Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

SENDE DEĞİLSE KENDİNE BENZET 12.1.2014 Cumartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Geçmiş zamanda köyün birine uzun kuyruklu fareler dadanmış. Köylü ekini eker ekin yetişir tam hasat etme zamanı gelmeye yakın bu fareler ekini tıpkı biçerdöver gibi kesip mahfe derlermiş. Köylüler uzun kuyruklu farelerin ekinlerine verdikleri zarardan usanmışlar. Ve sonunda köyde göçmeye karar vermişler.

Köylülerden birisi; “Yetiştirdiğiniz ürünün % 10’nu bana verirseniz ben sizi bu farelerin zararından

korurum. Böylece göçmenize gerek yok” demiş. Köylüler; “Sen bizi bu farelerin zararından koru biz sana ürünün % 10’u yerine % 20’ni bile veririz” demişler. Köylü; “Siz şimdi böyle dersiniz ama sizi farelerden kurtardığım zaman cayarsınız. Neme lazım siz yetiştirdiğiniz ürünlerden bana % 10 verin yeter” demiş. Köylüler bu teklifi kabul etmiş. Uyanık köylü bu farelerin içinde en büyüğünü yakalayıp kafese hapsedip aç susuz bırakmış. Fare tam ölmek üzereyken öbür farelerden birini yakalayıp öldürüp etinden bir parça bu fareye vermiş. Açlıktan ölmek üzere olan bu fare hemen o eti yemiş. Günler haftalar böyle geçmiş. Ekinler yetişmiş. Fareler tarlalara gelir gelmez köylü aylarca o farelerin etiyle beslediği evdeki fareyi getirip tarlaya bırakmış. Tarlada ekine zarar vermeye gelen diğer farelerin yanına gitmiş. Fareler kendilerinden birisi olduğu için hiç kaçmamışlar ama o tuttuğu fareleri boğup öldürmüş. Öldürdüklerinden çoğunu da yemiş. Böylece köylüleri uzun kuyruklu farelerin şerrinden kurtarmış.

Çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu’nun da durumu fare hikâyesine uyuyor. Yüzyıllarca kılıçla, kalkanla, topla tüfekle Müslümanlara saldırıp yenemeyen Ehl-i Salip (kâfirler) şimdi Müslümanları yenmek için yine Müslümanlardan birini seçip onlara lider yapıyorlar. Yönetime seçilen bu liderlerde kendilerini iktidara getirenlere şükran borcu olarak milletine zulmetmeye devam ediyorlar.

Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu her fırsatta “MERDÎ GİBTİ GİBİ ŞECAAT ARZEDECEĞİM DERKEN SİRKATİN SÖYLERMİŞ” hesabına döndü. Yani adam geçmişte yaptığı hizmetleri anlatacağım derken 2 milyar Müslüman’ı israile karşı nasıl uyutup ihanet ettiğini açıkladı. Günlerce hep Kerbela’dan ve Yezid’den bahsedip duruyor. Ama bir türlü kendisinin 2 dönem Genel Sekreterlik yaptığı İKÖ’nun çalışmalarından hiç bahsetmiyor. Eğer kendisi 2 dönem 57 ülkenin çatısı altında toplandığı bu kuruluştaki görevi sırasında 57 ülkeyi bir araya getirip israile karşı Filistinlilerin yanında yer aldırsaydı bugün israil canı sıkıldıkça Filistin topraklarını karadan, havadan ve denizden bombalayabilir miydi?

İşte hikâyedeki uyanık köylü gibi birileri Sayın İhsanoğlu’nu görüntüden bizden biri olarak yetiştirip bizi içten yıkmak için göndermiş ve o da bizi bizden görünerek çaktırmadan aynen evde yetiştirilip tarlaya bırakılan farenin yaptığını 2 milyar Müslüman’a yapmıştır. Sayın İhsanoğlu’nu yetiştiren merkezin bir tarafından CIA,bir tarafından MOSSAD bir tarafından da Pensilvanya olduğunu görüyoruz. Bu kanaate nasıl vardığımı sorarsanız Cumhurbaşkanlığı adaylığı süresinde CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu sözde birçok STK’nu gezdi. Ama bu geziler sırasında kimi çatı aday göstereceğine dair kendisine isim sorulduğunda; “Adayımız belli ama ismi belli değil” diye cevap vermiyor muydu?” Sizce Adayımız belli ama ismi belli değil ne demek? Bu cümlenin açılımı; “Birileri bize bir cumhurbaşkanı adayı gönderecek ama bu adayın ismi bize henüz ulaşmadı. Muhtemelen biz ulaştığında size haber vereceğim” demek değil mi?

Sayın İhsanoğlu’nun çatı aday olacağı son güne kadar ne CHP yönetimine ne de MHP yönetimine haber verilmemiştir. Eğer haber verilseydi bu adayı MHP’yi bilmem ama CHP asla kabul etmezdi. CHP’den oldum olası liderlik krizi vardır. Geçmişte CHP’nin yavrusu DSP’nin MHP ile koalisyon olduğu zamanda 18 Şubat 2001 krizi olmuştu. Sözde ülkeyi o krizden kurtarmak için Tıpkı İhsanoğlu gibi Kemal Derviş amerikanın direktifleriyle ekonominin başına getirilmişti. Kemal Derviş’in bu ülkeye verdiği zararı uzun kuyruklu fareler bile o köylülere vermemişlerdir.

Sayın Salih Memecan’ın “KARE DÜŞÜNCE” diye bir kitabı vardı. Sayın Memecan kitabında konuları tamamen karikatürlerle anlatmıştı. Kitabın başında envay çeşit karikatürler vardı. Kitabın sahifeleri ilerledikçe karikatürler azalıyor ve sonunda hepsi bir kare oluyordu. Amerika ve avrupa başlangıçta önümüze çok güzel süslenerek paket yapılmış BM, NATO, AB, AGİK, PARİS ŞARTI vs gibi kurum ve kuruluşlarla İslam dünyasının önüne çıkmıştır. Onarları bu kuruluşların içine aldıktan sonra tıpkı Ahtapotun kolları arasına düşen canlıların onun elinden kurtulamadığı gibi bizde bu kurumlar sebebiyle kâfirlerin elinden kurtulamıyoruz.

Düşüncenize sahtekardan politikacı, yalancı ve muhbirden gazeteci, fahişeden sanatçı, hilebazdan müteahhit, Sosyal ev çalıştırıcıdan iş adamı, münafıktan mümin, kafirden münafık, namusunu satandan namusuyla çalışıp para kazanan,(!!!) Hırsızdan ilim adamı Faiz alıp veren hacı-hoca, zinanın adını seviyeli birliktelik olduğu, örtülülere öcü, çıplaklara çağdaş dendiğini, rüşvetin adının hediye, içki içmenin adının çağdaşlık olduğu, pembe, küçük ve masum diye yalan söylemenin kısımlara ayrılıp çağdaş kılıflar uydurulduğu; Müslümanların % 30’nun günde beş vakit kıbleye karşı durmadığı; % 20’nin oruç tutmadığı gibi açıktan utanmadan sıkılmadan Ramazan boyunca açıktan yeyip içtiği; Kızların ve erkeklerin metreslerini babasının evinde misafir ettiği; babasının ve annesinin metres hayatı yaşadığı eşler tarafından bilinildiği; damadının metres hayatı yaşarken yakalanıp kasetleri yayınlandığı halde kayın babasının damadının kapısının önündeki çadıra gelip oruç tutmadığı halde ölüm orucuna başlayıp damadının kızıyla tekrar barışması için günlerce ağladığı bir ülkede yukarıdaki olayların olması gayet normal değil mi? Peygamberimiz (SAV) bir hadisine; “KEMA TEKÜNÜ YUVALLA ALEYKÜM= SİZ NASIL OLURSANIZ BAŞINIZA ÖYLE İDARECİLER GELİR” Buyurmuştur. Seçim sizin. SELAM VE DUA İLE.