Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ŞAŞIRIYORUM GÜLEYİM Mİ AĞLAYAYIM MI? 8.1.2019 Cuma-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Gerek ana muhalefet olsun, gerekse ana muhalefetin tasmasını elinde tutanlar egemen güçler olsun gerekse 56 İslam ülkesinin içinde bulunduğu hali pürmelâlini gördükçe gülüp ağlama arasında bir karar veremiyorum. Kitle iletişim araçları bu kadar gelişmemişken işler kapalı kapılar arkasında olurdu. Kapalı kapılar arkasında Müslümanları bölüp parçalamak için gerekli

planlar yapıldıktan sonra o günkü egemen güçler kameraların karşısına geçen çok parlak yaldızlı cümleler kullanarak bizi gariban Müslümanları kandırırlardı.

Ama şimdi öyle değil. Bundan 30-40 sene önce “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” denirdi. Ama şimdi öyle değil yalancının mumu yalan ağzından çıktıktan 25-30 dakika sonra ortaya çıkıyor. Mum yakmaya bile fırsatımız olmuyor. Bütün bunların ortaya çıkında Kasımpaşalının büyük rolü oldu. Hani bir beyitte; “Hak sillesinin sedası yoktur,/ Bir vurdu mu devası yoktur” denmiştir. Rabbim Kasımpaşalının eliyle önce Davos’ta israile “ONE MİNUTE= BİR DAKİKA) dedirterek çelik görünümlü kum kalesini yerle bir etti. Arkasında BM deki konuşmasında “DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR” diyerek oradaki kumpasçıların kumpasını deşifre etti.

Böyle tatlı sert bir şekilde egemen güçlere vurdu ki hepsi aran paran (Darmadağın) oldular. Tabi onlar böyle aran paran olunca içerideki piyonlarda öyle oldu. Hani müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış ki geçmişte alacağı varsa gidip tahsil etsin. Ama Türkiye’deki ana muhalefet ile iki payandası bir taraftan Kasımpaşalının geçmişini araştırırken diğer taraftan geleceğini karartmak için plan üstüne plan yapıyorlar. Ne kadar plan yaparlarsa yapsınlar hepsi boş. Çünkü planların üstünde bir plan vardır. Ve o plan geçerlidir.

Ana muhalefet partisinin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu adeta bir yalan ve iftira makinesine döndü. Bugüne kadar Kasımpaşalıya attığı iftira ve söylediği yalanlar için ödediği tazminat 1,5 milyon Lirayı geçti. Adam bir türlü akıllanmıyor. Partisinin içindeki yöneticiler onu bu yalan ve iftiralardan vazgeçirmeye çalışacaklarına işini gücünü bırakıp onun yalan ve iftiralarına verilmek üzere kendi aralarında bir fon kurmuşlar. Hatta geçenlerden bir başkan yardımcısı utanmadan sıkılmadan kameraların karşısına geçmiş ve kurdukları fonu uzun uzun anlatıyordu.

Hani adamın birisi Fırat nehrinde kilimini yıkarken kilimin üç ucunu suya kaptırmış. Kilimi çekmiş çekmiş bakmış ki kilim gelmiyor. Kilimi bırakırken “Hadi Kâbe’ye vakfettim” Bu CHP’liler eskide çoluk çocuğuna ikbal hazırlarlardı. Şimdi bütün meseleleri genel başkan Kılıçdaroğlu’nun ödeyeceği tazminatlar için para biriktiriyorlar.

Sözde müttefikimiz amerika Kasımpaşalının sessiz sedasız vurduğu silleden sonra üç bölünmüş. Biri Suriye’den çıkıyoruz derken öbürü Suriye’den çıkarsa kaos olur” diyor. Peki, Türkiye dışında Suriye’deki kaosu kim çıkardı? Diye soran bir Allah’ın kulu var mı? AB dağılıyor bizdeki muhalefet hala AB kriterlerinden uzaklaştığını söylüyor. AB ülkeleri vatandaşlığa geçenler için düzenlenen merasimde erkeklerle tokalaşmayan kadın ve kızların vatandaşlığını tekrar reddediyor. Diğer taraftan vatandaşlığa geçmeden önce “Ben Hıristiyan’ım demek yetmiyor. Hıristiyanlıkla ilgili sorular soruyorlar. Zaten Arap vatandaşıysan vatandaşlık başvurusu baştan reddediliyor.

Peki tasması ağababalarının elinde olan bizdeki piyonlar ne yapıyor? Diye sormuyorsunuz. Bunların içinde CHP hayranı olan iki tane gazeteci var. Ben onların isimlerini burada zikretmeyeceğim. Sadece savundukları fikirlerini aktaracağım. Bunlardan birisi Kasımpaşalı Reisimizle ilgili olarak “Arada bir bardak bira ve şarap içse o da bizim gibi olur” derken diğeri de “Birkaç defa Mozartı dinlese o da çağdaş olur” diyor.

Bunlar böyle derde genel başkanları boş durur mu? O da 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan seçim sonrası mikrofonların karşısına geçti ve “Bu seçimin mağlubu AK Partidir.” Dedi. Bugünlerde ödediği tazminatlar canını yakmış olacak ki Sayın Reisimiz Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olarak; “Sen kim oluyorsun? Sen cumhurbaşkanı olabilirsin ama benim cumhurbaşkanım değilsin” dedi.

Bu ve benzeri zırvalar karşısında gülmem gerekirken bir türlü gülemiyorum. Bunların dedeleri de öyle değil miydi? Kendisi gibi olmayanları kabul ederler miydi? Allah’a sonsuz şükürler olsun ki bunlar iktidarda değiller. Eğer “HAFAZAN ALLAH=ALLAH MUHAFAZA BUYURSUN”bunlar iktidarda olsalardı o zaman ağlayacak zamanımız bile olmazdı.Başta amerika olmak üzere AB üyeleri ve bizdeki ana muhalefeti böyle darmadağın görünce biraz olsun gülebiliyorum.SELAM VE DUA İLE