Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

FIRSAT VARKEN KAÇMAMIZ VE KAÇIRMAMIZ GEREKENLERİ KAÇIRALIM 16.1.2021 Cumartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Dünya hayatında kaçmamız ve kaçırmamız gerekenleri zamanında ve zeminde de kaçıp kaçırmamız gerekir. Atalarımız “SON PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ” Sözünü boşuna söylememişlerdir. Eğer fırsat varken kaçmamız gerekenlerden kaçmamış ve kaçırmamız gerekenleri kaçırmamışsak ya da kaçmayı ve kaçırmayı sonraya ertelemişsek mahşerde karşımıza çıkan felaketlerin

büyüklüğü karşısında karşılaştığımızda biz bu manzaralardan kaınmaya çalışacağız ama kaçamyacağız.

Onun için fırsat varken vakit geçmemişsek elimiz ayağımız tutuyor dilimiz konuşuyorken kaçmamız gerekenlerden kaçtığımız gibi kaçırmamız gerekenleri da hiç vakit kaybetmeden kaçıralım. Eğer dünyada kaçmamız gerekenlerden ve kaçınmamız gerekenleri kaçırmazsak başımız gelecekleri Allahu teâlâ biz Furkan suresinde şöyle haber veriyor:

“O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: “Keşke Peygamberle bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. Andolsun ki beni, bana gelen Kur'an'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor” der.”(Furkan suresi 27-28 ve 29. Ayetler)

O gün zalim elini ısırır. Pişmanlık içinde zalimler o gün ellerinin üzerini ısıracak. Hınçla ellerini gevmeye başlarlar o gün. Ve der ki: Eyvah! Eyvah! Yazıklar olsun bana! Yuh olsun bana! Keşke peygamberle bir yol tutsaydım! Ne olurdu keşke peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! Keşke peygamberle birlik olsaydım! Keşke beni peygambere götürecek bir yol izleseydim! Keşke beni peygamber safında kılacak bir yola girseydim! Keşke yanlış yerden bilet almasaydım! Keşke falanların, filânların yoluna değil de peygamber yoluna girmiş olsaydım! Keşke peygamberi tanıyıp onun gibi bir hayat yaşasaydım!..

Yazıklar olsun bana. Keşke ben falanı, filânı dost edinmeseydim. Çünkü o dost edindiklerim beni zikirden, beni kitaptan uzaklaştırdı, beni vahiyden saptırdı. Hâlbuki o zikir bana gelmişti. Hâlbuki o kitap bana gelmişti. O filân ve falan kitapla benim arama girerek benim kitabı öğrenmeme, kitabı tanıyıp onunla amel etmeme engel oldu. O kitap bana gelmişken, Rabbim beni o kitapla sorumlu tutmuşken, tam ben o kitapla karşı karşıya gelmişken, tam ben o kitapla tanışmak üzereyken o falan filân beni o kitaptan saptırıverdi. Meselâ adamı meyhaneden çıkarıyorsunuz, Müslüman olması gerektiğini söylüyorsunuz, adam Allah yoluna girmeye karar veriyor. Adam tam zikirle, kitapla tanışmak üzereyken birileri başka bir kitabı veya işte filân cemaati, falan grubu tavsiye ediyor.

İşte din budur diyerek kendi kliklerini, kendi gruplarını, kendi kitaplarını sunuveriyorlar ve işini bitiriyorlar adamın. Bu belki bir cemaattir, bir liderin kitabıdır, bir partidir, bir fikrin grubudur veya işte bizim ülkedeki düzenin resmi din kitaplarıdır, resmi din anlayışıdır. Meselâ Jamaika’dan geldi bir kadın Müslüman olmak için, ama birileri ona öyle din sundular ki o kadın şimdi hem Müslüman, hem de başörtüsüz dolaşıyor Konya’da. Evet, insanlara kulluk kitabı olarak şu kitabı tavsiye edeceğiniz yerde başka şeyleri tavsiye ediyorsanız insanları saptırıyorsunuz demektir.

Evet, o gün öyle diyecekler. Eyvah, keşke falanları filânları değil de direk kitabı tanısaydım. Direk peygamberi tanısam ve onun gibi olmaya çalışsaydım. Keşke falan ya da filân tipi yaşamasaydım. Keşke falan ya da filân tipi giyinmeseydim. İnsanlar hiç kitaba ve peygamberi tanımaya yönelmiyorlar şimdi değil mi? Efendim önce filân zâtı tanıyalım, falan gibi olalım, falanın dediği gibi yapalım demeye çalışıyorlar. Hâlbuki biz peygamberi değil de birilerini örnek almaya çalışırsak kesinlikle bilelim ki onda çakılıp kalacağız ve onu bir adım daha ileriye geçemeyeceğiz demektir. Ancak onun kadar olabileceğiz demektir.

Muhakkak ki şeytan insanı yapayalnız ve yardımcısız bırakır. Şeytan her zaman insanı aldatandır. Gerek insanları saptırmaya çalışan insan şeytanlarına, gerekse cin şeytanlarına karşı çok dikkatli olmak zorundayız. Önce bir takım şeylere teşvik ederler, süslü gösterirler, Allah yolundan saptırırlar, sonra da onu yapayalnız bırakıverirler. Evet, ana, baba, hoca, koca, mal mülk, dükkân tezgâh, zenginlik, makam, mevki yâni bizi kitabı Sünneti öğrenmekten engelleyen ne varsa hepsi şeytandır.

Kendimizi kaçırmamız gerekenlerden kaçırdıktan sonra kaçırmamız gereeknleri kaçıracağız. Şimdi de kaçırmamız gerekenleri kaçırmazsak başımıza gelecekleri Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber veriyor:

“Kulakları sağır eden gürültü duyulduğu zaman, o gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından kaçar. O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.” (Abese suresi ayet:33-37 arası)

Sahha, kıyâmetin isimlerinden birisidir. Sahha geldiği zaman. Sahha gerçekleştiği zaman. Yani dünyada en büyük olay, en büyük felâket anlamına kıyâmet gelip çattığı zaman. Kulakları sağır eden, kapıları çalan, akılları zâyi eden, kalpleri yerinden oynatıp yürekleri hoplatan felâket, o felâket geldiği zaman. Kıyâmet korkunç dehşetiyle insanların kalplerini ve kulaklarını çarptığı, insanların beyinlerinde patladığı zaman.

Adından da belli olduğu gibi insanların beyinlerinde patlayacak, insanların kalplerine ve kulaklarına çarpacak, yürekleri yerinden oynatıp kalpleri, gökleri yarıp parça parça edecek, dağları ufalayıp tuz buz edecek, yıldızları yerlerinden söküp sağa sola atacak, güneşin ve ayın defterini dürecek, insanları hedefini şaşırmış ne yapacaklarını, nereye gideceklerini bilmez bir vaziyette kelebekler gibi sağa sola uçuran kıyâmetin o müthiş gürültüsü geldiği zaman. O gün kişi kardeşinden, anasından, babasından, karısından, oğlundan, kızından kaçacak. Neden? Çünkü o gün herkesin başını aşkın derdi vardır, herkesin kendine yetecek meşguliyeti vardır. Herkes kendi başının derdine düşmüştür. Kimsenin kimseyi düşünecek mecali de yoktur, zamanı da yoktur. O gün kimse kimsenin hatırını soramayacak, kimse kimseyle ilgilenemeyecektir. Herkes kendi başının derdine düşecektir.

Hattâ Rasulullah efendimizin, “O gün herkes üryan(elbisesiz) haşr olacak” beyanına karşılık Hz.Ayşe annemizin: “Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Resûlü! Öyle de biz o gün vücutlarımızı yabancı erkeklerden nasıl koruyacağız?” şeklindeki sorusuna Allah Resûlü’nün verdiği cevap gerçekten çok enteresandır: “Üzülme ey Ayşe, o gün herkesin başını aşkın bir derdi olacak ve kimse kimsenin vücuduyla ilgilenemeyecektir.” O gün kimse kimseyi göremeyecek. İnsanın sevdikleri bile ona yabancı olmuştur o gün.

RABBİM O DEHŞET GÜNÜNDE BİZİ, AİLEMİZİ ÜMMETİ MUHAMMEDİ MUHAFAZA EYLESİN. ÂMİN ÂMİN YA MUİN. SELAM VE DUA İLE