Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLMAK 05.02.2019

PDFYazdıre-Posta

Bir insanın kimsesizlerin kimsesi sessiz halkın temsilcisi olması insanin bildiğiyle amel ettiği sürece oluyor. İnsanın bildiği insanın elinde kalıyor ya da bildiğiyle amel etmezse bildikleri hiçbir şeye yaramıyor. Hele de “HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSARSA DİLSİZ ŞEYTAN BİLE OLUYOR.” En büyük Cihadın da zalim hükümdara karşı hakkı haykırmak olduğu bilinen bir hadistir.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan kendisinden daha çok mana ifade edip alan kapladığı için cumhurbaşkanlığına aday olup bu millet onu Cumhurbaşkanı olarak seçmiştir. olması Sayın Recep Tayyip Erdoğan sadece Türkiye’deki fakir-fukaranın, garip gurabanın hamisi değil. O bütün dünyadaki fakir-fukaranın, garip gurabanın hamisi kimsesizlerin kimsesi, sesiz çoğunluğun sesi olduğu için Cumhurbaşkanı olması gerekiyordu.

Konuştuğu zaman sadece kendisine oy verenlerin gönlündekileri söylemiyor. Bütün bir milletin gönlündekileri söylüyor. Aynı zamanda 5 kıtada yaşayanların haksızlık karşısında dile getiremediklerini dile getirdiği için Cumhurbaşkanlığına aday olup temsil ettiği misyonu icra etmelidir. 

Klasik bir doğulu marifetiyle batıyı terbiye eden ve mahcup bırakan birisi olduğu için Cumhurbaşkanlığına aday olup temsil ettiği misyonu icra ediyor.

İçten pazarlıklı olmadığı, sağ gösterip sol vurmadığı, doğulu görünüp batının kuyruk altı sinekliği yapmadığı için Cumhurbaşkanlığına aday olmuş ve temsil ettiği misyonu icra ediyor.

Düşmanlarına korku dostlarına güven aşıladığı için Cumhurbaşkanlığına aday olmuş temsil ettiği misyonu icra ediyor.

O konuştuğu zaman Afrika’da açlıktan dolayı gözlerinin feri kaybolmuş çocukların gözlerine ışık, kadınların göğüslerine süt, babaların cebine para akıyormuş izlenimini verdiği için Cumhurbaşkanlığına aday olup temsil ettiği misyonu icra ediyor.

Siyasi hayata atıldığı günden bugüne kadar geçen süre içinde idealinden en ufak hiç sapmadığı için Cumhurbaşkanlığına aday olup temsil ettiği misyonu icra ediyor.

Taşıdığı değeri sadece dostları değil düşmanları da takdir ettiği için Cumhurbaşkanlığına aday olup temsil ettiği misyonu icra ediyor.

Ve ben onun yüzüne baktığımda veya konuşmasını dinlediğimde o bana Allah’ı ve Peygamberi hatırlatıyor. Allah’ı ve Peygamberi hatırlattığı için Cumhurbaşkanlığına aday olup temsil ettiği misyonu icra ediyor.

Tıpkı Kerbelâ’da Hz. Hüseyin Şehid edilip kesik başı Kûfe ve Basra valisi Übeydullah İbni Ziyâd’ın önüne getirildiği zaman Zeyd İbni Erkam da orada bulunuyordu. İbni Ziyâd elindeki değnekle Hz. Hüseyin’in ön dişlerine vurmaya başlayınca Zeyd dayanamadı:

- Çek şu değneğini! Ben o dişleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in öptüğünü gözlerimle gördüm, dedi ve bu gaddarlık karşısında hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

Vali İbni Ziyâd onun bu sözlerine kızdı:

- Eğer yaşını başını almış bir ihtiyar olmasaydın boynunu vururdum, diye çıkıştı.

Zeyd İbni Erkam böyle gürültülere pabuç bırakacak adam değildi. O haksızlık karşısında susmanın dilsiz şeytanlık olduğunu Resûlullah’dan öğrenmiş bir insandı. Kalkıp giderken oradakilere şöyle haykırdı:

- Ey Araplar! Siz bundan sonra birer kölesiniz. Siz Fâtıma’nın oğlunu Şehid ettiniz, (vali İbni Ziyâd’ı kastederek) Mercâne’nin oğlunu da kendinize emir ve hâkim yaptınız. Hâlbuki o sizin hayırlılarınızı öldürmüş, kötülerinizi de kendisine kul yapmak istemiştir. Siz bu zillete razı oldunuz. Zillete razı olan kahrolsun!...Demiştir.

İşte bugün batılılar tarafından Osmanlı topraklarının ufaltılarak kendilerine bir bayrak, bir sancak biraz da toprak verilerek adeta bostan korkuluğu gibi ecdat topraklarının üzerine dikilenlerin amerika ve avrupa karşısında eğilip el etek öperlerken Sayın Erdoğan bütün bu zalimlerin gözlerine baka baka bir taraftan “-ONE MİNUTE” diyerek araya girmiş ve İsrailli i Şimon Peres’i ters köşeye yatırmıştır.

O günün arkasında -sözde- yerli gazeteler ile televizyonlar çok korkunç yazılar yazıp yorumlar yaptılar. “Ve Türkiye’nin böyle yersiz çekişmelerin içine sokulması Türkiye’nin zararına olan davranışlardır. İsrail’in arkasında amerika ve Yahudiler var. Amerika bunu bize pahalıya öder.” Dediler.

O gün sadece bir Yunanistanlı gazeteci delikanlı bir şekilde Sayın Başbakanımızın Davos’taki çıkışı hakkında; “…Bütün dünyanın hayal edip söylemek isteyipte söyleyemediğini söyleyen adam” Diyerek dik duruşunu ortaya koymuştur.

“EHABBÜL CİHADİ İLALLAHİ KELİMETÜ HAKKÜN TÜKALÜ LİİMAMİN CAİRİN”

Ebu Umame (ra)’dan: “Allah’ın en çok sevdiği Cihad zalim idareciye karşı hakkı söylemektir.” (İbni Mâce, Fiten; Camiüs-Sağir ve Muhtasar şerhi ve Tercümesi Cilt:1,Hadis no:128)

“Cihadın en faziletlisi, zalim idarecinin karşısında doğru ve adaletli sözü, hakkı haykırmaktır.” (Ebû Dâvud; Melâhim 17; Tirmizî, Bey'at 37)

Peygamber (s.a.s.) ayağını bineceği hayvanın üzengisine koymuş vaziyette iken bir adam: "Hangi cihadın sevabı daha çoktur? Diye sordu. Peygamberimiz: "Zâlim idârecinin karşısında doğru ve adâletli sözü haykırmaktır" buyurdular. (Nesâî, Bey'at 37) (Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 76)

Allah’ın en çok sevdiği Cihad zalim idareciye karşı hakkı söylemektir

"En büyük Cihad, zalim idarecice karşı hakkı haykırmaktır" (Ebû Davud, Melahim 17; Tirmizî, Bey'at 37)

İşte bu hadisler ışığında Sayın Recep Tayyip Erdoğan 193 ülkenin katıldığı BM toplantısında “DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR” Diyerek ikinci defa mevcut zülüm çarkına çomak sokmuştur. Onun içindir ki bugüne kadar kendisine irili ufaklı 61 defa suikast düzenlenmiştir. En son suikast 15 Temmuz 2016 Cuma günü ülkemizi işgal etmeye yeltenmekle yapılmıştır. İşte bizzat Sayın Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otelde Şehid etmek için giden ve daha sonra 12 gün kaçtıktan sonra menfezde yakalanan menfezci evvelki gün yargılandığı mahkemenin karar aşamasında yaptıklarını hepsini inkâr etmiştir. Hâkimin o gece orada ne işin vardı? Sorusuna “Sayın Başkanı korumak için oraya gitmiştim” diyerek oradakileri güldürmüş. Ama netice de 12 defa ağırlaştırılmış müebbet cezası almasından kurtulmamıştır.

Bu konu ile ilgili olarak Hz. Ali (r.a) “Haksızlık karşısında eğilmeyiniz; çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” Demiş.

Hz. Ebubekir ise “Güzel konuşmanın sırrı, lüzumsuz sözleri terk etmektir.” Demiştir. Yine Hz. Ali (ra) bu konu ile ilgili olarak: “Özü doğru olanın, sözü de doğru olur.”Demiştir.

Yahya bin Muaz ise “Birliğin kederi, ayrılığın sefasından daha hayırlıdır.” Demiştir.

Geçenler bir TV de “PORTRELER” diye program izledim. Maşallah Sayın Erdoğan benim evimden başka hemen hemen herkesin evini ziyaret etmiş. O programda 7 veya 8 yaşlarında bir çocuğun evine davetini kıramamış onun da evine misafir olmuş. Onun için LİDER OLMAK KOLAY BİR İŞ OLMASA GEREK” DEDİM. SELAM VE DUA İLE.