Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

EN SICAK ATEŞ CEHENNEMDEDİR 25.7.2011 Pazartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

                    İki seneden beri oruç sıcak mevsime denk geliyor. Memleketimizin sıcak bölgelerinde yaşayan Müslümanları çoğu sıcağı bahane ederek oruç tutmuyor. Hâlbuki Allahu Teâlâ kâinatı yarattıktan sonra orucun sıcak mevsimlere geleceğini biliyordu. Allahu Teâlâ her ümmet için bir yasak koymuştur. Bu ümmetin yasağı da hınzır eti yememek ile sıcak mevsimlerde de oruç tutmaktır. Sakın ha sakın! Zinhar hiçbir Müslüman sıcağı bahane ederek oruç tutmamazlık yapmasın. Bu mevsimlerdeki sıcaklık gelip geçicidir. Allah ümmeti Muhammed (SAV)’in müminlerine cehennemi göstermesin! Âmin. Sözlükte "derin kuyu" anlamına gelen cehennem, dinî literatürde dünya hayatında iman etmeyenlerin sürekli olarak, iman ettiği halde Sâlih amel işlemeyen kimselerin de günahları ölçüsünde, cezalandırılmak üzere kalacakları ceza ve azap yeridir. Kur'ân-ı Kerim'de Cehennem için yedi isim kullanılmıştır: Cehennem (derin kuyu), nâr (ateş), cahîm, (alevleri kat kat yükselen ateş), hâviye (düşenlerin çoğunun bir daha geri dönemediği uçurum, yer), saîr (çılgın ateş), lezâ (dumansız ve katıksız alev), sakar (ateş), hutame (obur ve kızgın ateş). Bunlardan Kur'ân'da en çok geçeni cehennem kavramıdır. Kur’an’ı Kerimin yüzlerce ayetinde cehennemin vasıfları, dereceleri, harareti, azabı, kâfirlerin, münafıkların, Yahudilerin, Hıristiyanlarla günahkâr müminlerin ayrı ayrı uğrayacakları azab anlatılmaktadır. Ben sadece birkaç ayetin tercümesini yazarak geçeceğim. İşte cehennemin ateşini anlatan ayet: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden koruyun." (Tahrîm Suresi, ayet: 6.) Görüldüğü gibi, Cenâb-ı Hak, bu ayet-i kerimede müminleri cehennem ateşinden sakındırırken, cehennemin yakıtlarından da bahsetmektedir. İlâhî beyana göre bu yakıtlar, insanlar ve taşlardır. Şimdi biz orucumuzu tutmaz namazımızı kılmaz, faiz alıp verir, yalan söyler, haram helali ayırt etmeden yersek o zaman ailemiz bir tarafa biz kendimizi bile korumamış oluruz. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (SAV); ) “Cennet size ayakkabılarınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.”(Buhârî, Rikak:29) Başka bir hadiste Peygamber Efendimiz (SAV) ise: “Hesap gününde cehennem getirilir. Cehennemin yetmiş bin dizgini ve her bir dizgini çeken yetmiş bin de melek vardır.” (Müslim, Cennet 29. Ayrıca bk. Tirmizî, Cehennem:1) Buyurmuştur. Kul nâru cehenneme eşeddu harrâ(harren), lev kânû yefkahûn” Yani “Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı!”(Tövbe suresi, ayet:81) Şu günlerde herkes sıcaklardan şikâyet ediyor. Mübarek Ramazan ayı yaklaştıkça Temmuz-Ağustos sıcağında nasıl oruç tutacağını düşünmeye başladı, bazılarımız. Müslümanlar olarak kış mevsiminde serin ve kısa günde “Rabbimizin emridir” diye oruç tutan kimseler olarak, yazın en şiddetli ve hararetli ve de uzun günlerinde de aynı iman, aşk ve samimiyetle bu oruç ibadetini yapmağa çalışacağız. Bu imanın ve samimiyetin gereğidir. Bu ayetin hükmüne göre demek ki sağlığı yerinde olan sıcağa soğuğa bakmadan orucunu tutması lazım. Başka bir ayette: “O, Allah'ın ateşi, Allah ateşidir.” ( Hümeze suresi, ayet:7) "Nâr" (ateş)ın Allah'a izafeti, dilimizde de : "Allah'ın belası" dediğimiz gibi büyütme ve korkutma içindir ki, Allah Teâlâ'nın öfke ve heybetini özellikle göstermesi bakımından korku ve şiddetinin büyüklüğünü ifade eder. Yani malum olan ateşlerle mukayese edilemeyecek derecede öyle heybetli ve fevkalade büyük bir ateş ki (Allah'ın emriyle) yakılmış, tutuşturulmuştur. Ebediyyen sönmek bilmez. Hz. Ali (k.v.) şöyle demiştir: "Ne acaiptir o insanlar ki, altından ateş kaynayıp dururken yeryüzünde Allah'a isyan ederler". Bugünkü jeologların teorilerine göre de yerin içindeki ateşe göre üzerinde bulunduğumuz kabuğu, yumurtanın içine nisbetle üzerindeki iç zarı kadar ince sayılmaktadır. Fakat bu ateşin onlara benzemediği ve sadece cisimleri yakan bir ateş değil, maddî şeyleri geçip de maneviyatı saran, cesetlerden başka canlara, gönüllere kadar çıkan bir ateş olduğu anlatılmak üzere şöyle vasıflandırılıyor: Öyle tutuşturulmuş bir ateş ki, yüreklerin, kalplerin içi, merkezi demek olan füadlerin, yani anlama yeri olan gönüllerin üstüne çıkar. Tenden geçer ruhlara, maneviyat üzerine çıkar, çatar, savar, canlar yakar, gerçi onları öldürmez "Onun içinde ne ölür, ne yaşar." (A'lâ, 87/13) Fakat uzanır, sarar, azab eder. Çünkü küfrün, çirkin inançların, kötü niyetlerin kaynağı onlardır. Razî'nin anlattığı üzere Hz. Peygamber'den rivayet edilmiştir ki: Nar (ateş), ehlini yer, nihayet gönüllere gelince son bulur, sonra Allah Teâlâ etlerini, kemiklerini diğer bir oluşla iade eder. "Derileri piştikçe azabı tatsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz." (Nisa, 4/56) ayeti de buna delalet eder. Allah Teâlâ cehenneme ateşten kapaklar, ateşten egserler, ateşten amudlarla bir kısım melekler gönderecek, o kapakları onların üzerine kapayacaklar, o çivilerle sıkıştıracaklar, o amudları uzatıp bastıracaklar, ne bir ruh girecek, ne bir gam çıkacak bir boşluk kalmayacak. Aziz, Celil, Cebbar olan Allah Arş'ı üzerinde, onları unutmuş gibi bırakacak, Cennet ehli nimetleriyle meşgul olacaklar, artık ondan sonra o cehennem ehli hiçbir yardım dileyemeyecekler, söz kesilecek, artık onların sözleri bir nefes alıp vermekten ibaret kalacak. Ve işte "Cehennemlikler dikilmiş direklere bağlı bulundukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır." "Allah'ım bizi cehennem ateşinden koru, iyilerle beraber cennete dâhil eyle!" Selam ve Dua ile.