Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

TATMAYAN BİLMEZ

PDFYazdıre-Posta

 

“TATMAYAN BİLMEZ” 27.5.2011 Cuma-Yüreğir/ADANA

 

Büyük İslam mütefekkiri İmam-ı Gazali Tasavvufu; “ Men Lem yarzuk, velem ya’rif” Yani, “Tatmayan bilmez.” Diye tarif etmiştir. Bazı duygu ve düşünceler anlatılmakla anlaşılmaz. Onları anlamak için bizzat yaşamak lazım. Sözle anlatılmayan duyguların başında Hac ibadeti gelir. Hacca giden bir insan hacdan döndükten sonra her zaman Hac anlatılsa onu dinlemekten usanmaz. Sözle anlatılmayan bir başka duygu bana göre “Hafızlık veya Hafız olmak” gelir. Hele hele bir hafızın annesi veya babası olmak da bambaşka bir duygu olsa gerek. Ne mutlu içinde yaşadığımız şu zamanda bir hafız annesi veya babası olanlara! Onları tebrik ederken ellerinden öpüyorum. Hafızlara “Taç töreni” düzenlendiğinde onları seyretmek de daha başka bir heyecan olsa gerek.

 

            İşte bugün yani 27 Mayıs 2011 Cuma günü Adana merkez “Özdemir Sabancı camiinde Hafızlara Tac giydirme programını izledik Elhamdülillah. Ya Rabbi o ne duygu yüklü bir andı. O anı yaşamadan anlatmak oldukça zordur. Türkiye’nin, Ortadoğunun ve Balkanların en büyük camisinde 15’i Tepebağ erkek Kur’an Kursunda,10’u Hacı Cumali Öztürk Kur’an Kursunda Hafızlık İcazeti almış toplam 25 kişi. 28.000 kişilik cami tıklım tıklım dolu. Cuma namazı kılındıktan sonra hemen törene geçildi. Kur’an okundu. Kısa konuşmalar ardında Caminin mihrab ve minberinin dikeyindeki kapıda önlerinde kendilerini yetiştiren imamları adeta zafer kazanmış bir komutan edasıyla Mihraba doğru önde yürüyor. Arkalarında o komutanın zafer kazanmış askerleri gibi Taçlarını giymiş üstlerinde beyaz cübbeleri ile kendilerine özel olarak beyaz kordonlarla ayrılmış yerden yürüyerek törenin yapılacağı yere geldiler. Onlar Caminin kapısından içeri girerken beraber caminin içinde bulunan kadın-erkek, çoluk-çocuk, genç-yaşlı binlerce insan bir ağızdan “(ALLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER. LÂ İLÂHE İLLALLAH. VALLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER VE LİLLAHİL-HAMD) Diye tekbir getirince herkesin “RAHMET ÇEŞMESİ” açıldı. Ağlama çığlıkları birbirine karıştı. Ya Rabbi o ne büyük anlatılmaz duyguydu.

            Herkes onlara dokunmak istiyordu. Çünkü onlar Canlı Kur’an idiler. Çünkü onlar Kur’an bülbülleriydiler. Çünkü onlar dünya nimetlerini elinin tersiyle iterek Ahiret nimetlerini tercih etmişlerdi. Onları görünce onlara imrendim. Onların ebeveynlerine imrendim. Bu tören süresince hayatımda geçirmiş olduğum en mutlu ve de kutlu zaman dilimlerinden birisiydi. Toplam dört saatlik zaman nasıl geçti hiç anlamadım. Tören sunucusu havanın sıcak olmasını ileri sürerek kısa kesmek istediklerini söyledikçe ben törenin biraz daha uzamasını istiyordum. Vaaz Kürsüsünün önünde otururken ileriden bir gencin koşar adımlarla yanıma geldiğini gördüm. Yaklaştı kısık sesle selam verdi. Elimi öptü. Kendisini tanıyıp tanımadığını sordu. Ben de kendisini ismen tanıdığımı söyleyince sevindi. Hafız olduğunu, bir camide müezzinlik yaptığını söyledi. Biraz konuştuktan sonra bir diğer öğrencim geldi. O da hafız olmuş. O da müezzin olarak göreve başlamış. Biraz daha sevindim.

            Hafız olmanın önündeki en büyük engel sekiz yıllık kesintisiz eğitim düzenlenmesi olmuştur. Birileri bugün hala farkına varmadan 8 yıllık kesintisiz eğitimi kanunlaştıran ve Kur’an Kursuna gitme yaşını 15’e çıkaranların peşinde gitmeye çalışmaktadırlar. Dostumuzu ve düşmanımızı bilerek hareket etmeliyiz. Dostunu ve düşmanını bilmeyen ahmaklara kızarım. Kur’an’ı ve Arapçayı yasaklayan, Ezanı Türkçeye çevirerek okutan,1960 ihtilalinden sonra tekrar ezanı Türkçe okutma girişiminde bulunanların arkasında gidenler farkına varmadan –Allah göstermesin-mahşerde onlarla beraber haşrolurlar.

            Genç neslin 1960 yılında yapılan ihtilalin gerçek bir ihtilal olmadığını, rütbesi düşük subayların yaptığı bir isyan olduğunu; bu subayları seçimle iktidara gelemeyen bir ideolojinin direktifleri doğrultusunda yapıldığını; O günkü genelkurmay başkanının rütbesinin bu subaylar tarafından söküldüğünün bilinmesi gerekir.

             Bütün ceberûtiliklere (Zorluk ve zorbalıklara) rağmen hala memleketimizde 97.000 hafız varmış. İnşaallah çok yakın bir zamanda bu sayı ikiye katlanır. Allah sonumuzu hayır eylesin. Ehli iman ve ehli İslam düşmanlarına fırsat vermesin. Bizi kendine kul, Habibi edibine ümmet olmayı nasip eylesin