Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

KIŞ KIŞLIĞINI P..T P…LUĞUNU YAPAR 11.09.2021 Cumartesi- Yeşilyurt/ MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Kıymetli arkadaşlarım! Yurdumuzu işgal eden ehli küfürle savaşarak tekrar kurtardığımız toprakların kurtuluş günleri var. İşte Edremit’in kurtuluşunun yıldönümü için düzenlenen programda çarşaflı bir kadının çarşafının üzerine zincir vurulması, zincirin çıkarılmasıyla da çarşaftan çıkarılması, güya özgürlüğüne kavuşması, bunu da kadının özgürlüğüne, hürriyetine kavuşması olarak lanse edilmesi, İslam düşmanlarının, dolayısıyla da CHP'nin içinde

beslediği düşmanlığının tam olarak dışa vurulma şeklidir.

Bu CHP zihniyetinin her fırsatta biz demokratız, özgürlükten yanayız, tüm görüş ve düşüncelere karşı saygılıyız, herkes inandığı gibi giyinme, kuşanma özgürlüklerine vb....Saygı duyuyoruz deseler de buna kesinlikle inanmayın. Çünkü: bunların geçmişlerini çok iyi biliyoruz. Bu CHP yönetimi değil miydi kadınlara şapka giyme mecburiyeti olmadığı halde Erzurum’da şapka giymediği için Şalcı Bacı’yı idam edenler… Bu yetmemiş gibi Kendisi Adliye Vekili (Adalet Bakanı) olduğu için, “devrimci ekib”in “adalet” kanadını temsil eden Mahmut Esat’tan (Bozkurt), şapkanın önemini dinleyelim:

“Şapka giymek ne demek? Bütün ilerlemelerin başında bu mu gelir? Evet, bunda hiç şüphe edilmemelidir… Şapka giymekle, ilerlemelere mâni olan bu kara engel söküldü, yıkıldı, yerin dibine geçirildi. Büyük yürüyüş yollan açıldı.”

Bir de hatıra naklediyor:

“Atatürk bir gün, lütfen, bu husustaki fikrimi sormuşlardı. O sırada Musul işi, aleyhimize sonuçlandığı için, rahmetli hayli sıkıntılı idi.

“Şu cevabı vermek cesaretinde bulundum: ‘Şapka giymek, bu millet hesabına bir Musul fethinden üstündür!’

“Atatürk hafifçe gülümsedi ve başını birkaç defa eğerek beni taltif etti.” (Mahmut Esat Bozkurt. Atatürk İhtilâli, s.154-155).

Musul ne ki?... Varsın 5 Haziran 1926′da yapılan Ankara Antlaşması ile Musul, İngiltere’ye terk edilmiş olsun!. Varsın bugüne kadar çıbanbaşı olarak başımızı ağrıtmaya devam etsin!.. Musul’u kurtaramadık, ama şapkayı kurtardık! Musul’u verdik, şapkayı aldık!

Şahsen ben bunları CHP'nin yapmasını hiç ama hiç garip karşılaşıyorum. Çünkü bunların zihniyeti bu. Bunlardan daha iyisini beklemek safdillik olur. Esas beni üzen şeyin kendisini Milliyetçi, muhafazakâr, hatta dindar olarak niteleyen bir parti ile bunların ötesinde Milli ve manevi değerlere son derece bağlı olduğunu her defasında dillendirilen parti ve mensuplarının hala bu partiyle alakalarını kesip kesmeyecekleri. Sırf birilerine düşmanlık yapacağız diye din, iman ve mukaddes at düşmanlarıyla beraber olmak, ne akla ne de mantığa sığar.

Değerli kardeşlerim, Rabb’in bunlara fırsat vermesin. Eğer bir şekilde ellerine bir fırsat geçse İnanın şu anda Müslümanların kazanımlarını çok kısa bir zamanda alaşağı ederler. Onun için de çok ama çok çalışmamız, gayret sarf etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bu hükümetin hatalarını da yetkililere mutlaka hatırlatmak, özellikle son zamanlardaki Fiat artışlarına bir çare bulunması, halkın bir an önce gelir dağılımından paylarını almaları, refah ve geçim standartlarının yükseltilmesi için gerekli önlemlerin bir an önce alınması zorunluluk halini almıştır. Yoksa Allah korusun 2023 çok ama çok zor geçecek. Bunun vebali de hepimizin üzerinde olacak. Hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Bu daha CHP'NİN “leyleyleri” esas “loyloyları” ise HAFAZANALLAH=ALLAH MUHAFAZA ETSİN Daha önceki devri iktidarların da istiklal mahkemeleri marifetiyle sergiledikleri zulümleri tekrar yapacaklar. Ben lafı fazla uzatmadan konuya ilişkin bunların yapılmasına göz yuman İP ve SP’liler ithaf ediyorum.

CHP her fırsatta “BİZ MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ” Diye slogan atıp durmaz mıydı? Yakın geçmişte CHP yine bu sloganı atarken HDP’lı Sırrı Sakık 2015 yılında Nevruz günü batıda CHP’nin 'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' demesine karşı, "Generali olsanız ne yazar, it sürüleri" diyerek en ağır hakareti yapmıştı. Ama şimdi bakıyoruz ki CHP HDP’nin altında hareket edip duruyor. Atatürk’ün askerleri olarak yola çıkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si Abdullah Öcalan’ın hevalları (arkadaşları) oldu.

Bize Demokrasi ve özgürlük dersi verenler ağzını her açtıklarında özgürlükten, demokrasiden dem vuran CHP’liler Toplantılarda İstiklal marşı okumadıkları halde CHP bunları gururla izliyor.

Bunlar her ne kadar kendilerini Millet ittifakı diye adlandırsalardı bana göre bunlar bence zillet ittifakıdırlar.

CHP kurulduğu günden beri bu milletin ve devletin hayrına yaptığı bir işleri ve icraatları yoktur. Bu milletin hayrına is yapmak bir yana başkaları tarafından yapılanları da yakıp yıkmıştır. Ben CHP’nin yerli Silah sanayini nasıl imha ettiğine dair bir örnek vereceğim. İşte örnek:

YERLİ SAVAŞ FABRİKASININ İMHASI

1925 yılında yarbay rütbesiyle emekliliği onaylandı ve 29 Şubat 1929’da Kurtuluş Savaşı'ndaki hizmetleri için Nuri Paşa'ya İstiklal Madalyası verildi.

1940’lı yıllarda Zeytinburnu'ndaki demir eşya fabrikasında çeşitli metal eşyaların yanı sıra silah, tapa ve mermi üretmeye başladı. Zeytinburnu fabrikasını Haziran 1946'da kapatarak Sütlüce'ye taşıdı ve Türkiye’nin ilk özel savunma şirketini kurdu. Fabrikayı geliştirerek matara, gaz maskesi, çelik başlık, soba gibi eşyaların yanında tabanca, 81 milimetre havan, mühimmat, tapa, uçak bombası, tahrip kalıpları da üretti.

Kısıtlı imkanlar ve zor şartlar altında ürettiği silah ve mühimmatı, Milli Savunma Bakanlığına sattığı gibi yurt dışına, Mısır, Filistin, Pakistan, Suriye gibi ülkelere de ihraç etti.

Dünya silah lobisinin birtakım hamleleriyle Nuri Killigil'in silah üretimi engellenmeye başladı. Hatta bu çabalar, fabrikanın kapanma aşamasına gelmesine neden oldu.

İsrail'in kuruluşu ve sonrasında, Filistinlilere ve bölgedeki diğer Arap ülkelerine silah satması, Nuri Paşa'nın üzerindeki baskıların ve engellerin artmasına yol açtı. Fabrikasındaki üretimden rahatsız olan bazı çevrelerin baskıları sonucu silah üretemeyeceğini açıkladı ama üretimine gizlice devam etti.

2 Mart 1949’da sahibi olduğu fabrikada sabotaj olduğu düşünülen büyük bir patlama meydana geldi ve aralarında Nuri Killigil'in de bulunduğu 27 kişi bu patlamada hayatını kaybetti. İsrail’in kurulmasına karşı çıkarak Filistinlilere destek veren, Arap ülkelerine silah satan Nuri Killigil’in fabrikasında bu şekilde bir patlama gerçekleşmesi ve Killigil’in bu patlamada hayatını kaybetmesi suikast iddialarını günümüze kadar getirdi.

Ne kadar gariptir ki tam da Bakanlar Kurulu karanının imzalandığı gün İsrail’e karşı mücadele etmekte olan Araplara, bu arada Filistinlilere silah sattığı için Haliç’teki silah ve cephane fabrikasıyla beraber kendisi de havaya uçuruldu, 27 işçisinin parçalanmış ve kömürleşmiş cesetleri Edirnekapı Şehitliği’nin sessiz sedasız defnedildi.

Cenaze namazı Diyanet İşleri Başkanlığı’na yukarıdan yapılan siyasî baskılar yüzünden kılınamadı. Ömer Nasuhi Bilmen’in bulunduğu İstanbul Müftülüğü vücudun büyük bir kısmı parçalanmış olduğu için cenaze namazının kılınmasının caiz olmadığına karar verdi:

“İstanbul Müftülüğü, ceset parçası üzerine cenaze namazı kılınamayacağını bildirdi. Nuri Paşa ailesi, Sütlüce sahilinde bulunan ve Nuri Paşaya ait olduğu iddia edilen ceset parçası için cenaze merasimi yapamayacak” (Yeni Sabah, 23 Mart 1949).

Olayın ihmalden mi sabotajdan mı kaynaklandığı o günlerden itibaren tartışılmaya devam edildi. Kapsamlı itfaiye ve adli tıp raporlarına ulaşılmayan patlama ile ilgili TBMM kapalı oturumunda Başbakan Şemsettin Günaltay, milletvekillerini bilgilendirdi. Ancak tutanaklar üzerinde gizlilik kararı olduğundan Killigil’in ölümündeki ve patlamadaki sır perdesi aralanamadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Ocak 2019’da yaptığı bir konuşmada, ”Nuri Killigil’in silah fabrikasının bir sabotajla ortadan kaldırılıp kendisinin şehit edilmesi de tarihimizin bir başka karanlık sayfasıdır.” ifadelerini kullandı.

Teşhisler tam isabet, tedavi olağan üstü, gaflet uykusundaki Müslüman’a ve AK Partiye sahip çıkanlara özellikle duyurulur. SELAM VE DUA İLE.