Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

AMERİKA VE AVRUPA TÜRKİYEYİ ELİNDE TUTMAYA ÇALIŞIRKEN TÜRKİYE ONLARIN ELİNDE KAÇMAYI BAŞARDI 17.6.2021 Perşembe-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Daha önce defalarca yazmıştım ki Bize Lozanda’da bize Hilafeti lağvetme, alfabeyi değiştirme, İslam dininden vaazgeçme karşılığında devlet kurma izmi verilmiştir. Keşki bunu anlatabilseydim de tekrar yazmak zorunda kalmasaydım. İşte maddeleri gizli içinde nelerin yzılı olduğunu bilmediğimiz Lozan bu millet için bir hezimet olmasına rağmen bir zafer olarak lanse edilip

önümüze konmuştur.

Haim Naum müthiş plânının zeminini Amerika'da hazırladıktan sonra İngiltere'ye geçmiş ve halis Yahudi olan Lord Gürzon ile temas ederek şu teklifte bulunmuştur:

"Siz Türkiye'nin mülkî tamamiyetini kabul ediniz. Onlara ben İslâmiyeti ve İslâmî temsilciliklerini ayaklar altında çiğnetmeyi taahhüt ediyorum."

Mısır hahamı olan Siyonist Haim Naum 1923 yılında Lozan antlaşması öncesinde Avrupalı dostlarına ve mason loca şeflerine şöyle seslenmiştir. '' Yanlış yapıyorsunuz; Anadolu'yu işgal etmekle Müslüman Türkleri sindireceğinizi mi sanıyorsunuz? Hayır, birkaç yıl içinde bu milletin yeniden dirileceğini, toparlanıp derleneceğini hesaba katmıyorsunuz! Öyleyse yapılacak şey; Lozan antlaşmasıyla bunlara bir fırsat tanıyıp, bu zaman içinde İslamiyet'ten uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacaksınız. Müslüman Türkler, bir iman ve ahlak tahribatı süreci geçirmelidirler. Ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerden gazetecilere, hepsi ele geçirilmelidir. Onlar, ülkelerini parsel parsel satacak hale getirilmelidirler. Yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra ise, Türkiye parçalanıp büyük İsrail'e katılmalıdır. '' demiştir. Yine yazıyorum.

İslam düşmanı Churchill’in vasiyetini icra etmektedirler. Churchill’in vasiyeti şöyledir:

“Türkiye solarsa sulayın, büyürse budayın. Ortadoğu’da İngiltere huzur ve siyasi istikrarı sağlayamadı. Bizden sonra ABD ve Rusya bu istikrarsızlığı son derece kötü hale getirecekler. Ortadoğu’da istikrar ancak Osmanlının vârisi yoluyla gerçekleştirilebilir. Buna mani olmak için savaş dâhil her çareye başvurun.”

Aynı Chirchill daha sonra: “-Türkiye’yi iyi takip edin. Ne yapıp yapın ve Türkiye nüfusunu 70 milyonu geçirmeyin. Eğer Türkiye nüfusu 70 milyonu geçerse kimse Türkiye’yi durduramaz” demiştir. Onun içindir ki bir numaralı sözde zengin iş adamımız bir ömrünü “TÜRKİYE’DEKİ NÜFUS PLANLAMASIYLA” geçirdi ki Türkiye nüfusu artmasın. Bunun için o iş adamının firmaları yıllarca bedava bu milletin erkeklerine prezavatir dağıttı.

Sayın Erdoğan Macron’a; “Bu süreçte Fransa’dan da sağduyulu ve yapıcı bir tutum beklediklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye-Fransa arasında istişare ve iletişim mekanizmasının sürekli olarak işletilmesinde fayda gördüğünü kaydetti. AB Liderler Zirvesi’nden Türkiye’ye ilişkin yapıcı diyalog ve iş birliğini teşvik eden bir yaklaşımın çıkmasının da bölgesel meselelerin çözüm imkânları açısından önemli olduğunu belirtti.

Atalarımız “Alışmış kudurmuştan beterdir” sözünü boşuna söylememişlerdir. Şimdi geldiğimiz noktada seçimle iktidara gelme imkânı olmadığını anlayan muhalefet darbeyi gündemine aldı. Önce Fikri Donmuş birisi televizyona çıktı ve: "Türbanlı hakimin karşısına çıktığımda adaleti sağlayacağından kuşkuluyum" Diye açıklama yaptı. Fikri Sağlar (Pardon Donmuş) böyle der de diğer CHP yanlısı Mankurtlar geri durur mu?

Arkasında Eski Genelkurmay başkanı İlker Bağbuğ çıktı ve: "Eğer Menderes, 25 Mayıs 1960 günü Eskişehir'de erken seçim tarihini açıklasaydı, 27 Mayıs askeri darbesi büyük bir olasılıkla önlenebilirdi." Yani Mevcut AK Parti iktidarına kendince bir akıl vermeye kalktı. Bre Ahmak ve alçak siz Genelkurmay başkanıyken Bazoka silahını eline alıp “BU BORU” diyecek kadar cahil değilmiydiniz ki şimdi çıkmış o kıt aklınızla Sayın cumhurbaşkanı Recep Yattip Erdoğan’a aba altında sopa göstermeye çalışıyorsunuz. Sayın Erdopan o bildiğiniz geçmişteki ödleklere benzemez. O kendisine meydan okuyanlara karşı hemen ceketi sıyırıp meydana atılır.

1960’LI YILLARDA Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı birçok köyde Sarımsak ekilip satılırdı. Köylüler çok güzel para kazanırlarmış. Derken daha sonra tüccarlar gelmeyince sarımsaklar ortada kalmış. Köylü öküzle sarımsak ekilen tarlayı sürerken bir tüccar gelmiş. Sarımsağın kilosuna önceki fiyatın yarısını teklif etmiş. Bu arada köylünün çift sürdüğü öküzler çizgiden çıkmış. Ve köylü öküzleri kast ederek; “OOOHA! ÇİZGİYE GEL” Demiş. İşte bizde şimdi aynı şekilde yerli ve yabancı düşmanlarımıza diyoruz ki; “OOHA! ÇİZGİYE GELİN. EĞER GELMEZSENİZ BİZ SİZİ BÖYLE ÇİZGİYE GETİRİRİZ.”

Siz yerli ve yabancı düşmanlara bir daha söylüyorum ki “SİZ DÜNYADA RAHAT YAŞAMAK İSTİYORSANIZ Kİ SİZİN EN BÜYÜK ARZUNUZ DÜNYADA RAHAT YAŞAMKTIR. ÇÜNKÜ SİZ AHİRETE İNANMADIĞINIZ İÇİN DÜNYA SİZİN CENNETİNİZ. RABBİM BU MİLLETE VE DEVLETE ZEVAL VERMESİN. ŞU ANDA SAYIN ERDOĞAN’IN ÜLKESİNDEKİ İNSANLARIN %95’İ ERDOĞAN’IN BİR İŞARETİYLE KOŞA KOŞA ÖLÜME GİTMEYE HAZIR BEKLİYORLAR. TÜRKİYE’DEKİ GİBİ DÜĞÜNE GİDER GİBİ ÖLÜME GİDEN BAŞKA BİR MİLLET YOKTUR.

Bundan birkaç sene önce olsaydı böyle densiz açıklama yapanları FİZAN’A KADAR KOVALARDIK. AMA SAKIN BU SAATTEN SONRA FİZAN BERİDE KALIR SİZİ AYAĞINIZIN ALTINDA TOPRAK BİTENE KADAR O YOBAZ DEDİKLERİNİZ SİZİ KOVALAR. FİZAN ŞURASI ARTIK ÇOK BERİDE. ÇÜNKÜ MEHMETÇİK ORADA ARTIK. SİZ DEĞİL ARTIK TASMANIZI ELİNDE TUTANLAR BİLE KAÇACAK DELİK ARAMAYA BAŞLADILAR.

BRE HELLOHESTIR PİZEVENKLER SİZİN BU ÜLKE İNSANINA BUNCA SENE HAKARET ETMENİZ DAHA NE KADAR SÜRECEK? SİZDE NE UTANMAZ YÜZ TÜKENMEZ AŞAĞOILIK VARMIŞ. SİZ AŞAĞILIKTA SON DERECE OLAN 26. DERECEYİ BİLE GEÇMİŞSİNİZ. Olurda canınız sağ kalır da torunlarınız size AYASOFYA-İ KEBİR CAMİİ ŞERİF AÇILIRKEN SİZ NERDEDİNİZ? Diye soracak olursa siz ne cevap vereceksiniz? Ya da verecek bir cevabınız olacak mı? Ya da torunlarınız bu soruyu sorunca yüzünüz kızarmadan, bozarmadan, sesiniz kısılmadan kem küm, şey falan dedikten sonra verecek bir cevabınızın olacağını merak ediyorum.

Biz sizin bizi övmenizi, bize teşekkür etmenizi, bizi takdir etmenizi beklemiyoruz. Zaten sizin bize böyle bir davranış sergilemeniz halinde şahsen ben yeniden KELİME-İ ŞEHADET VE KELİME-İ TEVHİD GETİRİR TÖVBE EDERİM. BARİ BİZ sizden gölge etmeyin biz sizden başka bir şey istemiyoruz.

Bize Orta Doğu, Afrika, Orta Asya, Balkanlar’la ilgilenmeyeceksin. 6) Avrasya’daki pek çok ülke için umut ışığı olmayacaksın. 7) ‘Oyun Kurucu’ bir ülke olmayacaksın... –Size masada müşteri değil ancak aparat olursunuz. Böyle yaparsanız karşılığında - Dolar Kuru 3,5 TL olacak.” Buna “Evet’ diyenin Aklına, Ahlakına, Yüreğine, Vatan Sevgisine Şaşarım.

Biz millet olarak zalim veya mazlum olsun dara düştüğü zaman sırtımızı çeviremeyiz. zALİMİN ZULMÜNE ENGEL OLMAK VE MAZLUMUN DERDİNİ GİDERMEK BİZİM dini, milli ve ahlakî GÖREVİMİZDİR.

Sırt çevirmek; bir şeyi önemsiz görmek, geride bırakmak veya ilgilenmediği göstermektir. Bir yere veya bir şeye sırtını dönenin niyetini anlamak için onun yönelimlerine dikkat kesilmek gerekir. İhmal etme diğer yandan yeni mühim sayılana yönelmektir. Sırt çevirmek, güçlü ve muktedirken yapılan bir eylem olduğundan mağdurlar oluşturur. Sırtı pek olanlar daima muktedir olacağı zannıyla hareket ettiğinden bir gün kendisine de sırt çevrileceğine ihtimal vermez. Sonra da “düşenin dostu olmuyormuş” diye yakınır.

Küsmek, alınmak, kırılmak da muhataba bir süreliğine sırt dönmektir. Ama bu sırt dönüş bir terk edişe dönüşmemesi için üç günle sınırlıdır. Yani mümin en geç üç gün içinde fabrika ayarlarına geri dönendir.

Korkularınız, yarını garantiye alma arayışlarınız, terk edilme endişeniz, popüler olana dönüklüğünüz, maddi çıkarlarınız, makam beklentileriniz, muktedirlik arayışlarınız yöneliminizi belirliyorsa o zaman birçok hayırlı ve Salih amele ve dostlara da sırt dönmek zorunda kalırsınız. Hep yeni olana yönelişiniz geçmişi bir bagaj olarak algılamanıza yol açacaktır. Hâlbuki hesap gününde, dün, bugün ve yarın aynı düzleme gelecek, geçmişiyle çelişenler yani istikamet tutturamayanlar terler içinde bekleştirileceklerdir.

Pişman olanlar, tövbe edenler, ders çıkaranlar o yanlışa ve o yanlışı normalleştiren kişilere sırt dönmeyi doğruya yönelmek olarak algılayanlardır. Nasuh tövbe ise bu sırt dönüşün sürdürülme gayretidir.

Hakka yönelenlerin sırtını koruyup kollayan Allah ve mümin kullarıdır. Namaz kılarken imama tabi olanlar birbirlerinin sırtlarına doğru yönelirler. Bu, arka saftaki kardeşine sırt dönmek değil ona ardını emanet etmektir. Birçok insan kendi sırtını kollamaktan yapması gerekenlerin çoğunu gerçekleştiremez.

Müminler, kardeşlerine sırt çevirip onları yalnız bırakan değil sırt çevrilip yalnız bırakılanların sırtı yere gelmesin diye yardımına koşmayı Salih bir amel olarak görenlerdir. Kendilerine sırtını dayayan kardeşlerine karşı sorumluluğunu, sırtında yumurta küfesi taşıma titizliğinde yapagelenlere selam olsun.

Müminler “sen de mi brütüs? ” Sendromu yaşamaz. Zira Hz. Ömer örneğinde olduğu gibi Allah’a ve kardeşlerine sırtını emanet edip hakka yönelenler katledilseler dahi cennetlerde ağırlanacaklardır.

Sırtını sıvazlamak veya sırtını kollamak, liyakat esas alınmadığında adaletsizliklere yol açar. Ortada, dayısına sırtını dayamış kifayetsiz muhterislerin çıkardıkları sorunlar, geleceğe dair ümitleri azaltıyor.

Muktedir olanlar, sırtlarını kollama iddiasıyla yaptıkları yanışları bile onlara bir erdem gibi sunan şakşakçılar edinmekte zorlanmazlar. Ama en küçük güç kaybında bu böbrek sancısı çekiyormuş gibi iki büklüm ‘başkanım’ diyenler buharlaşırlar. Bunların boşluğu psikologlarla doldurulmak zorunda kalınır.

Herkesin yönünü şaşırması için üretilen şüpheler ve korkularla boğuştuğu bu bedbaht zamanda yöneliminizi merak ediyorsanız bu günlerde kimlere ve nelere sırt çevirdiğinize dikkat kesilmelisiniz. SELAM VE DUA İLE.