Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

GERÇEĞİ GÖRMEK İÇİN NEREDE VE NASIL BAKTIĞINA BAĞLI 11.04.2021 Pazar-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Gerçek doğru ve realite bir tanedir. Ama yanlış hile, yalan, soygun bin bir tanedir. Gerçeği görmek için önce ön yargılardan, menfaatten ve hileden ari olarak sağlam göz ve sağlam akılla bakmak lazım. Şuan Türkiye’de Mehmetçiğin dipçiğinde bakmak lazım. Yoksa Nasrettin Hocanın eşeğin önüne saman koyup eşek saman yemediği için eşeğin gözüne yeşil renkli bir gözlük

taktıktan sonra aynı samanı eşeğin önüne koyunca eşeğin samanı yediği gibi olur.

Amerika hedefteki ülkeyi işgal etmek için demokrasi perdesini kullanır. Böylece itiraz edecek kimsenin itiraz okları “DEMOKRASİ PERDESİNE SAPLANIP KALIR.” Demokrasi kelimesi Amerika'nın yanında yanardöner bir hal alıyor. Amerika adı geçen demokrasiyi Irak'a ve Afganistan'a silahla getirmeye çalıştığı halde Türkiye'ye ihtilal muhtıra Post-modern darbe ve ülkeyi toptan işgal ederek getiriyor.

Amerika'nın istediği ülkeleri işgal etmek için perdelediği demokrasiyi bir türlü anlamadık. Bu demokrasinin ne olduğunu Basralı Ömer en güzel şekilde şöyle anlatmış:

Ben Basralı Ömer,
Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
Önce demokrasi yağdı göklerimizden,
Sonra özgürlük geçti üstümüzden
Palet palet.

Ve insan hakları
Namlularından
Yüzü maskeli adamların
Saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam onsekiz adet
insan hakları saymışlar
Vücudunda babamın.

Annem yoktu zaten
Ben doğarken
ilaç yokluğundan ölmüş
Ambargo falan dediler ya
Anlamadım çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.

Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
İnsan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orda da?
Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi Pazaryerine demokrasi?

Zenginlik
insanları korkudan uykusuz bırakır
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
Ayaklarımın hastanede
Ve giymeye kıyamadığım pabuçlar
Kaldı elimde.

Çocukların var mı Mr. Franks?
Al, oğluna götür onları
Bari işe yarasın
Kim bilir belki baktıkça
Bazen beni hatırlasın.

Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
Düştüğü yeri yaktı
Merhamet hür Dünyaya
Bu kadar mı IRAK ' tı?

Basralı Ömer IRAK savaşında babası ve annesi ölen ve ayakları kopan bir çocuğun IRAK savaşını yöneten Tommy FRANKS'a yazdığı şiir.

Yok, gerçeği CHP genel merkezinde bakarsanız HDP ile işbirliğini görürsünüz. Geçmişte İP genel başkanına ağza alınmadık küfürler edip laf söylemesine rağmen sırf AK Parti iktidarını yıkmak için İP genel başkanı Meral Akşener bile o ahlaksız ile işbirliği yapabiliyor.

Fetö silahlı terör örgütünün elemanları tarafından önceki CHP genel başkanı Deniz Baykal’a çekilen bir seks kaset sonucu CHP ge nel başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu rehin alınarak oraya oturtulmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu’nu oraya getiren irade ona nasıl davranacağına dair bir plan çizmiştir. Kılıçdaroğlu istese de kendisine çizilen rotanın dışına çıkamaz. Çıktığı andan itibaren onu da aşağı indirecek plan o merkezin elinde hazır bekliyordur.

Deniz Baykal'ın CHP genel başkanlığı da indirmek için seks kaseti medyaya düştüğü zaman yaptığı basın toplantısında:"Bu bana karşı yapılmış bir proje değil. Bu suikast benim şahsımda millete yapılmış bir suikasttır" demişti.

Şimdi 2 Nisan 2021 tarihinde 104 emekli Amirallerin yazdığı bildiriyi kınamak yerine bildirinin kenarında köşesinde aldığı cümleler ile günü kurtarmaya devam ediyor. Bu bildiri 15 Temmuzun Siyasi rövanşıdır.

Sayın Reisimiz Recep Tayyip Erdoğan; “Topunuz gelin dedi”, gele gele çişini tutamayan dayılardan bildiri geldi. Bunlar kafadan bacaklı omurgasızlar. Bunların tasmanızı tutanlar bu kadar korkak olduğunuzu bilselerdi belki de sizi tasmasız gezdirirlerdi. Siz ne kadar korkak mısınız gündüz ayakkabınızın sesinde gece ay ışığında gölgenizden korkuyorsunuz. Birde utanmadan sıkılmadan çakal halimize bakmadan aslan postunu giyorsunuz. Hiç çakal aslan postu giymekle aslan olur mu? Öyle olsaydı kedilerin hepsi kasap olurdu.

BE HEY TABANSIZ VE ÜLKESİZLER! SİZDE ALLAH KORKUSU OLMADIĞI GİBİ MİLLETTEN DE VEYA AİLENİZDEN DE Mİ UTANMANIZ YOK. HİÇ Mİ HİÇ BU ÜLKEYİ SEVMEDİNİZ. BU ÜLKEYİ, BU MİLLETİ SEVİN DİYE SİZİ KRALLAR GİBİ AĞIRLADIK. SİZİN EMEKLİ OLARAK BİR AYDA ALDIĞINIZ MAAŞI 5 TANE ASGARİ ÜCRETLİ ÇALIŞARAK ALIYOR. ÜLKENİN DENİZ KENARLARI, ORMANLARI TATİL YERLERİNİ EMEKLİ OLMADAN ÖNCE EN GÜZEL YERLERİNİ KENDİNİZE ZATEN TAPULAMIŞSINIZ.

Evet siz bu ülkenin “köpeklerini sevdiniz, köpekleri öldüğünde günlerce yas tuttunuz da, “bu ülkenin evlâdı” şehit düştüğünde bir damla gözyaşı dökmediniz!..

Çünkü siz, insanları değil, onların eşşek gibi çalışıp ödedikleri vergilerini sevdiniz!... Siz hepiniz çift vatandaşlık pozisyonuna sahipsiniz. Parayı buradan kazanarak avrupa ve amerikada harcarsınız. Siz değil miydiniz 1930 dan 1950 yılına kadar bu memleketin okul kitaplarında Allah yazısını yasak edenler? Sadece Allah’ın ismini yasaklamakla kalmayıp 1000 yıldan beri bu memleketin semalarında yankılanan EZANI MUHAMMEDİ’NİN DE ASLINA UYGUN OLARAK OKUNMASINI YASAKLADINIZ.

Siz, bu ülkenin insanlarını “insan” olarak değil, sahiplerinin esiri olan “Kunta Kinte”ler, “Köle Isaura”lar olarak gördünüz!.. “Kunta Kinte”lerineşşekler gibi çalışmasını, “Köle Isaura”ların saray yavrusu evlerinizde“hizmetçilik” yapmasını sevdiniz!.Onun için Siz, bu ülkenin insanını hiç sevmediniz!..

Siz bu milletin Alın terini sevdiniz, vergisini sevdiniz, canını sevdiniz. “Çalışsınlar, bana hizmet etsinler” dediniz. “Vergi versin ki, bana kredi olsun” dediniz!.. “Sınırda can versin ki, benim güvenliğim yerinde olsun” dediniz. Dolayısıyla siz, bu ülkeyi bunun için sevdiniz. Ama insanlarını hiç sevmediniz.

SİZ “KARGA”YI SEVDİNİZ AMA, “BİZİ HİÇ SEVMEDİNİZ!

Siz bu milleti –HÂŞÂ VE KELLÂ- sağmal inek” gibi gördünüz bu ülkeyi!.. Sütünden yararlanıp, yoğurt ve kaymaküreten bir varlık olarak gördünüz bu ülkeyi!..

Siz ineğin gübresini sevdiniz. Yalılarınızın, villalarınızın, malikânelerinizin bahçelerindeki çimleri beslediği için!..

Hatta siz ineğin Derisini sevdiniz bu ülkenin. Saray yavrusu evlerinizdeki şöminelerinin önüne “pösteki” olarak serip, üzerinde romantizm yaşamak için!..

Siz, bu ülkenin kargalarını da sevdiniz. Sırf, akıllı, ama unutkan olduğu için. Sakladığı tohumların yerini bulamadığı için, meşe palamutları oluşmasını, alıçlar, kestaneler, çamlar ve cevizler yetişmesini sağladığı için sevdiniz kargaları!..Ama,siz bu ülkenin insanlarını hiç sevmediniz.

Çünkü bunlar yetişmeseydi, ormanlar oluşmasaydı, nerede tatil yapacaklardı, nerede piknik” yapacaktınız? Ağaçların keresteleri olmasaydı, nasıl ceviz koltuklarda oturacaktınız?

Evet, siz kargaların unutkanlığını sevdiniz. Sakladığı tohumları bulamasın, oralarda ormanlar oluşsun da, ormanları katledip, üzerinde villa ormanları inşa etsinler, lüks villalar, marka siteler kursunlar diye sevdiniz kargaları.

Evet siz, kargaların sadece akıllı ama unutkan olmasını değil, kakasını da sevdiler!.. Karga, kakasını yapsın ki, yediği incirin tohumunu bıraksın toprağa.Ki, bunlar da incir güzelleri seçsinler!.. Sonra da, o incir güzelini şöhret yapıp, garsoniyerlerinde kullansınlar!..

SİZ CAMİLERİ DE HİÇ SEVMEDİNİZ!!!

Siz, bu ülkeyi hiç sevmediniz ki camilerini sevesiniz. Siz Kiliseleri, havraları sevdiniz. Ve siz, oldum olası camileri hiç sevmediniz ki!...Çünkü camileri sevmek sizin cibilliyetinize aykırıdır. Çünkü sizin ağababalarınız size yal vermek için sizin cami ve cemaate düşman olmanızı sizden istemişlerdir.

Onun içindir ki siz bu ülkenin insanını hiç sevmediler ki!.. Nefretlerini, öfkelerini, hınçlarını dile getirmiyor olmaları sevdiklerinden değildi... Sevmiyorlardı, ama seslerini çıkarmıyorlardı!.. Çünkü bu ülke insanı pıstırılmıştı, bu ülke insanı susturulmuştu. Bu ülke insanına “Milli Şef despotluğu” döneminde kan kusturulmuştu!.. Hâlâ, o korkuyu yaşıyor bu ülke insanı!..

Doğru... Bu ülke insanı, daha düne kadar “bir köşede oturuyor”du!.. “Sesini çıkaramıyor”du!.. Çünkü ortalıkta “sahip”ler, “efendi”ler, “ağa”lar, “saltanatı yıkan çağdaş padişahlar” dolaşıyor ve habire “buyruk” yağdırıyorlardı!..

Hasılı kelâm... “Ülkenin nimetleri”ni sevdiler, ama “külfet”lerini hiç sevmediler!.. “Kabuklu”ları sevdiler, ama “sünnetli”leri hiç sevmediler!..

“Yabancıları sevdiler, ama “yerlileri hiç sevmediler!.. Onlar, “bu ülkeyi” hiç sevmediler!. Sadece nimetlerini “kullandılar! Ülkeyi değil, “getirdiği rantı” sevdiler!. Onlar, “bu ülkenin insanını da hiç sevmediler!.. Sadece bir “köle” gibi çalıştırdılar, “inek” gibi sağdılar insanları!..

Şu andaki “Pako”lukları, şu andaki havlamaları; sadece ve sadece sahiplikleri, saltanatları ve buyurganlıkları elden gidiyor diye!. Evet, siz bu ülkeyi hiç sevmediniz ki!...

Aynı zaman da Bu ülkenin insanlarını ise hiç sevmediniz!. Ben onları sevenlerin aklına tüküreyim!.. SELAM VE DUA İLE.