Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

HAC MEKKE’DEN SONRA BAŞLADIĞI GİBİ RAMAZANDA BAYRAMDAN SONRA BAŞLAR 25.5.2020 Pazartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul tıp fakültesinde okuyan bir öğrenci final imtihanına girer. Kendisine cevaplarını hazırlamak için sorular verilir. Öğrenci soruları açıp bakar ki hiç birisini bilmiyor. Biraz hazırlanmış gibi yaparak konuşmaya başlar. Öğrencinin eften püften verdiği cevaplar üzerine komisyon üyesi uyuklar gibi yaparak dinler. Öğrenci hazırladıklarının

anlatımını bitirip durunca hocası gözünü açar ve: ŞİMDİ GELDİK MANAYI FİHİMİZE” demiş.

Biz de bir ay oruçtuttuktan sonra bayramı idrak edince içimizde buruk bir sevinçle bayramı karşıladık. Orucu tutup bitirince bazıları sevindi. Hâlbuki Oruç tutmak demek sadece aç ve susuz kalmak demek değildir. Oruç tuttuğumuzda aç ve susuz kaldığımız gibi ağzımızı kötü sözlerden dilimizi gıybet ve dedikodudan elimizi harama uzatmaktan çekineceğiz. Bayramla beraber artık sözlerimize hareketlerimize ve davranışlarımıza oruçtaki gibi hareket ettireceğiz.

Üstad Sultanu’ş Şuara Necip Fazıl Kısakürek şiirinin bir beytinde; “ NAMAZ CAMİŞDEN ÇIKINCA, HAC MEKKE’DEN DÖNÜNCE, RAMAZAN ORUÇ BİTİNCE BAŞLAR” Diyerek İslam’ın temellerine işaret etmiştir. Onun için bizde Bayramla beraber Tıp fakültesinin öğretim üyesinin dediği gibi bayrama yetişince ORUCUN MANAYI FİHİMİZE DÖNMEMİZ GEREKİR diye düşünüyorum.

Hem oruç tutmak sadece mideyi aç ve susus bırakmak demek değildir. Biz Müslümanlar Oruç tutarken bütün bedenimize oruç tutturmamız gerekir. Oruç tutmanın sadece aç ve sussuz kalmaktan ibaret olmadığını bizzat Peygamberimiz (SAV) zamanında meydana gelen bir olayı kısaca aktarmak istiyorum. İşte olay kısaca şöyle:

Beyhakî, îbn-iEbu´d-Dünya Enes´in şöyle dediğini rivayet ederler: "Bir gün Peygamber´in (s.a.v.) insanlara, o gün muhakkak o-ruçîu olmalarım ve kendisinden bir emir gelmedikçe oruçlarını açma malarını söyledi, insanlar da oruca başladılar. Adamın biri, Hz. Peygamber´e gelip: "Ey Allah´ın elçisi, bana izin ver de orucumu açayım" diyor, Hz. Peygamber de izin veriyordu. Derken adamın biri de gelip şöyle dedi: "Ey Allah´ın elçisi, senin ehlinden iki kadın oruç tuttular, şimdi iftar etmeleri için sizden izin istiyorlar; kendileri izin istemeye çekiniyorlar" dedi. Peygamberimiz ise, onlar hakkında izin vermekten imtina etti. Adam tekrar ricada bulundu ise de, Peygamberimiz arkasını döndü ve izin vermedi. Adam ricasını bir daha tekrarlayınca Peygam berimiz de: "Onlar bugün oruç tutmuş değillerdir! Akşama kadar in sanların etini yiyen (gıybet eden) kimseler nasıl oruç tutmuş olabilirler? Sen şimdi onlara git, eğer onlar oruç tuttuk diyorlarsa, yediklerini çıkarsınlar!" buyurdu. Adam gidip Peygamberin sözünü onlara nakletti. Onlar da yediklerini çıkarmaya çalışınca, ağızlarından yere birer kan pıhtısı çıkardılar. Adam derhal Hz. Peygamber´e gelip durumu haber verdi. Peygamberimiz de bu münasebetle; "Varlığım elinde olan Allah´a yemin ederim ki, bu çıkardıkları midelerinde kalsaydı, ateş onları yer bitirirdi" buyurdu.

Ahmed, Ebu Yâlâ, Beyhakî ve îbn-i Ebu´d-Dünya, Rasulullah´vn (s.a.v.) azadlısı Ubeyd´den şu haberi nakletmişlerdir: "iki kadın oruç tutmuşlardı. Adamın biri Hz. Peygamber´e gelip: "Ey Allah´ın Resulü, şurada iki kadın var, niyetlenip oruç tutmuşlar, fakat şimdi onlar su suzluktan helak olmak üzerelerdir" dedi1. Peygamberimiz de: "Haydi on ları bana çağır!" buyurdu. Kadınlar geldiler. Hz. Peygamber bir su kabı getirtti ve onlara bu kabın içine tükürmelerini söyledi. Birisi tükürdü, içindekini çıkararak kabın yansını kan ve irinle doldurdu. İkincisi de i-çindekini çıkardı ve kabı sonuna kadar kan ve pıhtı ile doldurdu. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "İşte bunlar, Allah´ın kendilerine helal kıldığı şeylerden oruç tutmuşlar, fakat haram kıldığı şeylerden oruç tutmamışlardır! İkisi bir araya gelince insanları gıybet etmiye başlamışlar, oruç tutacakları yerde insan eti yemişlerdir!" buyurdu.

Yine Ebu´d-Dünya, tek başına Aişe´den şu haberi nakleder: "Bir gün ben, Peygamberin (s.a.v.) yanında bulunuyordum. Derken oradan bir kadın geçti. Ben: "Gerçekten bu kadının eteği uzunmuş" dedim. Hz. Peygamber bana hitaben: "Haydi tükür, ağzmdakini dışarı çıkar!" bu yurdu. Ben de tükürdum. Ağzımdan dışarı bir et parçası çıktı."

Gelin şairin; “DEM BU DEMDİR/ DEM BU DEMDİR” Dediği gibi gelin bu Ramazan orucu bir başlangıç olsun. Hayatımızda yeni bir sayfa açalım. Ve gerçek orucun Bayramdan sonra başladığını bilerek ona göre hareket edelim inşallah. SELAM VE DUA İLE.