Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

HIRİSTİYAN VE YAHUDİLERİN KÜRESEL ÇETESİ 28.12.2018 Cuma-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Hepinizin bildiği gibi fransada 17 Kasım 2018 Cumartesi günü “SARI YELEKLİLER” adı altındaki bir “sözde protestocu gurup fransadaki benzin zammını ve vergilerin çokluğunu bahane ederek gösteri düzenlemişti. Meselenin aslı astarının ne benzin fiyatları nede vergilerin çokluğuyla yakından uzaktan ilgisi yok. Benzin zammı ve verginin çokluğu toplumun her kesimini ilgilendirdiği için böyle bir yola gidilmişti.

Protestoların başlangıcı aynen 27 Mayıs 2013 yılında bizdeki Taksim Gezi Parkında kesilen 2 ağaç için yapılan

protestoya benziyor. Ama gün geçtikçe olayların şekli ve şemalı değişti. Başlangıçta fransada başlayan olaylar fransa ile bağlı kalmayıp belçika, hollanda ve Yunanista’a da sıçradı. Gelen haberlere göre 8 Aralık 2018 Cumartesi günü sadece fransada 800 kişi gözaltına alınmış. Sadece Paris’te olayları bastırılması için 8 bin polis görev yapıyormuş.

“SARI YELEKİLERİN” başlattığı bu eylem bana 27 Mayıs 2013 Cumartesi günü Taksimde başlayan olayları hatırlattı. O gün Taksim gezi parkındaki olaylarla ilgili olarak fransız basınında çıkan olayların başlıklarından bazıları şöyleydi:

“AK Parti hükümetinin sokakta öpüşülmesini istememesi olayları körükledi. Polis Erdoğan karşıtlarını şiddet kullanarak dağıttı. Fransız haber kanalı BFMTV: “Türkiye’nin baharı mı? Taksim aşırı baskıcı rejime karşı direnişin sembolü haline geldi” ifadesini kullanmıştı. LİBERATİON: Türkiye’den bir bahar havası. Ayrıca gazete iç sayfasında; “Burası İstanbul’un Tahrir meydanı ifadesine yer vermişti. LE FİGARO: Otoriter Erdoğan’a Başkaldırı! LE MONDE gazetesi internet sitesinde : “Neler yaşandığını bize bildirin.” Diyerek bir link bile açmıştı. Hâlbuki o günlerde CNN ve BBC gibi kanalların canlı yayın araçları Taksim’de 24 saat canlı yayın yapıyordu. Olaylara rağmen hükümetin tavrı bir türlü değişmedi.

17 Kasımdan beri fransa ve diğer üç Avrupa ülkesinde devam eden olaylar bize bir defa daha atalarımızın “ KESER DÖNER SAP DÖNER BİRGÜN GELİR HESAP DÖNER” sözünün ne kadar doğru bir söz olduğunu bir defa daha ispatlamıştır. Bize 27 Mayıs Taksim-Gezi parkındaki olaylar sebebiyle “TÜRKİYE’NİN BAHARI MI?” diye başlık atanların ülkesinde 5 sene sonra şiddetli bir kışın yaşandığını görüyoruz. RABBİMİZ ZALİMLERE YARDIM EDENLERİN ZALİMLERİ ONLARIN BAŞINA NASIL MUSALLAT ETTİĞİNİ GÖSTERDİĞİ İÇİN BİZ MÜSLÜMANLAR RABBİMİZE NE KADAR ŞÜKRETSEK YİNE AZDIR. HAMDEN LİLLAH ŞÜKREN LİLLAH LA ĞAYBE İLLALLAH.

Hâlbuki 5 sene önce bizde başlayan protesto olaylarının ağaçla böcekle, çiçekle ilgisi vardı ne şimdi fransada devam eden protestoların benzin ve vergilerin yüksekliğiyle ilgisi var. Bizdeki protestoların gayesi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel faizcilerin tekerine çomak sokmasını engellemek için Hıristiyan ve Yahudilerin kurduğu piyonların hareketiydi. Şimdi de aynı durum fransa karşı karşıya kalmıştır. Mevcut fransız hükümeti Avrupa birliğinin resmi parası olan EURO’yu kullanmak yerine kendi milli parası olan frank’ı kullanmak istemesi üzerine küresel faizcilerin kurduğu hegemonyanın bozulması düşünülerek çıkartılmış olaylardır.

Gerek amerika gerekse Avrupalılar sık sık dünya barışında bahsetmelerine bakıp onlara inanmayın. Batının NATO, BM, AGİT, IMF, KOPENHANK KRİTELERİ, PARİS ŞARTI, AHİM vb kuruluşlar sömürü hortumlarını hedef ülkelerin hazinesine takmak için kullandıkları öncü karakollarıdır. Bugün batı hangi ülkeye NATO, BM, AGİT vb gibi kuruluşlar aracılığıyla barış sağladığı görülmüş müdür?

Bunlar Avrupa ile amerika ülkeleri sömürmek içim kurduğu öncü kuruluşlardır. Adı geçen hedef ülkeler eğer demokratik ve çoğulcu yönetime geçmek istiyorlarsa önce bunlara üye olmaları gerekir. Adı geçen kuruluşlara üye olduktan sonra ülke idaresinin yarısı onların eline geçiyor. Artık adı geçen ülkelerde heyetler gelip o ülkenin maliyesini, askeriyesini ve adalet mekanizmasını inceliyor. Raporlar yazıp yöneticilere veriyor. Adı geçen ülke yöneticileri de o raporlara göre ülkeyi idareye kalkınca çok geçmeden ekonomik kriz oluyor. Ekonomik krizi halletmek için o kuruluşlardan yetkili olan IMF heyetini çağırıyorlar. O da ülkenin düzelmesini borç para ile sağlanacağını, borç para verebileceklerini; ancak paranın nasıl harcanacağını yukarıdaki reformları yaptıktan sonra harcayabileceklerini söylüyorlar. Böylece artık sömürü hortumları adı geçen ülkenin hazinesine takılmış oluyor.

Allah bu milletin ve dünya mazlumlarının yüzü suyu hürmetine bunların şerrinden bizi emin eyledi. HAFAZANALLAH=ALLAH MUHAFAZA BUYURSUN bunların piyonları 15 Temmuz 2016 Cuma günü Türkiye’yi işgale kalktıklarında başarılı olsalardı şimdi Türkiye’nin Suriye’den farkı kalır mıydı?

Hıristiyan ve Yahudilerin küresel çetesinin elinde her zaman inandırıcı planları vardır. Onlardan olmayanlar ne kadar çapar sarf ederlerse etsin toplumda bir karşılığı olmaz. Ama onların elindeki planlar uzun zaman kitle iletişim araçlarında tekrar edildiği için insanlar tarafından gerçek olarak algılanıyor.

Bunlar Osmanlı padişahı Sultan 2. Abdülhamid Han Hazretlerine “Diktatör, kızıl sultan” Dediler. Bizdeki piyonlar hemen sloganı olduğu gibi alarak ders kitaplarına yazdılar. Ve bu millete 60 sene koskoca cihan padişahını “Kızıl sultan” olarak okudu. Aynı şekilde Rahmetli Şehid Başbakan Adnan Menderes, Turgut Özal’a da “DİKTATÖR” yaftasını yapıştırdılar Sayın Menderes’i idam Sayın Özal’ı zehirlediler. Şimdi de aynı şekilde Sayın Recep Tayyip Erdoğan için söylemiyorlar mı? Söyledikleri hala toplumda karşılık bulmuyor mu?

Söze gelince biz elhamdülillah Müslüman’ız ama icraata gelince Müslüman’ca hareket etmiyoruz. Biz daha ne zaman bize ilahi ferman olan ayet-i kerimenin“…Bir fasık bize bir haber getirdiği zaman o haberi enine boyuna araştırıp” doğruluğunu teyit ettikten sonra inanacağız. Biz daha ne zamana Peygamberimizin bize; “Müminin bakışında korkun. Çünkü onlar Allah’ın nuruyla bakarlar” hadisine göre hareket ederek batılı sırtüstü yatıracağız? Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi Allah’a emanet ediyorum. SELAM VE DUA İLE.