Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

“KALP AKÇE İLE KEM SÖZ SAHİBİNE AİTTİR” 10.11.2021 Çarşamba-Yeşilyurt/MALATYA

PDFYazdıre-Posta

"Geçmeyen para ile hatır yapmayan kötü sözü kimse beğenmez, kabul etmez. Geçmeyen para, kötü söz döner sonunda sahibine gelir.

En son 4 gün önce İyi parti Grup Başkanvekili ve Kocaeli Milletvekili Lütfi

Türkkan, Bingöl'de şehit ağabeyi Tahir Gürmen'e çok ağır şekilde küfür etti. Önce küfür ettiğini inkâr etti. Görüntülerin ortaya çıkması sonrası Türkkan'a tepkiler çığ gibi büyüdü. Siyasilerin sert tepkilerinin ardından, sosyal medyada Lütfü Türkkan istifaya davet edildi.

Medyaya yansıyan videoya dikkatli bakınca Lütfi Türkkan’a Tahir Gürmen soru soruyor. Lütfi Türkkan’ı koruyan polisler Tahir Gürmen’i uzaklaştırıyorlar. Lütfi Türkkan arkasında giderek Tahir Gürmen’ı ensesinden tutarak sıkıştırıp Şehidin bacısına küfür ediyor. Olay spontane gelişen bir olay değildir. İyi parti veya başka bir mihrak Lütfi Türkkan’ı oraya provokasyon çıkarmak için gönderdikleri ortadadır. Olayların daha fazla büyümemesi için ya İyi parti yöneticileri ya da bizzat Lütfi Türkkan kendisi çıkıp olayın aslını astarını anlatması lazımdır.

Peygamberimiz (SAV) dedesi Kusay bir sözünde; “Yangın ile kavga başladığı yerden bitmez. Genişleyerek devam eder” demiştir. Tıpkı Peygamberimiz (SAV)’in dedesinin dediği gibi Lütfi Türkkan’ın başlattığı küfürlü kavga buradan bitmez.

İslam hukukunda “EL CEZAÜ MİNEL AMEL= Amelin cinsine göre ceza” demek, amelin nevine uygun bir ceza demektir. Mesela, malî ibadetlerin cezası olarak malî belaların verilmesi gibi. Yani suç ile ceza birbiri ile mütenasiptir. Bu terbiyeden yoksun Lütfi Türkkan’a öyle bir ceza verilmeli ki bundan sonra hiçbir milletvekili veya siyasi böyle bir alçaklığa tevessül etmesin. Şimdi anlatacağım hikâye buna çok güzel yakışacak sanırım. Hikâye şöyle;

Bir gün yaralı bir kuşÂ Hz. Süleyman'a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar;

"Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?" Derviş kendini savunur;

"Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı."

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;

"Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?"

Kuş'un kendisini savunması Hz. Süleyman'ı da şaşırtır;

"Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah'tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım."

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. "Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın" diye emreder. Yaralı kuşÂ o anda; "Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın" diyerek öne atılır.

"Neden" diye sorar Hz. Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar;

"Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar... Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın... Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın."

Doğu ve Güneydoğuda normal şartlarda bir insanın bacısına, anasına veya kızına küfür edilmesi küfredenin ölüm fermanıdır.

Abdullah b. Amr (r.a.)’dan nakledildiğine göre Allah Resulü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Büyük günahların en büyüklerinden birisi kişinin ana-babasına lanet etmesidir. “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl olur da kişi ana-babasına lanet eder!” denilince Hz. Peygamber, “Bir adam, başka bir adamın babasına söver, o da onun babasına ve annesine söver.” buyurdu. (Buhârî, Edeb, 4.)

Ben bir Türkiye vatandaşı olarak Lütfi Türkkan’ın yaptığı küfrü aynen kendisine iade ediyorum. Şimdi Kuş’un kendisini savunduğu gibi bizim de Lütfi Türkkan’ın yaptıkları karşısında kendimizi savunmamız gerekiyor. SELAM VE DUA İLE.