Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ZIR CAHİLDEN SANATÇI TERÖRİSTTEN MİLLETVEKİLİ SAHTEKARDAN SİYASETÇİ OLUR MU? 25.10.2021 Pazartesi-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

Memleketimizde “sanatçı aykırı adamdır” diyorlar. Aykırılık yanlışa boyun eğmeyen, yanlışın düzeltilmesi için görüşünü söyleyip aykırı davranan adam olmaktır. Bizdeki sanatçıların çoğu Terörist eşkıyanın yazdığı kitabı anlamayacak kadar zır cahil insanlar vardır. Bunlar okumuş zır cahil oldukları için mal bulmuş mağribi gibi teröristin kitabına methiyeler yazıp duruyorlar. O teröristin yazdığı kitapta verdiği mesajı bile anlamıyorlar. Çünkü bunlar

okumuş cahil insanlardır.

12 Eylül 1980 darbesi sonucu netekim Kenan EVREN konuşan cumhurbaşkanlarındandır. Kendisi içten pazarlıklı değildi. Bildiklerini konuşurdu yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı Cumhurbaşkanı oluruyla maaşları “RABITAT’ÜL-ALEMİL-İSLAMİYE” Derneği tarafından ödenmek suretiyle yurt dışına Ramazan aylarında Türklerin yaşadığı memleketlere din görevlisi gönderirdi. Sayın Kenan EVREN’İN de zamanında yine o şekilde olur alınarak Din görevlisi gönderilmişti. Medyamızın oldum olasıya Arapça kelimelere karşı alerjisi vardır. Bu derneğin kısa adı “RABITA” olduğundan dolayı haber duyulur duyulmaz medya mensupları hemen o günkü Diyanet İşleri Başkanı olan Sayın Tayyar ALTIKULAÇ’A:-Laik bir ülkede neye dayanarak Rabıtaya görevli gönderiyorsunuz. Bu laikliğe aykırıdır. Diye sorduklarında Sayın ALTIKULAÇ hemen bir basın toplantısı yaptı ve Rabıta yıllarca bu işi organize ediyor. Biz bu işi kendi kafamıza göre yapmıyoruz. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın oluru var. Diye bir açıklama yaptı. O zaman gazeteciler hemen Sayın Kenan EVREN’E bu konuyu sordular. “O da benim böyle bir konuda haberim yok.” Dedi. Diyanet İşleri Başkanı Tayyar ALTIKULAÇ ikinci defa basın toplantısı yaptı. Bu toplantıda Sayın Cumhurbaşkanı Kenan EVRENİN onaylı yazısının fotokopisini gazetecilere verdi. Gazeteciler. Kenan EVRENİN imzalı onayını kendisine gösterdiler. Ve Sayın Cumhurbaşkanımız bakın siz Rabıtaya görevli gönderilmesini onaylamışsınız. Diyerek kararnamenin fotokopisini gösterince, bu sefer Sayın Kenan EVREN:-Ben kararnameyi okumadan imzalamışım.” Dedi. Ben o zaman; “eyvah dedim. İnşaallah buna benzer başka kararnameler yoktur.1980 ihtilalinden sonra Bülent ULUSOY’U İLANLA ARAYIP, BULMUŞ VE Başbakan yapmıştı.

İşte cumhurbaşkanı böyle olursa kim bilir o ülkenin sanatçıları da böyle olur. Bir ülkede sanatçı diye geçinen tayfanın büyük kısmı terörist başının yazdığı kitabı zevkle okuduğunu söyleyerek teröristi övüyorsa vay onu sanatçı diye dinleyenlerin haline! Bu zır cahil sanatçı attığı tweett’e şöyle reklam yapmış; "Livaneli paylaşımında "Edebiyatımızın usta kalemlerinden Selahattin Demirtaş’ın son romanını zevkle okuyorum. Teşekkürlerimle. Zor koşullarda, uzun sürelerde verdiği, insancıllık ortak temalı, 4 eserini de okumanızı öneriyorum. Giderek gelişen bir dil ve derinleşen konular." ifadelerini kullandı. Acaba adı geçen bu terörist Selocan Kandil’deyken hangi üniversitenin hangi Edebiyat fakültesini bitirdi? Onun içindir ki terörist Selocan yaptığı bir mitinginde; “Biz daha Aponun heykelini dikeceğiz, heykelini…"Oyunuzu attığınız zaman aklınıza Öcalan gelsin... Diye oy kullanın” dedi.

Selocan’ın bir başka Eş başkanınız Figen Yüksekdağ PKK'ya yönelik övgü dolu o sözleri! "Biz sırtımızı YPG'ye, YPJ'ye ve PYD'ye yaslıyoruz" Dedi.

Yine Selocanın partisindeki bir başka milletvekiliniz olan Abdullah Zeydan: “PKK'nın öyle bir gücü var ki sizi tükürüğüyle boğar. Ateşle oynuyorsunuz, bu anlaşılmaz tekçi, zihniyetçi iktidar hırsından vazgeçin" ifadelerini kullanmıştı.

"Demirtaş’ı gerçekten edebiyat ustası zannedenler olur belki, bir katkımız olsun; Demirtaş hem terörist hem de katildir budur, Livaneligiller ne derse desin" diyorum. Bunlar hem katil hem de teröristtir. Bunlar başka bir ülkede olsa partileri açılmamak üzere kapatılır kendileri de cezaevine gönderilir.

Selocanın arkadaşları Kandil’e terörist, silah, mühimmat ve iaşe taşırken de yakalanmışlardı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin belediye başkanı bunların partisindeyken Park-Bahçeler aracında yine silah yakalanmıştı.

Bu Selocan ve arkadaşları milletvekili seçilip TBMM geldiklerinde mevcut Anayasanın 81. maddesinde yazılı olduğu şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler:

“Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma; büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine andiçerim.” Ama bunlar yeminlerine bağlı kalmadıkları için sahtekârdırlar.

Bir an kendi kendime şöyle düşündüm; “- İngiliz askerini öldüren IRA destekçisi bir ingiliz milletvekili olarak İngiliz meclisine girebilir mi? Ya da amerikan askerini öldüren bir El-Kaide destekçisi milletvekili adayı olup seçildikten sonra amerikan meclisine girebilir mi?”

Ama ne hikmetse Türk askerini polisini, yaşlı, genç, çocuk demeden sivilini öldüren bir PKK destekçisi veya savunucusu milletvekili adayı olup seçildikten sonra TBMM’ye girebiliyor. Sizce bu kadar özgürlük fazla değil mi? Bana göre bu özgürlük değil, bu olsa olsa düpedüz memlekete ihanettir.

ÇOK AZİZ VE MUHTEREM MİLLETİM! DEMOKRASİ DENİLEN BU GİRDABIN İÇİNDE “ASLANLARIN BAĞLI KEDİLERİN ASLANIN YÜZÜNÜ TIRMALADIĞI BİR ÇAĞDA YAŞIYORUZ” ‘‘Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr,/ katır defterdar oldu, eşek mühürdar.’’ SELAM VE DUA İLE.