Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

Efendim kurtarıcım peygamberim

PDFYazdıre-Posta

"EFENDİM,KURTARICIM,MÜJDECİM    PEYGAMBERİM 31/05/2011 Cuma-ADANA
 
Hicri,1431,miladi1439 sene önce günlerden Pazartesi 20 nisanı gösteriyordu.İşte o gün "Sen olmasaydın,Ben bu alemi yaratmazdım" diyen Allah'ın sevgili kulunun doğum günüydü.Zaman durmuş,dünya muhterem misafirini bekliyordu.işte beklenen o an gelmişti ki çağın ve insanlığın beklediği insan doğmuştu.


 
Doğumundan bu güne bunca yıl geçmesine rağmen hala O'nun ne için geldiğini,ne getirdiğini,Allah'ın O'nun sayesinde insanlığa neler hediye ettiğini tam anlayabilmiş değiliz.Önümüzdeki Cuma günü Peygamber Efendimizin doğum yıldönümüdür.İşte Peygamberimizin doğduğu gecenin sabahı aydınlık bir sabah oldu.Dünya nurla doldu.Ya Resulullah (SAV) Sen,Hz.İbrahim (as)'ın duası, Hz.İsa (as)'ın müjdesi,Hz.Amine'nin rüyası olarak doğdun.İnsanlığa Allah'ın lütfü,nimeti ve rahmeti olan kainatın Efendisi Hz.Muhammed (SAV) olarak dünyaya geldin.
 
Onun gelişiyle insanlık şeref ve haysiyete kavuştu.Zulmün yerini adalet,kuvvetin yerini Hak,yalanın yerini hakikat almıştır.Cehalet ve esaretin zincirleri kırılmış,ilim ve hürriyete kavuşulmuş,kadın bir ticaret malı olmaktan çıkarılarak toplumda itibarlı yerini almıştır. Doğum yıl dönümü nedeniyle size "Resulullah bugünkü halimizden mahzun mu, mütebbessim mi? Sorusunu sormak istiyorum.
Muhterem Öğrencilerim,
 
Resulullah (SAV) 15 asır önce yine bir Pazartesi ahirete irtihal etti.Artık o günden beri O'nun cismi arsamızda değil.O'nun ruhu aramızda dolaşıyor.Adeta bizi teftiş ediyor.Bizim yaptığımız iyiliklerle mesrur (Bizden razı),kötülüklerimizden,günahlarımızdan ve hatalarımızdan da mahzun oluyor.Muhterem alimlerimizden birinin sohbetinden dinlemiştim.O "Resulullah (SAV)'in aramızda dolaştığını,iyi amellerimizle O'nu sevindirdiğimizi,Günah ve hatalarımızla da O'nun üzülmesine sebep olduğumuzu anlatmıştı."O'nun sevgisinin kalbimize yerleşmesi ve Müslüman'ca yaşayabilmemiz için de,O'nu daima aramızda olduğunu hissetmeye çalışalım.Ve kendi kendimize "Resulullah (SAV),mahzun mu,yoksa mütebbessim mi? Diye soralım.
Ben o soruyu düşündüğümde onun çoğu zaman mahzun olduğunu,nadiren mesrur ve mütebbessim olduğunu düşünürüm.
 
O'nun aramızda olduğunu düşünmeye çalışmakla beraber zaman zaman da O'nun huzuruna gidip O'nunla görüştüğümü hayal eder.O'na olan hasretimi bu şekilde biraz olsun gidermeye çalışırım.Geçenlerde yine seccademe oturdum.gözlerimi kapadım.Ve O'nun huzuruna gittim.O çok ama çok mahzundu.Selam verdim.Mahzun bir sesle selamıma karşılık verdi.Ama O sevgi,şefkat ve merhamet abidesi başını kaldırıp yüzüme bile bakmadı.Mübarek başını önüne eğmişti.Sanki bana küskün gibiydi.O kadar mahzundu ki,O'nun bu hali yüreğimi dağlamıştı.Bununla beraber bir de,dargın gibiydi.Duruşu bana o kadar dokunmuştu ki göz yaşlarıma hakim olamayarak,ağlamaya başladım.Belki benim yerimde siz olsaydınız,O'nun bu hali karşısında,sadece ağlamakla kalmaz,belki üzüntünüzde kendinizden geçer,bayılırdınız.Belki de orada ruhunuzu yaradana teslim ederdiniz.Fakat ben dumura uğramış hissiyatımla sadece mahzun bir gönülle ağlıyordum. "Niye mahzunsunuz Ya Resulullah ?" diye sormaya cesaret bile edemedim.O'na onu soracak yüzüm yoktu. "Herhalde Ben hakiki bir Müslüman olamayışımdan dolayı mahzundu Ümmetin,gençliğinin halinden dolayı mahzundu.Mahzun olacak daha çok şey vardır ki diye düşündüm.
 
Bir daha baktım,nurlu yüzüne.Mübarek yüzündeki hüzünle adeta; "Ben mahzun olmayayım da kim mahzun olsun?Ümmetimden olduğunu söyleyip de Allah'ın emrettiği ve benimde sünnetim olan örtü emri inkar edilerek kadınların ve kızların başları zorla açtırılırken ben nasıl mahzun olmayayım? Ümmetim günahlar içindeyken,gurur,kibir ve riyaya kapılmış,kalpleri kararmışken,gaflet ve rehavete dalmışken,ben nasıl mahzun olmayayım?Gençlik fuhuş ve münkerata çekilip,sürüklenirken,ben nasıl mahzun olmayayım? Sokaklardaki yetim ve öksüzlerin,sahipsiz çocukların imanları tehlikedeyken,bunlara ve kaçırılarak,tuzağa düşürülen, namusları kirletilen,bir meta (mal) gibi satılan kadınlara Müslümanlar sahip çıkmazken Ben nasıl mahzun olmayayım" diyordu.Evet,dedim.Ona sorsaydım bana bunları söyleyecekti.Ve bana soracaktı; "Peki bu durumlar karşısında sen ne yapıyorsun?deseydi.acaba ben o zaman ne cevap verecektim.
 
Benim daha fazla ağladığımı görünce bu durumuma dayanmadı.Şefkat ve merhamet Abidesi Peygamberim.Beni teselli etmek ister gibi yüzüme baktı. Ben hemen: "Söz veriyorum Ya Resulullah (SAV)" dedim. "Sana söz veriyorum.Allah'a layık Sana yaraşır bir mümin olmaya çalışacağım.Ümmetin ve gençliğin gaflet ve delalet girdabına düşenlerin kurtulması için daha çok çalışacağım.Sokaklardaki sahipsiz çocuklara,mazlumlara,
bacılarımıza sahip çıkarak ve tüm ızdıraplı Müslümanlara yardım etmek için elimde geleni yapacağım.Bu uğurda gerekirse canımı bile seve seve feda edeceğim.Sana söz veriyorum.Ne olur mahzun durma artık ,dedim.
 
Benim bu sözlerimden sonra adeta memnuniyetini ifade eden bir hediye olarak tebessüm etti.Resulullah (SAV) tebessüm ediyordu; Ama mübarek gözleri yine mahzundu.Yalnız gözlerinde bir ışık belirmişti.Bu bir umut ışığıydı.O'nun mahzun olmaması,mahzun gözlerinin de içinin gülmesi ve mübarek yüzünde tebessüm çiçeklerinin açması için çok çalışmalıyız.Elimizden gelen her fedakarlığı yapmamız gerekiyor.
 
İşte ben tam o sırada sizin adınıza O'na "Efendim,Kurtarıcım,
 
Müjdecim,Peygamberim/ Sana uymayan ölçü hayat olsa teperim," dedim. Ve hayal aleminden uyandım.
 
Doğum yıldönümünün başta Müslümanlara olmak üzere bütün insanlığa,gelişi gibi hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederken yazımı bir şiirle bitirmek istiyorum.Şiir şöyle:
 
 
"PEK HAZİN BİR MEVLİD GECESİ
Yıllar geçiyor ki,Ya Muhammed (SAV),
Aylar bize hep muharrem oldu!
Akşam ne güneşli bir geceydi...
Eyvah,o da leyl-i matem oldu!
Alem bugün iki milyarı geçti
Mazluma yaman bir alem oldu:
·
Çiğnendi harim-i paki şer'in;
Namusa yabancı mahrem oldu!
Beyninde öten çanın sesinden
Binlerce minare ebkem oldu.
Allah için,ey Nebiyy-i masum,
İslam'ı bırakma böyle bikes,
İslam'ı bırakma böyle mazlum."