Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

BUNLARIN HAK, HUKUK, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ ANLAYIŞI BU 12.01.2019 Cumartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Türkiye’de solu savunanların çok azı hariç diğerleri hem ruhen hem bedenen hem de fikren hastadırlar. Bunların savundukları fikirler kendi fikirleri olmadığı için zaten başta yanlışlık oradan başlıyor. Düşünsenize 50 yıl boyunca Komünizmin savunuculuğunu yapan bu güruh şimdi Türkiye Rusya ile yakın ilişki kurdu diye eski tarihleri örnek vererek Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kellesini götürmekle itham ediyorlar. “Yok, efendim daha önce Rahmetli Şehid Adnan Menderes amerikayı

bırakarak Rusya’ya yanaşmak istediğinde idam edilmiştir. Aynı şekilde Süleyman Demirel Rusya’ya gitmek için randevu aldığında 12 Mart 1971 Muhtırasıyla iktidarda indirilmiştir. Kim bilir Rusya ile ilişki kurmak isteyenlerin başına da aynı durumlar gelmemesini kimse garanti edemez” diyerek sözde o kıt fikirleriyle Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a aba altında sopa gösteriyorlar.

BRE AHMAK, DENYO VE AKILSIZLAR! SİZ KİMSİNİZ Kİ O İNCİR ÇEKİRDEĞİNİN İÇİNİ DOLDURMAYACAK KADAR KÜÇÜK AKLINIZLA SİYASETEKEFEN GİYEREK ÇIKAN BİRİSİNİ ÖLÜMLE KORKUTMAYA KALKIYORSUNUZ. SİZ VE SİZİN GİBİLER ÇOK KÜÇÜK KALIR. TOPUNUZ BİRLEŞEREK GELİN. Bizim için vız gelir tırıs gider. Zaten birleşiyorsunuz ama yanlış kulvarda yürüyerek birleşiyorsunuz. Yanlış kulvarda yürüdüğünüz için milletten kopuk yaşıyorsunuz. Artık bu millete tepeden bakmayı bırakarak milletle beraber yürüyün ki söylediklerinizin bir karşılığı olsun. Ama sizin tasmanızı elinde tutanlar bu milletin düşmanı oldukları için sizin de yalanmanız için bize düşmanlık yapmanız gerekiyor.

Çünkü sizin tasmasını elinde tutanlar da sizin gibi sık sık Adaletten bahsederler; oysa onlar için hukuk, zayıfı ezmek ve baskı altında tutmak için zor kullanmasının yollarını temin eden ve kolaylaştıran bir araçtır. Onların hak arayışları da hakkaniyet ölçülerinden ziyade kendi menfaatlerine uygun bir hak anlayışıdır. Mesela Amerika birleşik devletleri 2005 yılına ait insan hakları raporu yayınlamıştı. Söz konusu raporda-Sözde Türkiye’de insan hakları ihlal ediliyormuş. Hani meşhur bir atasözümüzde “Dinime söven bari Müslüman olsa.”böyle denmiştir. Yani bize hak-Hukuk dersi veren Amerika kendisine düşman olabilecek endişesiyle kendi bulduğu yöntemiyle dünyanın çeşitli ülkelerindeki masum Müslümanları işkence uçaklarıyla Guantanamana cezaevine götürüp yıllarca işkence yaptıktan sonra;-Pardon yanlışlık oldu! Deyip Müslümanları serbest bırakmaktadır. Üstüne üstlük bu cezaevi sözde Amerika’ya muhalefetiyle bilinen ve sizin yazılarınızda, kitaplarınızda filmlerinizde dünyanın en modern ve hukuk devleti diye lanse ettiğiniz Fidele KASTRO’NUN ülkesi Küba’dadır. Ne garip değil mi? Bilmesen de söyleseler inanmazsın. Her ne kadar görünüşte Amerika’ya düşman görünse bile Müslümanlara işkence yapmakta amerika ile hemfikirdirler.

Onlar sık sık hürriyetten de bahsederler; Oysa onların hürriyetten amaçları, kendilerinin filan şeyi yapmak hürriyeti ve başkalarının falan şeyi yapmak hürriyetinin kısıtlanmasıdır. Tıpkı Fransa’nın Cezayir’de BİR MİLYON insanı kestikten sonra, Türkiye Kurtuluş savaşı sırasında Ermenileri öldürdü diye Parlamentosunda “ Sözde Ermeni Soykırım yasasını Türkiye aleyhine kabul ettiği gibi.

Bunlar akıldan ve sağduyudan bahsederler; oysa bunların akıldan ve sağduyudan kastettikleri kendi akılları ve anlayışlarıdır. Avrupa’nın ve Amerika’nın SÖMÜRÜ HORTUMLARINI TAKTIKLARI HER YERDE DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI VARDIR. Ancak sömürü hortumlarının kesildiği yerlerde ise DEMOKRAİ VE İNSAN HAKKI YOKTUR.

Avrupa ve Amerika sömürü hortumlarını taktığı Suudi Arabistan, Kuveyt ve B.A.Emirliklerine karşı değil de örneğin, İran’a, Cezayir’e, şimdide Irak’a karşıdır. İran’da demokrasi yoktur. İran’da demokrasi olmadığı için İran kimyasal silah yapamaz. İran’ın kimyasal silah yapmaması için bütün alternatifler masanın üzerindedir. Güney Kore yapabilir. Çünkü onlarda aynı tarağın değişik dişleridir. Güney Kore kimyasal silah yapabilir. Cezayir daha önce Amerika ve Avrupa’nın sömürü hortumlarını kestiği için demokrasi tehlikededir.

Sözde Türkiye’de solu parti olarak CHP temsil ediyordu. Şimdi CHP’nin yanına HDP de eklendi. Bunların sözcüleri ne zaman Barıştan, adaletten eşitlikten bahsetseler ülkede mutlaka karışıklık çıkıyor. Yine de bunların içinde bazıları tam da doğruyu söylemeye kalkacağı zaman hemen partiden ihraç edip bir daha milletvekili adayı göstermiyorlar.

İşte bir süre önce CHP'den ihraç edilen Milletvekili Öztürk Yılmaz, Ankara'dan İstanbul'a geldiği sırada Atatürk Havalimanı VİP bölümü çıkışında ellerinde Türk bayrakları bulunan bir grup vatandaş karşıladı. Eşi ve çocuklarıyla birlikte havalimanından çıkan Öztürk burada kısa bir açıklamada bulundu.

"O gece birileri tüydü buradan, beni bırakıp tüydüler"

Kendisini karşılamaya gelenlere hitap eden Öztürk Yılmaz, isim vermeden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sert eleştirilerde bulundu. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı akşamı hatırlatan Yılmaz, "Bu havaalanının benim hayatımda çok önemli bir yeri var. O gece birileri tüydü buradan, beni bırakıp tüydüler. Ben ise ilk defa 15 Temmuz'u kınayan kişiyim. Ama başkaları tüydü kaçtı. Şimdi çıkmışlar meydana haktan, hukuktan, adaletten bahsediyorlar. Hak kim, hukuk ne, siz kimsiniz. Sizin yaptığınız ırkçılıktır, adaletsizliktir, kanunsuzluktur, zorbadır."Diktatör bozması sensin"

Yine isim vermeden Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik, 'diktatör' hatırlatmasında bulunan Öztürk Yılmaz, "Sen ikide bir diyorsun ki, 'diktatör bozması' diyorsun. Birilerine diktatör bozması diyorsun. Ve biz bunu kime dediğini biliyoruz. Şimdi ben sana söylüyorum. Diktatör bozması sensin. Ben bundan sonraki hayatımı ülkemin doğruları için harcayacağım. Benim başka bir hesabım yoktur. Herhangi bir menfaatim yok. Bu uğurda savaş vereceğim. Keser döner sap döner, gün olur devran döner" açıklamasında bulundu.

Açıklamanın ardından Bağımsız Milletvekili Yılmaz ve karşılamaya gelenlerin alkışları eşliğinde Atatürk Havalimanı'ndan ayrıldı. Kaynak: İHA

Bağımsız Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz, "CHP'nin başındaki zat bir projedir. CHP'yi bitirmek için gelmiştir. Bu, CHP'yi bitirecektir. Bugün buna ses çıkarmayanlar, bugün bu adaletsizliğin karşısında yer almayanlar dilsiz şeytandır, antidemokratiktir, haindir." dedi.

Eşi ve çocuklarıyla Ankara'dan tarifeli uçakla gelen Yılmaz, Atatürk Havalimanı VIP Salonunda, ellerinde Türk bayrağı vatandaşlarca karşılandı. Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, CHP'den ihraç edildiğini anımsatarak, bazı kimselerin bu süreçte "Susun, konuşmayın, parti zarar görür" dediklerini belirtti.

Bu kişilerin CHP'yi asla düşünmediğini kaydeden Yılmaz, "Siz kendi koltuklarınızı düşünüyorsunuz, sizin işiniz rant paylaşmak. Belediyelerdeki rantı bölüşmek ve insanları kandırmak. Eğer siz partiyi düşünseydiniz, benim böyle bir şekilde, hukuksuz ve adaletsiz bir şekilde ihraç edilmemi bu zamana kadar düşünmezdiniz bile. Ama belli ki siz hukuktan, adaletten, haktan nasibini almamış insanlarsınız. Bu millet size tokadı vuracak." ifadelerini kullandı.

CHP'nin politikalarını ihlal etmişlerdir. Siz birisine diktatör diyorsanız, siz kendi partinizin içerisinde onun bir karbon kopyası olursanız, bu CHP'nin politikasına aykırıdır" diye konuştu.

Yılmaz, "Dokuz seçim kaybetmiş birisi olarak bu yola müracaat etmen yanlıştır. Tarih seni yargılayacak; bir insan, bir selefinin iftirası, propagandasına maruz kaldı, dinini savundu diye ihraç edildiğini yazacak" dedi.

Geçenlerde birisi İsmet İnönü zamanında ekmek karne ile dağıtıldı, kuyruklar vardı. CHP halkı yokluğa mahkûm etti.

-1970ler’de CHP döneminde, petrol, benzin, şeker, yağ kuyrukları vardı.

– CHP, İSKİ yolsuzluğu ile Belediyeyi zarara uğrattı.

– CHP döneminde İstanbul’u çöp götürüyordu… Nurettin Sözen’in İstanbul’a hiçbir hizmeti olmadı…

– Kılıçdaroğlu SSK’yı batırdı, Rahşan Affı ile kurtuldu.” Yazdı diye CHP cenahında fırtınalar koptu. İyi ama bunların hepsi gerçek daha fazları var.

CHP döneminde İstanbul’u çöp götürüyordu… Nurettin Sözen’in İstanbul’a hiçbir hizmeti olmadı… SHP’nin Belediye yönetiminde bir dönem işçi grevi yüzünden İstanbul’da çöpler toplanmadı. AKP bunu genelleştirerek SHP dönemi hiç çöp toplanmadı gibi bir algı yarattı. SHP döneminde asla taşeron işçi kullanılmamış, belediye işçilerine sendika, grev, toplu sözleşme gibi sosyal haklar sonuna kadar verilmişti.

Nurettin Sözen, “ Önce İnsan “ diyerek o dönem işçiler ile toplu sözleşmeler için görüşmeler yapmış, ancak bazı aksilikler çıkmıştı. Görüşmeler sırasında yaşanan tıkanıklık belediyenin çöp toplama hizmetlerini engelledi ve kentte çöp sorunu başlattı.

Nurettin Sözen sözde “önce insan” diyebilir. Ama İBB bağlı İSKİ genel müdürü Ergün Göknel önce parayı hortumlama demedi mi? Eğer Ergün Göknel’in eşi kocası Ergün Göknel’in başka bir kadınla metres hayatı yaşmasın öğrendiğinde kıskanmasaydı İstanbulluların daha çok parası böyle çarçur olurdu.

Eski İstanbul’da CHP’li Sayın Nurettin Sözen zamanında İstanbulluların yaşadığı birçok acı hatırayı hatırlatıyor. Bunlardan birkaç tanesini buraya aktarayım da okuyucularım bunları okuduktan sonra yine eski İstanbul’u özlemişlerse oylarını CHP’li başkan adayına versinler. İşte CHP’li İstanbul belediye Başkanı olduğu zamanlardaki acı hatıralardan birkaç tanesi şöyle yaşanmıştır:

Birinci acı hatıra: “O zaman İstanbul’da çöpler vahşi depolama usulüyle toplanırdı. İstanbul’daki çöpler Hekimbaşı çöplüğü ve Tuzla çöplük alanlarına dökülürdü. İşte Hekimbaşı çöplüğünde biriken metan gazın patlamasıyla 38 kişi ölmüştü. Temizlik işlerinde çalışan işçilere maaşları ödenmediği için İstanbul sokaklarında adeta çöp tepeleri oluşmuştu. Çöplerin kokusu herkesi rahatsız ediyordu. Resmi kuruluşlar maske dağıtmaya başladı.

İkinci acı hatıra: Sık sık su kesintisi olurdu. Su kesildiğinde suyun basıncı olmayınca kanalizasyon suya karışırdı. Belediye başkanı sık sık İstanbullulara “sakın suyu kaynatmadan içmeyin. Çünkü kanalizasyon suyu karışıyor” diye ikaz ederdi. Biz o zamanlar İstanbul’a sık sık misafirliğe giderdik. Belediye Başkanın duyurularını işitenler; “A başkan olmayan suyu nasıl kaynatıp içeceğiz” diye dalga geçerlerdi. Herkesin evinin girişinde 10 veya 20 litrelik plastik bidonlar vardı. Ahali sıra beklerdi. Gece su geldiğinde bidonları doldurduğu için şanslı olurdu. Su tazyikli olmadığı için yüksek mahallelerde su akmazdı. Oralara tankerlerle su götürülürdü.

Üçüncü acı hatıra: o zaman İSKİ’nın genel sekreteri Ergün Göknel diye birisi vardı. Öğretmen maaşlarımızın eski parayla 15 milyon olduğu zaman bu sekreter tam tamına hiç kimsenin haberi olmadan zimmetine 11 milyar lira para geçirmiş. Başka bir kadınla evlenip eski karısına verdiği sözü yerine getirmediği için önceki hanımın şikâyeti üzerine rüşvet ortaya çıkmıştı.

Dördüncü acı hatıra: Belediye otobüslerindeki tutacakların her birini 250 dolardan alınmıştı. Bugünkü parayla tanesi 550 liraya geliyor. Üzerinde 25 sene geçmesine rağmen otobüslerdeki o tutacaklar hala 1 liradan alınıyor. Yani CHP’li belediye başkanın döneminde bir tane tutacak alınırken AK Partili belediye başkanı zamanında 500 tane alınıyor. Belediye otobüslerine binen insanların ayaktayken düşmemek için otobüsün tavanına tutundukları tutacaklardı. Böyle bir harcamaya bütçe dayanır mı?

Daha bu ve buna benzer yüzlerce rüşvet ve yolsuzluk olaylarını İstanbullular CHP’li belediye başkanı olduğu zaman yaşamışlardı. Bütün bunları 35-40 yaşın altındaki insanımız ve İstanbul’da yaşamayanlar bilmez. Lütfen bunları çocuklarımıza ve çevremizdekilere anlatalım ki 30 Mart 2014 Pazar günü yapılacak seçimde yanlışlıkla CHP’ye oy verip yeniden bunları yaşamsınlar.

Mahallenin birinde üç tane kız okumuş aynı şehre biri doktor, biri hemşire, diğeri de ebe olup atanmışlar. Aynı mahallede yaşlı bir kadın hastalanıp hastaneye muayene için geldiğinde üçü de görüp ilgilenmişler. Arkasında, “Teyze bizi tanıyor musun? Diye sorduklarında hemşireye; “Sen küçükken hep altını ıslatırdın. Sen S….li Zehra’ydın,demiş. Öbürüne de sen burnunda sümük eksik olmazdı. Sen küçükken sana da S….lü Ayşe derdik,demiş.Doktora dönünce doktor hemen ayağa kalkmış ve; “Teyze ne olur beni tanıma” Diye yalvarmış.

Sayın Kılıçdaroğlu 9 seneye yakın CHP genel başkanlığı yapıyor. Kendisinde bugüne kadar ki konuşmalarının içinde bir tane doğru cümleye rastladım. Geçenlerde kürsüde konuşuyordu. Konuşmasının bir yerinde; “Yalancı ve hırsızdan Başbakan olmaz” dedi. Gerçekten de doğru söz söyledi. Onun içindir ki milletimiz çok partili hayata geçtiğimiz 1950 yılından bu yana bir defa olsun CHP’ye güvenip oy verip tek başına iktidar nasip etmemiştir.

Ne diyelim “doğruya doğru, eğriye eğri” denir.

CHP’liler eski İstanbul’u niye savunup durduklarını şimdi daha iyi anladınız mı? Onun için Nurettin Sözen konuşmasının devamında “Evet, kabul ediyorum, kent sağlığı ile ilgili bir sorundu.” Sözen’in işçilerle toplu sözleşme görüşmelerini onların özlük haklarına saygı duyarak müzakerelerle gerçekleştirmeye çalışması sırasında çıkan anlaşmazlıklar bir anda İstanbul’u bu sorunla karşı karşıya getirdi.

Değil mi? Evet hangi demokrasi? Hangisi..? Hangisi acaba? Sizin böyle demokrasi anlayışınıza milletimiz her seçim döneminde size muhalefet görevi vererek gerekli dersi veriyor. Bununla ilgili bir beyit hatırıma geldi. O da; “aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip,/Kılma derman, çün helakim zehr-i dermanındadır.” SELAM VE DUA İLE.