir kusur vuku bulursa,buna kulak asma.Benim senin liyakatine güvenim sonsuzdur.” Der.(El-ikd’ül-Ferid,1/363) ( İslam’da Eğitim-Öğretim Tarihi Dr. Ahmed Çelebi Tercüme: Ali Yardım sayfa:51)

Harun’ur-Reşid’in çocuğun müeddibine mektubu ise şöyledir: “Ey Ahmer! Müminlerin Emiri, ciğer-paresi ve gönlünün meyvesi olan oğlunu sana teslim etmekle: Sana, onun üzerinde tam tasarruf hakkını, ona da, sana karşı itaati vacip kılmıştır. Sen ona, Müminlerin emirinin tespit ettiği şekilde muamele et: Kur’an-ı Kerim’i okut. Tarihi tanıt; şiirleri bellet, sünnetleri öğret,sözün başlama ve bitim yerlerini göster.Yersiz gülmesine engel ol.Haşim oğullarının yaşlıları ve saygı değer kişileri yanına geldiğinde,onlara hürmet etmeyi telkin et.Kumandanlar onun meclisine huzur verdikleri zaman,onları yüksek bir yere oturtması gerektiğini öğret.Vaktini boşa geçirtmekten sakın.Her dakikayı,ona faydalı olacak bilgileri vermek için,fırsat bil.Fakat bunları öğretirken onu fazla usandırma;yoksa zihnini öldürürsün.Aşırı müsamaha da gösterme;sonra avarelik tatlı gelir v ona karşı ünsiyet peyda eder.İmkan nispetinde ona yakınlık gösterip yumuşak davranmak suretiyle otoriteni kur.Eğer bunu hazmedemezse,o zaman şiddet ve sertlik göster.”der.(El-Mukaddime S,399) ( İslam’da Eğitim-Öğretim Tarihi Dr. Ahmed Çelebi Tercüme:Ali Yardım sayfa:52)

İşte bir öğretmenin veliye cevaben yazdığı mektup:

Süleyman b.Ali Ehvaz, Halil b.Ahmed’in oğluna müeddiblik yapmasını teklif eder. Halil b.Ahmed’in Süleyman b.Ali Ehvaz’a verdiği enteresan bir cevap verir. Cevap aynen şöyledir: “Söyle Süleyman’a, varlıklı değilim amma, onun ianesine de ihtiyacım yoktur.”(a.g.e. Sayfa:53)

İslam’ın çok erken devirlerinde ve Mescidlerin yapılışından önce,İslami öğretim evde icra edilmiştir.Resulullah (SAV),ashabına ve İslam’a girenlere yeni dinin esaslarını öğretmek ve nazil olan Kur’an-ı Kerim ayetlerini onlara okumak için,EL-ERKAM B.EBİ’L-ERKAM’ın evini merkez ittihaz etmişti.Aynı şekilde Resulullah (SAV) irşad ve talimi ile kalpleri kazanmak için,İslam’a meyli olan kimseleri de bu evde kabul etmiştir.(El-Abderi, El Medhal,1/85)

Mecidlerin inşasından evvel, Resulullah (SAV) Erkam’ın evine ilave olarak, Mekke’deki kendi evinde oturur ve Müslümanlar, kendilerine bir şeyler öğretmesi ve ruhlarını arındırması için O’nun etrafın sararlardı. Bu durum, yukarıdaki Ahzab suresinin 53. ayeti Kerimenin Medine’de nüzulüne kadar devam etmiştir. Bu ayetin gelişi, mescidlerin inşasından sonradır. Cenab-ı Hak bu ayeti kerime ile,adeta O’nu dinlendirmiş ve şahsi işlerine vakit bırakmayacak kadar fasılasız etrafın saran topluluğun nefes aldırmaz havasını,biraz olsun hafifletmiştir.

Bu ayeti kerimenin işaret ettiği ev, sadece Resulullah (SAV)’ın evidir. Bundan evlerin ders yeri olarak kullanılmasına pek rağbet edilmemesi anlaşılmıştır. Ne var ki bu durum bir yasak derecesine varmamıştır. Yukarıda zikrettiğimiz gibi, özel bir takım durumlar yüzünden pek çok ev, mescidlerin yaygın hale gelmesine rağmen, talebe ve müderrislerin buluşma yeri ve önemli ilim yuvaları olmakta devam etmiştir.

Mevcut eğitim müfredatı ve mevcut öğretmen kadrolarıyla geleceği inşaa etmek oldukça zor. Bir eğitim sistemindeki müfredatta Din, Vatan, Mal, Can, Nesil emniyeti öğretilmiyorsa o eğitimden yoksun yetişen nesillerin büyük bir kısmı ya terörist, ya hırsız olarak yetişir. Siz hiç düşündünüz mü PKK terör örgütünün niye okulu yok. PKK terör örgütünün lider kadrosu kendisi için militan yetiştirmek amacıyla okul açmıyor. Çünkü mevcut milli Eğitim sistemimiz onlara yetecek terörist yetiştiriyor.

Gün geçmiyor ki, okullarımızda öğretmenleri öldürmeler, bıçakla birbirini yaralamalar,öğrencilerin öğretmenleri rehin olmalar olmasın. HâlbukiHz. Ali (ra): “Bana bir harf öğreten öğretmenin kölesiyim.O beni isterse azad eder,isterse elinde tutar.” dediğini öğrencilere öğretelim diye bu kitabı yazmaya karar verdim.

Bazen ben kendimi aykırı bir insan olarak görüyorum.Nedenini size anlatayım da siz bana hak verin.Hani bizdeki meşhur Temel fıkralarının birisinde şöyle anlatılıyor: Temel bir gün arabasıyla ters yola girip ilerler.Bu durum trafik polisleri tarafında fark edilerek hemen radyoya:-Sayın sürücüler! Filan istikamette bir araç ters yöne girmiş ilerlemektedir.Dikkat edin bir kazaya sebebiyet vermeyin! Diye bir anons ettirirler.Olacak buya.Temelinde radyosu açık.Bu anonsu duyan Temel:-Birisi değil hepsi ters celiyi! Birisi değil hepsi ters celiyi! Der. Yani Temel açısında bakınca hepsi ters.Herhalde ben de kendi penceremde bakıyorum ki; Herkesi ters görüyorum.Takdir siz okuyucularımındır.Söyleyin bakalım ben mi ters görüyorum? Yoksa bugün ülkemde mi işler terse döndü? SELAM VE DUA İLE.