Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

YANLIŞLAR UZUN SÜRE SAKLANAMAZ (2) 25.7.2011 Pazartesi-Yüreğir/ ADANA

PDFYazdıre-Posta

                 Yıllarca Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümü etrafında bir takım şaibeler dolaşıp duruyordu. Oğlu Ahmet Özal ile eşi Semra Hanım bazen birşeyler söylemek için mikrofonların karşısına çıkıp konuşuyorlardı. Ne konuştuklarını kendileri bile anlamıyordular. Ama belli Rahmetlinin ölümünde birtakım sır perdeleri vardı. Adeta iki adım ileri bir adım geri atıp duruyorlardı. Bana göre Turgut Özal’ın kardeşi Korkut Özal olup bitenleri biliyor. Çünkü korkut Özal uzun yıllar devletin her kademsinde bürokrat ve politikacı olarak çalışmış birisidir. Üstüne üstlük geçmişte İç İşleri bakanlığı

da yapmış. Ben yıllarca yakın tarihimizde olup biten oyun, entrika, siyasi cinayetlerle ilgili olarak konuşmasını istediğim kişilerden birincisi Rahmetli Celal Bayar, ikincisi Rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil, üçüncüsü Korkut Özal ve dördüncüsü Gazeteci Fehmi Koru’dur. Çünkü İhsan Sabri Çağlayangil 1938 Dersim Katliamında mağaralara zehirli gaz bombası attıklarını itiraf etmiş. İnsanın bu itiraflar karşısında kanı donuyor. Celal Bayar ile İhsan Sabri Çağlayangil hem Osmanlının son zamanında hem de Cumhuriyetin ilk yıllarını yaşamış iki canlı şahitti. Sayın Korkut Özal ile Sayın Fehmi Koru ise yakın tarihe vakıf bilgi sahibidirler. 21 Temmuz 2011 günü internet sitelerine şöyle bir haber yayınlandı; 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın öldürüldüğünü söyleyen, emekli askeri savcı Faik Tarımcıoğlu, Özal'ın katillerini de açıkladı. "Özal'ı öldürenler kendi kuvvet komutanları Eşref Bitlis'i öldürecek kadar işi tırmandırdı. Özal'ı, Eşref Bitlis'i ve Albay Kazım Çillioğlu'nu öldüren aynı eldir" Türkiye Gazetesinin haberine göre Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili soruşturmada delil sıkıntısı yaşıyor. Savcılık Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal'dan özel ses kayıtlarını, eşi Semra Özal'dan ise saç telini henüz teslim alamadı. Delil sıkıntısı yaşayan savcılığın Özal'ın mezarını açarak kemik parçası alacağı ifade ediliyor. Turgut Özal'ın kardeşi Korkut Özal, yengesine ve yeğenine çağrıda bulunarak, "Elinizde delil varsa bir an önce savcılığa teslim edin" dedi. Savcılığın henüz kendi ifadesine başvurmadığını belirten Özal, "Bende eskiden beri birikmiş birtakım bilgiler var. Bu bilgiler sıraya konulursa orada epey bir anahtar bulunabilir" diye konuştu. Turgut Özal'ın siyasetteki yol arkadaşı emekli askeri savcı Faik Tarımcıoğlu ise Semra ve Ahmet Özal'la aynı çağrıda bulundu. Tarımcıoğlu, Turgut Özal'a ait saç telinin zehirlenme vakasının ortaya çıkarılması için çok önemli bir delil olduğunu belirtti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ahmet Özal'ın "babamın ölümü şüpheli" şeklindeki açıklamaları üzerine 2010 yılında soruşturma başlatmıştı. Turgut Özal'ın yol arkadaşı Faik Tarımcıoğlu, "Özal, bambaşka bir insandı. Onu istemeyen çoktu. 1993 yılı çok karanlık bir yıldı. Özal'ı öldürenler kendi kuvvet komutanları Eşref Bitlis'i öldürecek kadar işi tırmandırdı. Özal'ı, Eşref Bitlis'i ve Albay Kazım Çillioğlu'nu öldüren aynı eldir" dedi. Böylece devletin en tepesindeki üç önemli isimin katilleri deşifre edilmiş oldu. Adına ne derseniz deyin, Türkiye’yi elinin içine almış bir yapı var. Bu yapı menfaatine halel gelmesin diye gün geliyor Jandarma genel komutanını, gün geliyor Cumhurbaşkanını da böyle suikast düzenleyebiliyor. Mesela şuan tutuklu olan bir Mehmet Haberal var.Bu zat tutuklanır tutuklanmaz daha cezaevine girmeden rahatsızlandı (!!!). Bir kardiyoloji enstitüsünde 666 gün sözde yatarak tedavi gördü (!!!). Mahkeme tarafından bu zatın ifadesinin alınması gerekiyordu.Tedaviyi yapan doktorlar; “-Bu imkansız,bu şahıs yerinde kalkarsa ölür.Her an kalp krizi geçirme şansı var” diye rapor düzenlediler. Mahkeme bu kadar bekledikten sonra bu zatın yattığı hastaneye polis nezaretinde bir operasyon düzenlendi. Operasyon sırasında bu zatın odasında Lebtop bilgisayarla internette haberleştiği ortaya çıktı. 666 gün adaletin pençesinden kaçtıktan sonra nihayet mahkeme ifadesini aldı. Cezaevine sevk etti. Cezaevine girer girmez rahatsızlandığını; dışarıya sevkini istedi ama buna izin verilmedi. Daha önce yerinde kaldırılırsa kalp krizi geçirir diye rapor verilmesine karşılık hasta şimdi turp gibi cezasını çekiyor. Hele de 12 haziran 2011 Pazar günü yapılan seçimlerde milletvekili de seçildi kalp krizi riski diye bir şeyi de kalmadı.Bu yanlış daha çabuk ortaya böylece çıkmış oldu Yakın tarihimiz böyle karanlık cinayetlerle doludur. Umarım bu cinayetlerde öbürleri gibi kimler tarafından niçin yapıldığı; kimlerim bu cinayetleri işlemesi için emir verdiği de bir an önce ortaya çıkar. Geçmişte devletin tepesinde görev almış olan bazı isimler bu tür olayların kimler tarafından, niçin yapıldığını bildiklerini düşünüyorum. PKK terör örgütü yaptığı bazı eylemlerden sonra hem kendi çevresine hem de kamuoyuna eylemin yapılış biçimini izah edemediği için önce “Biz yapmadık” diye açıklama yapıyorlar. Daha sonra da emniyet yetkilileri delileriyle o olayın PKK tarafından yapıldığını ispat edince bu sefer;-Efendim örgüt içindeki bazı guruplar var. Onlara söz geçiremiyoruz. Onlar tarafından yapılmış olabilir.” Diye işi geçiştirmeye çalışıyor. Bundan sonra bu tür yanlışları yapmayalım. Olurda böyle yanlış yaptığınız kimselerden özür dileyin, helallik alın. Sonra böyle ortaya çıkınca çok kötü oluyor. Selam ve dua ile.(ŞİMDİLİK BİTTİ)