Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

İYİ Kİ BU MUHALEFET İKTİDARDA DEĞİL (2) 30.03.12 Cumartesi-Yüreğir/ADANA

PDFYazdıre-Posta

Yenidünya düzeninde haberi olmayanların ülkeyi idare etmeleri bir yana kendilerini bile idare edemezler. Bilim ve tekniğini baş döndürücü hızla geliştiği bir çağda hala ülkeyi 1920’li argümanlarla idare etme imkânı yoktur. Dünyanın gelişmiş ülkelerinin istihbarat elemanları düşman ülkelerin idarecilerinin kendi ülkesi hakkındaki düşüncelerini onlara çeşitli şekillerle yedirdikleri ilaçlarla öğreniyorlar. Ona göre tedbir alıyorlar. Türkiye geçmişten gelen yanlışlar sayesinde bugün Rusya ve İran tarafından kuşatılıyor. Sen ana muhalefet olarak sırf seçimle gelemediğin iktidarı devirip sana ülke idaresinde yer açmadı diye Genelkurmay başkanına “Kartondan Kaplan” diye hakaret ettin. Senin “Kartondan Kaplan” diye alay ettiğin kimse büyük resmi görüp ona göre; bunun önlemesi için iktidara tehlikeyi haber vermiş. Geleceğin yakıt ürünü elektrik olacak. Peki, egemen güçler petrol yataklarını niye kontrol ediyor? Diye sorabilirsiniz. Egemen güçler petrol yataklarının kimin elinde kalmasını kontrol ediyorlar. Yakın gelecekte petrol popülitesini kaybedecek. Onun yerini Elektrik, su ve doğalgaz alacak. Dolayısıyla Uluslar arası çekişmeler bu üç madde üzerinde yoğunlaşacak. Bugüne kadar elektrik ya su ya da doğalgaz kullanılarak elde ediliyordu. Bugünden sonra elektrik enerjisi nükleer santrallarda üretilecek. Yani yakın geleceğin enerjisi hem ucuz hem de sağlıklı olması açısında nükleer santrallarda üretilecek. Nükleer santral işi yeni bir iştir. Türkiye’nin bu konuda ne deneyimi ne de denetleyecek elemanı var. Elektrik enerjisi kuru fasulye yiyerek elde edilmez.2011 yılında Japonya’da meydana gelen Tsunami sonrası oradaki nükleer santrallerin zarar görmesi Japonya’da bu konudaki yetişmiş elemanları tedirgin bir durumda bekliyorlar. Nükleer santral Türkiye için lazım değil elzem bir ihtiyaçtır. Batılıların fişeklemesiyle ülkemizde nükleer santrallerin yapımını engellemek geçmişte uçak üretimi, araba üretimi ve lokomotif üretimi sırasındaki Batılıların verdiği gaza gelenlerin verdiği zarardan daha büyük bir zarar vermiş olurlar. Japonya’daki nükleer santrallerin arızalanması nedeniyle o işin uzmanlarını ingiltere ve fransa ülkesine kaçırmak istiyor. Türkiye geçmişte Sovyetlerin dağılmasından sonra bu ülkedeki yetişmiş elemanları Türkiye’ye getiremedi. Bu durum Türkiye’nin zararına oldu. Türkiye onarılması imkânsız bir zarar gördü. O zamanki idareciler hazır elemanları ülkemize getirmiş olsalardı Türkiye bugün gelişmiş teknoloji maddeleri satardı. Sovyetlerin dağılmasından sonra kaçırdığımız bu fırsatı şimdi Japonya’daki krizi değerlendirerek yakın gelecekte bu zararı kapatabiliriz. Afrikalılar “Fertler tek başına sömürüye karşı ” diyorlar. Avrupalı ve Amerikalıların yediği çikolataların kakaosunu Afrikalı üretir. Fabrika olmadığı için mamul madde haline getiremeyip ham madde olarak satarlar. Dünya petrolünün % 85’ni Müslümanlar üretir ama rafinerileri olmadığı için kakaoda olduğu gibi faydalanamazlar. Herhangi bir İslam ülkesinde biri veya bir şirketi bir fabrika kurmaya çalışsa, hemen Amerika ve Avrupa’nın uzantıları ile oradaki işbirlikçileri devreye girerek mani olmaya çalışırlar. Bu işte bugüne kadar tam başarılı olmuşlardır. Bu konuya ilişkin birkaç örnek verelim: Cumhuriyetten sonra ordunun uçağı yoktu. Uçak alacak para da yoktu. Bir duyuru ile zenginlerin birer uçak alarak orduya bağışlanması istenmişti. Uçak için istenilen paranın çok olduğunu düşünen işadamı Kartal DEMİRAĞ izin verilmesi halinde bu para ile uçak fabrikası yapıp uçak üreteceğini söylüyor. Hakikaten Yıl 1925 Yer Kayseri. Bir zengin iş adamı. Adamın adı KARTAL DEMİRAĞ. Uçak yapıyor. Ne istiyorsunuz devletten? Diye kendisine sorulduğunda; Hiçbir şey istemiyorum. Yeter ki bana izin versinler. Ben Türkiye’ye yetecek uçak yaparım, diyor. Ama nafile adamcağızın yaptığı uçaklar daha pistte iken param parça ediyorlar. Bu olayda Amerikalıların, Avrupalıların ve onların yerli işbirlikçilerinin rolünü size bırakıyorum. Yıl 1938 yer Zonguldak. Deli SALİH adlı bir şahıs Kömür ocaklarından kömür taşımak için bir lokomotif icat ediyor. O zaman anakara’ya gidiyor. Başbakan ve ilgili bakanlarla görüşüyor. Ne istiyorsunuz devletten? Sorusuna karşı; Lokomotife DELİ SALİH diye isim verin başka bir şey istemem diyor. Tekrar Zonguldak’a dönüyor. İki gün sonra lokomotifin hizmete girmesi için tören yapılıyor. Deli SALİH büyük bir heyecanla lokomotifin başına geçiyor. Çalıştırdıktan beş dakika sonra motoru patlıyor. Deli SALİH büyük hayallerle yaptığı makinesinin böyle patlamasına bir anlam veremiyor. Ankara da gelen Misafirler dağılıp gerisin geri Ankara’ya gidiyorlar. Deli SALİH gidip Lokomotifin motorunu inceliyor. Bir de ne görsün. Lokomotifin motoruna şeker koymuşlar. Ondan dolayı patlamış. Tekrar yapıyor. Ankara’ya gidiyor. Durumu o günkü Başbakana anlatıyor. Dinledikten sonra kendisine: “Seni en yüksek maaşla emekli yapalım, ne yapacaksın. Git evinde istirahat et deyince; Deli Salih hayretler içerisinde kızarak tekrar memleketine dönüyor. Olayın daha sonra Amerika ve Avrupalıların işbirlikçileri tarafından engellendiği ortaya çıkıyor. Aynı durum daha sonra 1960 yılında bin bir emekle yüzdeyüz yerli olarak üretilen “DEVRİM” adındaki yerli arabanın başına gelmişti. Çalıştığı halde “ÇALIŞAMAZ RAPORU” verilen bu araba ne yazık ki bugün hala çalışıyor. Mevcut iktidar gibi muhalefet de memleketine sevdalanırsa bu milletle çok kısa zamanda çok büyük işler yapılır. Yeter ki bu konuda muhalefet de iktidar gibi düşünsün. Muhalefet iktidar gibi düşünmek zorunda değil derseniz o zaman geçmişte olduğu gibi gelecekte de bu millete en büyük kötülüğü yapmış olursunuz. Bir yangını söndürmeye giden kimse su yerine körük sıkarsa yangın sönmek yerine daha da büyür. Selam ve dua ile.