Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

ALLAH’A KUL OLMAK İÇİN PİŞMEK LAZIM (2)22.7.2011 Cuma-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

ALLAH’A KUL OLMAK İÇİN PİŞMEK LAZIM (2)22.7.2011 Cuma-Yüreğir/ADANA (DÜNDEN DEVAM) Yakar aşkın od’u bu cismi canı, Eriş dermana lokmanım Muhammed.” Olursam senin için pâre pâre, Feda olsun sana canım Muhammed, Visalin teşnesiyim, eylerem ah, İşitsen zar-ı giryanım Muhammed, Nolaydı, bir erişsem hâk pâye, Geçirsem anda devranım Muhammed.” Bu sözleri hem söylüyor, hem ağlıyor, hem de inliyordu. Gece uykusunu terk etmiş, yemeden içmeden kesilmiş, insanlarla sohbeti terk etmişti. İnsanlardan kaçıyor, daima tenhalarda dolaşıyordu. Annesi bu hale vakıf olup meseleyi babasına açtı. Babası divanı toplayıp, Habbab’ı divana davet etti. Habbab divana gelince babası oğlunu kucaklayıp gözlerinden öptü. Halini sordu sual etti:-Ne oldu oğlum? Nedir bu halin? Ben padişah babana söyle. Çaresini arayayım. Derdine derman olayım” deyince, Habbab;-Babacığım, ben o mektubu okuduğum günden beri Hz. Muhammed SAV)’e âşık oldum. Batıl dininizi terk ettim. Putlarınızdan yüz çevirdim. Ben şimdi Allah’ı buldum ve bildim. Onun Resulünün aşığıyım. Belki bana kızacaksınız, beni hapsedeceksiniz, belki bana eza ve cefa edip beni öldüreceksiniz. Bunu biliyorum, ölürüm bu yolda vazgeçmem. Onu göremezsem muhakkak ölürüm. Bunu bilin duyun Ben Müslüman oldum Âhir Zaman Peygamberine iman ettim” Diyerek Kelime-i Şehadeti getirdi. Bu sözleri oğlundan dinleyen baba,yerden kızarak kalktı Habbab’ı tutup yere vurdu.Tekme tokatla vurarak ayağının altında çiğniyor;-Bu sözlerinden dön,yoksa seni öldüreceğim” diye putlarına yemin ediyordu.Bütün görevlileri krala yalvararak Habbab’ı elinde aldılar.Vezirler Emire dönerek;-Ya Emir,böyle bir genci öldürmeyin.biz ona nasihat eder,dininize çeviririz” dediler. O günden itibaren beyaz tenli, ahû gözlü kızları Habbab’ın yanına gönderip onu zevki sefaya teşvik ediyorlardı. Ona sözde nasihat edip:-bilmediğin dine neden giriyorsun? Neden bizim dinimizi terk ediyorsun? Aklını başına alıp düşün. Peşin nimetleri bırakarak, tacını tahtını terk edeceksin. Bununla kalsa iyi. Baban seni kendi eliyle öldürecek. Bunca saltanattan olacaksın. Bak güzel cariyeler senin için, taht, taç senin için” dediklerinde Habbab: Bana küfürden sultan veya emir olmaktansa, Muhammed(SAV)’in dininde köle olmak daha iyidir” diyor. Ne güzel kızlara bakıyor, ne de bu sözlere kulak veriyordu. Ah Muhammed Resulullah. Ah Allahu Âhad, Resulü Ahmet. Diye feryat ediyordu. Birkaç günde böyle geçti. Günlerden bir gün babası Habbab’ın yanına geldi. Bunca yapılan nasihatin hiçbir faydası olmadığını görünce tekrar Habbab’ı öldürmek kastıyla ayağının altına aldı. Kuruyasıca ayaklarıyla durmadan tekmeliyordu. Habbab’ın ağzında ve burnunda kanlar boşanmıştı. Fakat Habbab’ın ağzında bu mübarek kelimeden başka bir söz çıkmıyordu; “La İlahe İllallah Muhammeddün Rasulullah. Emir bıçağını çekti. Tam Habbab’ı öldüreceği sırada yine vezirler araya girip;-siz bize bırakın biz ona nasihat eder bu işten vaaz geçiririz. Dediler. Emirin yaptığı işkencelerin haddi hesabı yoktu. Ama Habbab yapılan bütün işkencelere rağmen dini İslam’dan dönmek eğil, bilakis aşkı ziyadeleşiyordu. İşkenceleri canına minnet biliyordu. Hz. Ömer (r.a.) hilâfeti döneminde Habbab'a "Allah yolunda çektiğin işkenceleri bize anlat Ey Habbab!" demesi üzerine sırtını açar gösterir. Hz. Ömer "Bu güne kadar bu derece harap olmuş bir sırt görmedim" der. Habbâb (r.a) "Sırtımda ateş yakarlardı, derimden çıkan yağlar ateşi söndürürdü" der. Bazen de ateşte kızdırılmış taşlar sırtına konur derisinin yağları soğutuncaya kadar tutulurdu. Bunun için sırtı yumurta büyüklüğünde oyuk oyuk idi (İbnu'l Esîr, Usdü'l-Gâbe, II, 115). Mekke döneminde, sırtına ateşte kızdırılmış taşlar yapıştırılmış, sırt yağlan eriyinceye kadar sırtında tutulmuş, yine imanında sebat etmiştir. Demircilik ile meşgul olduğundan, efendisi Ümmü Emmâr demiri ateşte kızdırır Habbâb'ın başını dağlardı. Hz. Peygamber Habbâb'a uğrar onunla sohbet ederdi. Onun halini görünce: "Allahım Habbâb'a yardım et" diye dua etmişti. Bir müddet sonra Ümmü Enmâr şiddetli baş ağrılarına tutulur, köpek gibi bağırmaya başlar. Ona başını dağlatmasını tavsiye ederler. Habbâb demiri ateşte kızdırır ve kadının başını demirle dağlar (İbnu'l-Esîr, Usdü'l-Gâbe, II, 115). Bütün bu işkencelere katlanan Habbâb bir gün halinden şikâyetçi olmamış, İslâm'ın zafer yıllarında, çektiği işkenceleri reklam ederek insanların teveccühünü kazanmaya çalışmamış, mükafatı yalnızca Allah (c.c.)'dan istemiştir. Allah onlardan razı olsun.Bize de onların himmetini nasip etsin.ÂMİN