Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

MEVCUT MUHALEFET TAVUĞU TILKIYE YAYDIRMAK ISTIYOR 8.6.2021 Salı- Yeşilyurt/ MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Bugün CHP'NİN başını çektiği muhalefet partisinin AK Parti ve özellikle de Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a saldırması demokrasi çerçevesinde bir saldırı değildir. MİLLET İTTİFAKI denilen ve aslında zillet ittifakı olan bu oluşumun aynısı 100 sene önce Rahmetli Şehid Sultan Abdulhamid Han Hazretlerine yapılan saldırının aynısıdır. O günde kumaşı yabancı olduğu halde yerli gibi

davranarak harici düşmanlarla birleşerek Koskoca sultanı "DIKTATÖR" diyerek tahttan indirdiler. Yerine geçenler koskoca imparatorluğu 8 sene zarfında satarak geriye bugünkü toprakları bıraktılar. Bütün bu ihanetleri de utanmadan sıkılmadan arlanmadan millete zafer diye lanse ettiler.

71 sene önce aynı zihniyetin değişik versiyonları bu senaryoyu Rahmetli Şehid Adnan Menderes ve ekibi üzerinde yürürlüğe koyup ihtilal yapıp devirdiler. Şehid ettiler

38 sene sonra milletin oyuyla iktidara gelen Rahmetli Şehid Turgut Özal için de değişik simalar tarafından aynı oyun sahnelenerek ona da "Diktatör" yaftasını atarak milletin gözünde küçük düşürdüler. Yüksek feraset sahibi milletimiz bir numaraya inanmadı. Sonunda Rahmetli Turgut Özal zehirlenerek Şehid edildi.

65 sene önce siyaset sahnesine çıkan kumaşı yerli Rahmetli Şehid Necmettin Erbakan hocaya karşı aynı oyun sahneye kondu Adamın kurduğu partilerin kapatılanların sayısını ben bile unuttum. Küreselciler göre adam sağa dönse suç sola dönse suç olarak kabul edilerek cezalandırıldı.

Yerli düşmanlar ile yabancı düşmanlar işbirliği yaparak adamı alaya alarak küçük düşürüp milletin gözünde silmeye çalıştılar.

Şimdi de bu yerli ve yabancı düşmanlarımız tam da " Kurtulduk" deyip rüzgârdan kurtulduk derken yenilgi yenilgi büyüyen hareketin yılmaz savunucusu ve bekçisi Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi adam gibi bir adamla karşılaştılar. Bundan kurtulmak için sırasıyla bu millete şu ihanetleri yaptılar;

Türkiye, 2010’dan beri içeriden ve dışarıdan eşgüdümlü saldırı altında. 2010 yılında bölgenin yeniden dizaynı için düğmeye basıldı, bazı ülkelerde yönetim değişikliği gerçekleştirildi, bazıları da kaosa sürüklendi. Bu durum sayesinde bölgenin diğer totaliter yönetimleri istenilen kıvama getirildi.

Tilkiyi tavuk kümesine müdür yapmak için “Tilkiye ‘cesaretini ispat et’ demişler, oda gitmiş yavrusunu yemiş. ” Hayvanlar alemi bu hareketi takdir edip tilkiyi işe almışlar. Ne kadar Maaş istersin diye sorulunca " gülmekten konuşamıyorum. Ne verirseniz razıyım " demiş. Bazıları cesur olmayı, sevdiklerini harcamak sanıyor. Atalarımızın ““KÜLLÜ CAHİLÜN CESURUN= BÜTÜN CAHİLLER CESURDUR” Deyimine tıpatıp muhalefetin darnanışlarına uymuyor mu?

Coğrafyamızda bu olaylar olurken, Türkiye’de de harekete geçildi. Öncelikle dış tehditlere karşı ortak milli duruş sergilemesinden kuşku duyulmayacak muhalefet hedefe konuldu. Çevre ülkelerde yönetimler dizayn edilirken, paralel bir şekilde Türkiye’de de siyaseti dizayn çalışması yapıldı.

Arap Baharı ile bölge ülkeleri şekillendirildi, FETÖ kasetleriyle de Türk siyasetine müdahale edildi. 2010’da ana muhalefet partisi CHP kaset kumpası ile ele geçirildi. 2011 yılında MHP’ye aynı operasyon çekildi. 2011 seçimlerinden sonra da sıra iktidar partisi AK Parti’ye geldi.

AK Parti onlara lazımdı, yok edilmemeliydi, sadece ele geçirilmeliydi. AK Parti’yi ele geçirecekler içeride zaten köşe başlarını tutmuştu. Sadece yapılacak şey Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmekti. İlk deneme 2012 MİT kriziyle gerçekleşti. Başarısız ilk denemeden sonra Gezi ile devam ettiler. Ardından 17-25 Aralık ve son olarak ölümcül hamleyle 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine kalkıştılar.

Yaşadıklarımızın arkasında 2010 yılında Türk siyasetini dizayn edenlerin olduğunu görmemiz gerekir. Fetullahçı Terör Örgütü 2008 yılından ne zamana kadar devam ettiğini kestiremediğimiz zaman dilimine kadar ülkede en üst düzey yasa dışı telefon dinlemeleri yaptı. VİP dinleme dediğimiz dinlemelerde siyasette, ticarette, sivil toplum kuruluşlarında bürokraside, medyada hâsılı en kritik konularda karar vereme yetkisine sahip kişiler dinlendi.

Son 10 yılda olup bitenlerin temelinde, şüphesiz Türkiye’nin Suriye başta olmak üzere bölgesinde kendi hak ve menfaatleri için gösterdiği duruş yatmaktadır. Türk siyasetine yönelik dizayn çabaları da bu duruşu yok etme gayretidir.

Pensilvanya’daki elebaşının yeğeni Selahaddin Gülen itirafçı olmuş. İtiraflarında bildiğimiz bazı isim ve olaylar ilgili bilgiler vermiş. Söyledikleri arasında yeni bir şey yok gibi, ancak 15 Temmuz ile ilgili verdiği bir ayrıntı çok önemli.

Ne diyor ifadesinde Selahaddin Gülen: “2016 Temmuz ayında darbe girişimi sonrasında Pensilvanya’da amcamın yanına dışarıdan hiçbir ziyaretçi alınmadı. Bu dönemde sadece mollalar, istişare heyeti ve Alp Aslandoğan vardı. 2016 Eylül ayına kadar kimse giremedi. Daha sonra gittiğimizde 15 Temmuz ile alakalı olarak verilen kararlar;

Örgüt içerisinde gelen tüm misafirlere Adil Öksüz’ün Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile anlaştığını, bize tuzak kurulduğunu, bu darbe girişimi ile alakalarının olmadığını söylüyorlardı. Ayrıca cemaatin tabanına kadar bu bilginin bu şekilde lanse edilmesi istenildi.”

2016 Eylül ayından Türkiye’de Adil Öksüz’ün MİT’çi olduğunu ilk kim dillendirdi: CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu. Yani Pensilvanya’da elebaşı Gülen’in, istişare heyetiyle ve mollalarıyla 1,5 ayda pişirdiği yemeği CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’ye servis etti.

2010 yılından beri yaşadıklarımızın tamamı tek merkezli ve tek amaçlıdır. Olayları ve yaşananları ayrı ayrı, parça parça ele alırsak, parçaları bütünleştiremezsek, mücadeleyi kaybederiz. Ortaya çıkan yeni gelişmeleri yakın geçmişle mukayese ederek, analiz etmeliyiz. Eski olayları da yeni gelişmelere göre tekrar değerlendirmeliyiz.

İşte o zaman fotoğrafın tamamını görebiliriz. SELAM VE DUA İLE.