Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

STRATEJİK ORTAKLIK BÖYLE EĞRİ BÜĞRÜ OLUR MU? 23.1.2021 Cumartesi -Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Devletlerarası ortaklıklar Üst düzey ortaklık ve Stratejik ortaklık diye ikiye ayrılır. Stratejik ortaklık demek bu ortaklığı kuranların birbirinden gizlisi saklısının olmaması demektir. Her ne hikmetse Amerika ile stratejik ortaklık kurduğumuz tarihten itibaren amerika hep bizi koruyacak diye sömürü hortumlarını bizim hazinemize takmış ve 13 Mayıs 2013 yılına kadar 2,5

TRİLYON DOLARIMIZI SÖMÜRMÜŞ. BİZİ 86 EKMEĞE MUHTAÇ ETMİŞ.

Bunlar yetmemiş gibi dördü darbe, birisi muhtıra, birisi Postmodern ve en son bir de işgal etmeye kalkmış. Tabi sonuncusu milletimiz tarafından püskürtülmüş. Dünyanın en büyük haber alma ve uçak depolama olmak üzere 7 tane üst kurmuş. Amerikanın ülkemizdeki 7 üstüne karşılık bizim Amerikada bir tane üstümüz dahi olmamış. Böyle stratejik ortaklık olur mu?

Bunların dışında Irak’ı işgal etmek için ülkemizi üst olarak kulanması için TBMM tezkere gelmiş. Tezkere TBMM reddedilmiş. amerikalı yetkililer “bunu not ettik” demişlerdi. 2003 yılında amerika askerleriyle beraber Irak’ın Süleymaniye şehrinde görev yaparken bizim askerlerin başına çuval geçirmişlerdi. Böylece 1 Mart tezkeresinin intikamını almış oldular(!!!)

Daha önce 2 Ekim 1992 tarihinde Egedenizinde yapılan deniz tatbikatında amerika savaş uçakları TÜRK SAVAŞ GEMİSİ MUAVENET’İ SARATOGA FÜZESİYLE bilerek vurduğu halde 28 sene boyunca inkâr etmişti. 28 Sene sonra bizzat amerikalı subay bunu itiraf etmişti.

Amerikanın Irak’a girip petrol kuyularının üstüne oturamadığı öyle zorlarına gitmişki o yıllardan sonra sözde DEAŞ’la mücadele için PKK-PYD ve YPG’ye 50 bin TIR silah göndermiş. Ben hayatımda böyle stratejik ortaklık ne gördüm ne duydum. Eğer gerçekten amerika bize stratejik ortak olsaydı öyle ayağmızın altını kazımaya çaçışır mıydı?

1995 yılında yapılan seçim sonucu tek partinin iktidara gelmememesi sonucu REFAHYOL kolasiyonu kurulmuştu. Türkiye’de ilk defa o zaman DENK BÜTÇÇE YAPILMIŞ, 1997 YILININ İLK ATLI AYINDA BÜTÇE FAZLA VERMİŞ, BÜTÜN ÇALIŞANLARA ÜÇ AYLIK BÜTÇE FAZLASI MAAŞ VE ÜCRETLERE YANSITILMIŞTI. İşler çok düzgün giderken 15 Ekim 1996 yılında amerikadan amerikanın ankara büyükelçiliğine; “MEVCUT İKTİDAR KÜRESEL SERMAYENİN TÜRKİYE’YE GELİŞİNİ ENGELLEDİĞİ İÇİN BİR AN ÖNCE SİVİL OLUŞUMLARLA BU İKTİDARIN BERTARAF EDİLMESİ” yazıyordu. Neticede de aynen öyle oldu ve REFAHYOL KOALİSYONU YIKTIRILDI.

Wikileaks hepinizin bildiği gibi Avusturaslyalı internet Aktivisti Jullian Asannga 4 sene önce amerikalı bir televizyoncu amerikanın dünya ülkeleri hakkındaki görüşlerini 200 Bin sayfalık bir belge ile deşifre etti. ABD'nin Deniz Baykal'dan rahatsız olması 1 Mart tezkeresiyle zirve yaptı. Biz görüşmelerden önce 90 tane AK Partili'yi ikna ettik. Amerika rahatsız olunca muhalefeti değiştirmeye karar verdiler. ABD iki şey gördü. Hükümet her istediğini yapmayacak. Onun için hükümete tepki göstermeye başladılar. Doğrudan Cumhurbaşkanı ve hükümete yönelik yazılar yazıldı. İkincisi de muhalefet. Çünkü muhalefet bütün bu konularda Türkiye'nin çıkarlarını savundu. Bir anlamda bunlara tepki göstererek iktidarın da kendileriyle birlikte hareket etmesini sağlamış oldular. Amerika'da bu defa da farklı yazılar yazılmaya başlandı. "Erdoğan gitsin AK Parti kalsın" şeklinde. Her istediklerini yaptıramadıkları için Erdoğan'dan rahatsız oldular. Olay böyle olunca da muhalefetten başladılar.

Üç senaryodan bahsediliyor. Birinci senaryo Türkiye bir İslam devleti olacaktır. İkinci senaryoda 2011'de darbe olacak. Üçüncü senaryo ise iç siyasette değişiklikler olacak, Baykal istifaya zorlanacak. Bunu yazdıkları tarih ise Ekim 2008. 60-70 sayfalık bu raporu 2009 başlarında bana getirdiler.

Bu raporları hem Deniz Baykal hem de Kemal Kılıçdaroğlu'na okuttum. Sivil toplum kuruluşunun hazırladığı bir rapor diye bir değer vermediler. Kemal Bey, 'Aaaa öyle mi?' diye tepki gösterdi. Kaset komplosu yokken belgeler vardı. Arkasından CHP'de yönetim değiştikten sonra Wikileaks belgeleri sızdı. 248 bin sayfanın 48 bini Türkiye'yle, 6 bini ise CHP'yle ilgiliydi. CHP'den bahsederken de sürekli 'Kemalist', 'Milliyetçi' diye sıfatlar koyuyor. Orada dönemin Amerika Büyükelçisi "Bütün kötülüklerin sebebi Deniz Baykal'dır. Onun için Baykal gönderilmelidir. Yerine de makul biri getirilmelidir" deniliyor. Daha sonra Hillary Clinton bir telgraf gönderiyor ve Kılıçdaroğlu'nun adını zikrediyor. Bu telgraftan anlıyoruz ki Amerika, Türkiye için yeni bir muhalefet lideri arayışına girmiş. Direk 'Kılıçdaroğlu gelsin' denmiyor ama adı ilk defa orada zikrediliyor.

Son olarak bizzat ortağı olduğumuz ve parçasını ülkemizde bizzat üretip gönderdiğimiz F-35 savaş uçaklarını bize vermedi. Hem de o uçakları kullanacak pilotlarımızı götürüp amerikada eğitildikleri halde. Sizce amerikanın bu davranışının dünya literetüründe bir örneği veya geçerliliği var mı?

Amerikanın stratejik ortaklığına son vermenin zamanının geldiğini şu hikâye ile devam edeyim. İşte hikâye kısaca şöyle:

Yılanın biri ateşin içinde yanarken “İmdat! İmdat! İmdat! Yetişin yanıyorum beni kurtarın” diye bağırmaya başlamış. Oradan geçin bir insan yılanın sesini duymuş. Sesin olduğu yere doğru koşarak gitmiş. Ve yılanı yanmaktan kurtarmış. Yılan hemen adamın boynuna sarılmış ve “seni ısıracağım” demiş. Bu durum karşısında adam şaşırmış ve yılana; “Sen yanıyordun ben seni kurtardım. Şimdi beni ısırmak nereden çıktı” diye itiraz etmişse de yılan razı olmamış. En sonunda adam yılana “yola beraber yürüyelim” önümüze çıkan üç kişiye soralım. Üç kişinin görüşüne göre hareket edelim” demiş.

İkisi yürümeye başlarmışlar. Derken ilk olarak bir koçla karşılaşmışlar. Durumu anlatmışlar. Koç “insanoğluysa hiç çekinmeden ısır. Yılarca bizi beslerler koyunlarıyla çiftleştirirler. Sonunda da bizi besleyip keser etimizi pişirip yerler” demiş.

Derken ikinci olarak yolda öküzle karşılaşmışlar. Durumu öküze anlatmışlar. Öküzde aynı koç gibi insanoğluysa hiç çekinmeden ısır. Yıllarca bizi besler çift sürerler. İhtiyarlayınca da bizi besleyip keser etimizi pişirip yerler” demiş. Adam 2-0 mağlup durma gelmiş.

Üzgün bir şekilde yolda yürümeye devam ederlerken önlerine bir tilki çıkmış. Durumu tilkiye anlatmışlar. Tilki “ben olayı görmeden bir karar veremem” demiş. Derken ateş yakılmış. Yılan içine atılmış. Yılan yanınca bağırmaya başlamış. Adam çuvalla ateşi sündürmüş. Yılan çuvalın içine girince tilki adama çuvalın ağzını iyice kapat çuvalı taşa vur. Yılan iyice gevşeyinceye kadar vur” demiş. Adam tilkinin dediği gibi yapmış. Yılan takatsiz kalınca çuvalın ağzını açmışlar. Yılan kıvranmaya başlayınca tilki yılanın başını ve kuyruğunu koparmış. Bir ayağıyla yılanın derisini soyarken diğer ayağıyla da yılana vurarak; “EĞRİ BÜĞRÜ KARDEŞLİK OLMAZ. HER ZAMAN DOĞRU OL. SADECE DELİĞİNE GİRECEĞİN ZAMAN DOĞRU OLMA” dedikten sonra yılanı yemeye başlamış.

BRE AHMAK, ALÇAK VE ŞEREFSİZLER! Hani Yunus Emre yazdığı şiirler sebebiyle çok methedildiği zaman kendi nefsini zem etmek (aşağılamak) için “ “SENİ SİGAYA ÇEKER” ADLI ŞİİRİNİN SONUNDA: “Andan Cennet'e varam,/ Hak'kı Cennet'te görem,/ Hûri ile ğılmanı,/ Bir bir koçasım gelir,/ Derviş Yunus bu sözü/ Eğri büğrü söyleme/ Seni sıygaya çeker/Bir Molla Kasım gelir.” Diye açıklamıştır. Kim bilir bakarsın –ALLAH NASİP ETTİ VE BİR 2. MOLLA KASIM OLARAK SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN GELİR bu yanlışların hesabını sorar. “Keser döner sap döner, bir gün gelir hesap döner.” Bence sapın dönmesi yakındır.

Atalarımız “Herkesi nasıl sanırsınız? Sorusuna “Kendin gibi sanırsın” Diye cevap vermişlerdir. 1961’den günümüze kadar çok kalitesiz, seviyesiz politikacı gördük ama şimdiki gibi çapsız, kalitesiz, Vandal, aşağılık ve seviyesiz muhalefet görmedim. Adamın bir sonraki sözü bir önceki sözünü aratır oldu. Kendi seviyesizliğine ve aşağılığına bakarak herkesi kendisi gibi zannediyor. SELAM VE DUA İLE DERKEN AMERİKANIN başta Malatya-AKÇADAĞ KÜRECİK’TE OLMAK ÜZERE ADANA, DİYARBAKIR sİNOP VE DİĞER ÜSTLERİNİN TÜRKİYEYE İADE EDİLMESİNİ İSTİYORUM.

ANCAK ÖYLE OLURSA BİZ AMERİKA İLE STRATEJİK ORTAK OLABİLİRİZ.