Allah sabradenlerle beraberdir.
Reklam

Haydar keleş web sayfasına Hoş geldiniz.

EY YETKİLİLER! TARİHE VE TARİHİ ŞAHŞİYETLERE HAKETİ NE ZAMAN DUDURACAKSINIZ? 08.03.2011 Perşembe-Yüreğir/ADANA

Yazılarım - Yazılarım

Türkiye üzerinde oynanan bunca oyuna rağmen bu millet hala dimdik ayakta durmaktadır. Onların ta 1850’li yıllardan beri Türk milleti üzerinde yaptıkları araştırmaların hepsi fiyasko ile sonuçlanmıştır. Dünyada bizim gibi şanlı bir geçmişe sahip olan başka bir millet yoktur. Buna rağmen bugün sözün ona bazı şaklabanlar tarafından kendi geçmişine küfür eden bir millette yoktur. Türkiye’deki insanları dinsizleştirmek planlarının aynısını bu Avrupalı ve Amerikalılar Moğollar üzerinde uygulayıp onları bertaraf ettiler. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy bu durumu “Çanakkale Şehitleri” e yazdığı şiirde şöyle dile getirmiştir: Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın...” mısralarıyla anlatmaktadır. Bir kimsenin Osmanlıyı anlaması için önce kendisini bilmesi gerekir. Kendini bilmek için de Allah’ı bilmek lazım. Fatihin İstanbul’u nasıl fethettiğini anlamak için de Fatih Sultan Han Hazretlerinin

Devamı...

 

TERBİYE METODU (1) 07.0312.11 Çarşamba-Yüreğir/ADANA

Yazılarım - Yazılarım

Bugünkü adı Eğitim ve öğretim olan kelimenin esas adı Terbiyedir. İnsanlığın başlangıcından bugüne kadar insanların eğitimi için birçok metot kullanılmıştır. Çoğu zaman kullanılan metotların işe yaramadığı görülmüş olup toplum iyileşeceğine ahlaken daha çok dejenere olmuştur. Bu kötü gidişatı durdurmak için Allah peygamber göndermiştir. Peygamberler bozulan toplum düzenini tekrar düzelterek yerine oturtmuşlardır. Peygamberlerin son halkası Peygamberimize kadar bu durum böyle devam etmiştir. İslam ümmeti uzun yıllar Peygamberimizin kendisine bıraktığı eğitim metodunu nesillere uygulamış ve üstün başarılar elde etmişlerdir. Ne zamanki kendi eğitim metodumuzu bırakarak batıdan gelen metotların peşinde koştuk işte o zaman neslimiz düzeleceğine daha da bozulmuştur. Gerek İslam dünyasında gerekse batıda bu kötü gidişe dur demek için bugüne kadar bu konuda binlerce eser yazılmış. Sadece eser yazılmakla kalınmamış bu işle ilgili bakanlıklar

Devamı...

 

TÜRKİYE NE ZAMAN BÜYÜK DEVLET OLUR? (7)20.02.12 Cumartesi-Yüreğir/ADANA

Yazılarım - Yazılarım

   İstanbul’un Osmanlılar zamanındaki adı “DERSAADET= HUZUR ŞEHRİ” idi. Şimdi birisi Türkiye’ye sığınmak isterse ingiliz, fransız, alman ve diğer ülkelerin insanları Suriyeli albayın satışını göstererek;-siz bilirsiniz. Böyle bir sonuç sizin de başınıza gelir. Biz karışmayız. Karar sizin, diye cevap verirler. Hâlbuki biz Türkler Anadolu’ya geldiğimizden beri bizden eman isteyenlere Eman vermişizdir. Hatta bu konu ile ilgili olarak;”aman dileyen kılıç kalkmaz” diye bir atasözümüz bile var. Suriyeli muhalif Albay Harmuş ile arkadaşının satışı oldukça alışık olmadığımız bir durum haline geldi. Biz öyle bir milletiz ki bizden sığınma talep edenlerin dinine, diyanetine, ırkına bakmadan izin vermişizdir. Ülkemizde çoğu insanımızın bilmediği “500.Yıl vakfı” vardır. Bu vakıf 1992 yılında Türkiye'de, 1492'de ya dinlerini feda etmek veya "bir daha ne sebeple olursa olsun geri dönmemek" üzere ülkeyi terk etmek zorunluluğunda bırakılan İspanyol Yahudileri Sefaradların Osmanlı İmparatorluğuna buyur edilmelerinin

Devamı...

   

KENAR MERKEZİ ZORLARKEN (2) 5.03.2012 Pazartesi-Yüreğir/ADANA

Yazılarım - Yazılarım

En çetin ve en bilinen şekliyle merkez-kenar arasındaki mücadele Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) ile Ebu Cehil arasında olmuştur. Bu tarihi mücadeleyi iyi anlarsak bugünkü duruma nasıl geldiğimizi daha iyi anlarız. Hani hepimiz biliriz, Peygamberimiz (SAV) peygamber olmadan önce herkes tarafından sevilen, sayılan, güvenilen bir kimseydi. Herkes O’nu sever, Herkes O’na güvenir. Herkes onu her yönüyle takdir ederdi. Ama ne zaman ki Peygamber olup merkeze girmeye çalışınca; o zaman merkezdekiler-Yani idarede olanlar-var gücüyle onu ortada kaldırmaya çalıştılar. O’nu merkeze sokmamak için akla hayale gelmeyecek kötülük yaptılar. Hâlbuki o günkü Cahiliye Arapları da diğer Yahudi ve Hıristiyanlar gibi bir peygamberin geleceğine inanıyorlardı. Ama onlar kendilerinden birinin peygamber olacağını ümit ediyorlardı. O gün Peygamberimiz (SAV)’e taraftar olanlarla O’na karşı olanlar arasındaki mücadele çok çetin olmuştur. Bununla ilgili olarak burada birkaç misal vermek istiyorum. Mekkeli Müşrikler başta Peygamberimiz (SAV) olmak üzere

Devamı...

   

KENAR MERKESİ ZORLARKEN (1) 4.03.2012 Pazar-Yüreğir/ADANA

Yazılarım - Yazılarım

Bilim ve Teknik ilerledikçe Merkez-Kenar ilişkileri çakışmıştır. Orta Çağda merkeze yerleşen Hıristiyanlık merkeze girmek isteyen kenardakilerle arasında kıyasıya bir mücadele devam etmiştir. Bu mücadele çok kanlı olmuştur. Çok kanlı bir mücadelenin ardında kenarda olan aydınlar ile merkezdeki koyu Hıristiyanlar yer değiştirmiştir. Sırf “dünya dönüyor” dediği için idam edilen ilmiyeliler neticede merkeze girmişlerdir. Fransa’da merkeze çöreklenmiş olanlarla kenardakileri kaynaştırmak için devrim yapılmıştır. Tarih boyunca merkez, gücü elde tutan “ERG” olmuştur. Egemen olmuştur. Merkez iyi bir yer olmalı ki oraya yerleşenler ya kenardakileri görmüyor ya da onların merkeze yaklaşmasına fırsat vermiyor. Başta Fransa olmak üzere çok önce sanayi devrimi gerçekleştiren ülkelerde Merkez-Kenar ilişkileri kısa sürede aralarında barışı sağlamışlardır. Amerika Almaya ve Rusya’daki Merkez-Kenar ilişkisi çok zor olmuştur. Ama neticede buralarda da Merkez ile Kenar barışmıştır. Almanya Merkezdeki Almanlarla

Devamı...

   

“İYİ Kİ BU PAŞALARLA SAVAŞA GİRMEMİŞİZ” (1) 03.03.12 Cumartesi-Yüreğir/ADANA

Yazılarım - Yazılarım

2011 yılında Sayın Başbakan yardımcısı Bülent Arınç bir konuşmasında “iyi ki biz bu paşalarla savaşa girmemişiz” demişti de o gün yer yerinde oynamıştı. Ne yazık ki geçen süre zarfında paşalarımızın kırdığı potlar ve yaptıkları yanlışlar sonucu bu milletin hafızasında Sayın Bülent Arınç’ın söylediği sözlerinden haklı olduğu ortaya çıktı. Sayın Arınç söylediklerinden haklıymış. Çünkü yıllarca paşaların neyle uğraştığı çok iyi biliyormuş. Çok büyük emekler harcanarak yetişmiş olan paşalarımızın Harb sanatını öğrenmeleri gerekirken onlar iktidarda kalma, devletin kaynaklarını kendilerine kanalize etme; Cumhuriyet adına kendi krallıklarını kurma ve kendilerine karşı pürüz çıkaracaklarını düşündükleri kimseleri pasifize etme işiyle uğraşmışlar. Zihninizi biraz kurcaladığınızda paşalarımızın çeşitli vesilelerle yaptıkları konuşmalarında kendilerinin yanlışlarını yine kendi konuşmalarından bulabilirsiz. İşte ben hafızamı biraz kurcaladıktan sonra şu sonuçlara

Devamı...

   

Sayfa 276 / 310

<< Başlangıç < Önceki 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 Sonraki > Son >>