Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

YANLIŞLAR UZUN SÜRE SAKLANAMAZ (1) 24.7.2011 Pazar-Yüreğir/ ADANA

PDFYazdıre-Posta

                Bu durumu en güzel şekilde açıklayan atasözümüz şöyledir; “Güneş balçıkla sıvanamaz.” Gerçeklerin üstü örtülemediği gibi yanlışların da üstü uzun süre örtülemez. Örtülmesi imkânsızdır. Yanlışlar şehir şebekesinin borusundaki kaçak gibidir. Adam bahçesini sulamak için bir ark su çevirir. Su bahçeye dağılır kaybolup gider. Ama şebeke borusundaki en ufak bir delikten sızan su kısa sürede asfaltın üstüne çıkar ve dışarı akmaya başlar. Şebeke suyunun dışarı akması bizim için iyi birşeydir. İyi ki boru suyu patladığında dışarı akıyor. Ya o su dışarı akmasa boş yere akıp giderdi. Yanlışlar da böyledir. Yanlışları birkaç sene saklanabilir. Ama eninde sonunda “yalancının mumu yatsıya kadar yandığı” gibi yanlışlarda ortaya çıkar.

Yakın tarihte yapılan yanlışların nasıl ortaya çıktığını kısaca anlatayım. O zaman konuyu daha iyi anlarsınız. İşte yapılan yanlışların ortaya çıkma örnekleri; 1946 yılında ilk defa çok partili hayata geçildiğinde o zaman ki DP seçimi kazanmasına rağmen sandık kurullarında yapılan bir oyunla DP o seçimin kaybettirildiği 1990’lı yıllarda bizzat o işi yapanlar tarafından itiraf edildi. DP parti yerine kurulan AP’nin genel başkanlığına getirilen Süleyman Demirel’in o zaman mason olduğu halde mason locasında “Mason değildir” yazısının verilmesi yine daha sonra ortaya çıkmıştır. CHP’nin 1947 yılında ilk defa Güneydoğuda millete kendi dışkısını yedirmesi de aynen daha sonra ortaya çıkmıştır. (Yalçın, Mehmet; "CHP'nin Günah Dosyası", Aktüel dergisi, 8-14 Ağustos 1991, sayı 5, s. 28) Aynı CHP’nin Cumhuriyetin ilanından sonra dünyanın en mükemmel arşivi olan “Osmanlı Arşivleri” ni İstanbul’daki hamamların suyunu ısıtmak için hamamcılara bedava verdiği; kalan arşivlerin nasıl Bulgaristan’ın eline geçtiği de aynı şekilde daha sonra ortaya çıkmıştır. Yine CHP tarafından orduya 1960 ihtilali yaptırılıp idam edilen Rahmetli Başbakan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın suçsuz olduğu 1989 yılında tekrar yapılan yargılanma sonunda ortaya çıkmıştır. 9 Ocak 1996'da DHKP/C militanları Fehriye Erdal, İsmail Akkol ve Mustafa Duyar tarafından Sabancı Merkezi'nde uğradığı silahlı saldırıda Toyotasa Genel Müdürü Haluk Görgün ve sekreter Nilgün Hasefe'yle birlikte hayatını yitirdiler. Zanlılar hakkında mahkemede “kırmızı bülten” çıkmıştı. Zanlılar avrupada aranırken Mustafa Duyar, 22 Aralık 1996’da Suriye’de Türkiye’nin Şam Büyükelçiliği’ne teslim olmuştu. Rahmetli Mustafa Duyar’a gazeteciler;-Niye teslim oldunuz? Polis sizi avrupada arıyordu. Sizin Suriye’de olduğunuz kimsenin aklına gelmezdi. Gibi çıkışlar karşısında Rahmetli Mustafa Duyar; Örgüt beni kandırdı. Sözde Özgürlük için mücadele edecektik. Ama suçsuz insanları boş yere öldürdüm. Vicdan azabıyla daha fazla gezemedim. Onun için gelip teslim oldum ki vicdan azabından kurtulayım”diye cevap vermişti. 28 Şubat Postmodern darbesiyle REFAHYOL koalisyonunu yıkanların başında o zamanki Genel Kumral Başkanı İsmail Hakkı Karadayı geliyordu. O günlerdeki açıklamalarında “İrtica ile mücadeleye devam edeceklerini; bunun bin yıl sürebileceğini söylüyordu. Bin yıl değil, on yıl bile sürmeden irtica ile mücadele eylem planı unutuldu gitti. 2005 Şemdinli Olayları ile ilgili soruşturmayı da yürüten Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya hazırladığı iddianamede; KKK Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Van Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Selahattin Uğurlu ile Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Erdal Öztürk haklarında "Büyükanıt'ın Diyarbakır 7. Kolordu Komutanı olduğu dönemde suç işlemek için çete kurduğu iddialarını ortaya atmıştır. Vay sen misin böyle bir iddianameyi nasıl hazırlayan? Denilerek Ferhat Sarıkaya Mesleki yeterlilikten uzak olduğu gerekçesi teklifi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 20 Nisan 2006 günü almış olduğu kararla meslekten tardedilmiştir. Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in katılmadığı toplantıya kurulun 5 üyesi ihraç yönünde oy kullanırken tek karşı oy müsteşar Fahri Kasırga'dan geldi. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde avukatlık dahi yapması yasaklanmıştır. Nitekim adı geçen savcının hazırlamış olduğu iddianame yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesi tarafından kabul edilmiş bir başka deyişle mahkeme tarafından "iddianamenin iadesi" mekanizmasının çalıştırılmasına lüzum görülmemiş ve sanıklar ağır cezalara çarptırılmıştır. Akabinde yargılamayı yürüten mahkeme üyeleri gene HSYK tarafından bu mahkemeden alınarak başka yerlere gönderilmiştir. Bu karar daha sonra Yargıtay'ın önüne gelmiş ve Yargıtay tarafından olayda askeri yargının görevli olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Üyeleri değiştirilen mahkeme tarafından da bu görevsizlik kararına uyularak dosya askeri ceza mahkemelerine gönderilmiştir. Sivil mahkemenin ağır cezalara çarptırdığı sanıklar, askeri mahkeme tarafından ilk celsede serbest bırakılmışlardır Ama bütün bu çabalar sadece altı sene sonra gene başladığı noktaya gelmiştir. Olan Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’ya olmuştur. Hayatının baharında 36 yaşında iken meslekten uzaklaştırılmış, avukatlık bile yapması yasaklanmıştı. Altı sene süren bu zulümden yaşlanmış olarak yeni kurtuldu. Yaşar Büyükanıt yaptığı yanlıştan yargılanmayı sadece altı yıl erteletebilmiştir.(DEVAMI VAR)