Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

SİZCE CHP SIRADAN KURULMUŞ BİR SİYASİ PARTİ Mİ? 8.2.2019 Cuma-Yüreğir / ADANA

PDFYazdıre-Posta

Her zaman söylediğim gibi CHP ülkeyi idare etmek için kurulmuş sıradan bir siyasi parti değil. CHP Türkiye’de ve dünyada yaşayan 2 milyar Müslüman’ın yaşadığı dini ortadan kaldırmak için kurulmuş bir partidir. Dolayısıyla CHP bu milletin dinine diyanetine, başörtüsüne şalvarına, namazına, orucuna, fitresine, zekâtına, haccına, örfüne âdetine, geleneklerine, göreneklerine karşı olan bir partidir.

CHP’li yöneticiler her fırsatta “cumhuriyeti kuran, cumhuriyetle yaşıt, Atatürk’ün partisi olduklarına” söylemelerine inanmayın.

Bugünkü CHP’nin Cumhuriyetle, Atatürk’le, Seçimle, milletin egemenliğiyle, Hak ve özgürlüklerle uzaktan yakından ilişkisi yoktur. CHP’nin Hak, özgürlük, seçim ve egemenlikte anladığı sadece kendileri iktidara geldikleri zaman geçerli kavramlardır. 1927’den 1950 yılına kadar seçimlerde açık oy gizli tasnif sistemini uygulan CHP değil miydi?

Bunların her fırsatta Atatürkçü olduklarını söylemelerine kesin olarak inanmayın. Bunlar Atatürkçü filan değil. Bunlar Türkiye’de Atatürk’ü kalkan yaparak rahat bir şekilde din düşmanlığı yapmak için Atatürk’ü ileri sürerler. Eğer bunlar Atatürkçü olsalardı Atatürk öldükten sonra bütün dairelerde Atatürk’ün resimlerini kaldırıp kendi resimlerini asarlar mıydı? Atatürkçü olsalardı Atatürk öldükten sonra basılan paraların üstüne kendi fotoğraflarını yerleştirip para basarlar mıydı?

CHP’nin bugünkü hali kaptanı olmayan gemiye benziyor. Ya da kaptanı var ama pusulası yok gibi hareket ediyor. Birileri CHP’yi eski ceberut ve zorbacı, baskıcı, totaliter yapısından kurtarmaya çalışırken CHP tam gidip totaliter kucağına oturdu. Her zaman söylediğim gibi CHP batılılar tarafından Türkiye’deki İslam’ı yok etmek için kurulmuş bir projedir.

CHP’nin genlerinde bu millete hizmet yoktur. CHP hizmet etmek istese de yapamaz. Çünkü millete hizmet CHP’nin felsefesinden yoktur. Gün geçmiyor ki CHP bir gün öncekinden daha kötü bir duruma düşmesin. CHP’nin tek parti zamanında bu millete yaptığı zulümleri unutturmaya çalışılırken CHP yeni yeni zulümlerin kapısını aralıyor. Millete yaptığı bunca zulüm yetmiyormuş gibi aynı zamanda milletin dinine diyanetine, örfüne, adetine ve gelenekleriyle savaş açmış.

Bin seneden beri bu ülkenin minarelerinde “ALLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER…” Diye başlayıp göğü inleten ezanı “ Uludur” a çevirerek okutmuştur."Ezanın Arapça okunması hakkındaki kararın iktidara gelir gelmez ilk iş olarak ele alınması ve sonra Anayasa dilinin ağdalaştırılması hareketleri bizlerde, samimiyetsiz ve Atatürk inkılâplarına cephe almış bir iktidarın iş başına geldiği kanaatini uyandırdı."

Böylece Türkeş, ezanın Arapçaya çevrilmesinin 27 Mayıs'ı tetiklediğini itiraf etmiş oluyordu. Bu söyleşiden 15 gün sonra ise şunları söyledi: "Türkçecilik bu millete Atatürk'ün en büyük, en faydalı hediyelerinden biri idi. Evvelâ ezanı Arapça okutmakla buna (Atatürk inkılâplarına) ihanete başladılar. Türk camiinde Türkçe Kur'an okunur, Arapça değil." (Cumhuriyet, 17 Tem. 1960)

Bu milletin hayatında dini yok etmek için yapılanlar sadece bununla sınırlı değil. Memleketin birçok vilayetinde camiler, Ahır, cezaevi ve askeri kışlaya çevrilmiş. Binlerce cami satılmıştır. Sadece İstanbul’da 357 cami çok düşük fiyatlarla Yahudi-Hıristiyan ve Ermenilere satılmıştır.

Bununla da yetinilmeyip köylerde ve kasabalarda kuytu yerlerde çocuklara Kurân ve Arapça okutanlar yakalandığında idama mahkûm edilmiş kimisi de bir daha Kur’an ve Arapça okutmamak için abdest aldırılarak Kur’an üzerine yemin ettirilmiştir. İşte Kur’an okutmamak için Kur’an üzerine yemin ettirilenlerden bir örnek:

Yıl 1937 Aylardan mübarek Ramazan ayı. Herkes oruçlu. Kur’an ve Arapça okumak yasak. Mukaddes ezanlar Türkçe okunuyor. Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı uzak bir köyünde Saçaklı Hoca adında birisi o köydeki çocuklara gizlice Kur’an öğretiyor. Köyün girişinde bir tepe var. Kur’an okuyan çocuklardan her gün birisi o tepeden duruyor. Köye gelip-gidenleri gözetliyor. Emniyet için tedbir alıyorlar. Bu durumu birisi veya birileri seziyor. O günkü şartlarda yayan altı saat yürüyerek Akçadağ’a varır ve Jandarma komutanına;-Filan köyde Saçaklı hoca adında birisi gizlice Kur’an okutuyor, diye şikâyette bulunur.

O günkü jandarma komutanı hemen görevli askerlerle o köye doğru gider. Komutan ve askerler altı saat yol yürüdükten sonra o köye varırlar. O gün görevli çocuk oyuna dalar ve birde bakar ki askerler kendini geçmiş. Koşa koşa askerden önce Kur’an okutulan o gizli yere varmak ister. Oraya varır ama biraz geç kaldığı için bir şeye yaramaz. Kur’an okuyanlar Kur’an’ları toplayıp saklamaya çalışırlar ama nafile.

Jandarma komutanı hocanın ağzına bir tane vurunca, hocanın alt çenesi kayar komutan eliyle düzeltir. Ve orucu bozmasın söyler. Hoca itiraz ederek orucu bozmaz. Bu arada dayağın bini bir paraya gider. Hoca efendi yaşlı ve ihtiyar olduğu için yere yığılıp kalır. Jandarma komutanı hocayı alıp götürmek ister.

Evin hanımı sopayı eline alır ve ;- “Bak komutan bu hocayı götürürsen bir daha buraya gelme. Sana yemek falan vermem.”der. O zaman memlekette kıtlık olduğu için her yerde ekmek ve yemek bulmak imkânsız. Erkekler hiçbir şeye karışamıyorlar. Karışan askere karşı gelmekten içeri alınıyor. Ekmek ve yemek söz konusu olunca komutan duraklar Ve benim elimde bir şey gelmez. Benim de üstlerim var. Ben de onlara karşı sorumluyum, der. Epey tartıştıktan sonra;-“Hocam kalk abdest al gel, derler. Hoca abdest alıp gelir. Önüne Kur’an-ı Kerim’i korlar. Bunun üzerine yemin et. Bir daha Okutmayacağına derler ve Hoca: “ Vallahi de Billahi de ben bir daha Kur’an-ı Kerimi okutmayacağım” der öylece Hocayı serbest bırakırlar.(Olay bu makaleyi yazan yazarın dedesinin evinde ve babasının başında geçmiştir.)

İşte normal şartlarda bir arada olmaları imkânsız gibi görünen “Ana muhalefet partisi CHP genel başkanı küfürbaz Rambo Kemal, Sosyalist Burjuvacısı TIR’cı Can Dündar, Çukurcu Figen Yüksekdağ ile bir araya gelebiliyor.

Bu ve benzeri daha binlerce skandal varken Meclis başkanı Sayın İsmail Kahraman bir konuşmada soyadına yakışır bir şekilde “Yeni anayasada laiklik yer almamalıdır” dediği için fırtına kopuyor. Sosyalist Burjuvacısı TIR’cı Can Dündar’ın yaptığı düpedüz bir ajanlık değil mi?

İşte ben 1970 yılından beri bunlara “Tabelaları ayrı zihniyetleri aynı partiler” diyordum da kimse inanmıyordu. Son 5 seneden beri daha yüksek sesle “bunların hepsinin aynı olduğunu; birbirinden farklarının olmadığını; milletimizin artık bunları tanımasını” yazıp duruyordum. İşte atalarımız “ÂYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ” Yani kişinin söylediklerinden çok yaptıkları o kişinin kim olduğunu anlatır. İşte bir başka atasözünde “MERDÎ GIBTİ ŞECAAT ARZEDERKEN SİRKATİN SÖYLERMİŞ” denmiştir.“ALÇAK ADAMLAR YİĞİTLİKLERİNİ SÖYLERKEN AŞAĞILIKLARINI AÇIK EDERLERMİŞ.”

Şimdi de bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir CHP’li milletvekili bir ilimizde valilik oluruyla çocukların camiye “Hangi maksatla götürüldüğünü” cevaplandırması için Milli eğitim bakanına soru önergesi veriyor.

CHP yöneticileri milletin uyandığını; artık bu şekilde din düşmanlığı yaparak bir daha iktidara gelemeyeceklerini anladıkları için içeride ve dışarıda ne kadar Türkiye düşmanı varsa hepsiyle işbirliği yapmaya başladılar. Bunun da yetmediğini görünce bu sefer genel başkanlarını rastgele sağa sola hakaret etmesi ve iftira atması için görevlendirdiklerini Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ailesine attığı iftira ve söylediği yalanların tazminatını ödemek için fon kurduklarından anlıyoruz. Onun için bence CHP ülkeyi idare etmek için sıradan kurulmuş bir parti değil. SELAM VE DUA İLE.